hızlı hızlı ile cümle
hızlı hızlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Orada kar öyle hızlı yağıyor ki neredeyse üs hemen karlar altında kalıyor.It snows so heavily there, the installation was almost immediately buried.
Ve şu soruyu sormak istiyorum: ne kadar öteye ve ne kadar hızlı gidebilirdik?And I want to ask the question: how far and how fast would be have to move?
Ve size sadece, çok hızlı bir şekilde göstermek istiyorum.And I just want to, very quickly, show you this.
Göğe çıktığımızdan beri daha hızlı ve daha fazla uçmak ister olduk.Since we took to the sky, we have wanted to fly faster and farther.
DARPA'nın hipersonik test aracı şu ana kadar yapılmış en hızlı manevra kabiliyetine sahip uçak.DARPA's hypersonic test vehicle is the fastest maneuvering aircraft ever built.
Bu işi hızlı bir şekilde halledebileceğinize eminim bu yüzden size geldim..I believe that your reconstruction will be fast, too. That is why I came to see you, President.
Belediye başkanıyla beraber rehberim de hızlı aramaya kayıtlı zaten.I've got her on speed dial along with the Governor.
Hızlı çözümler yoktur.There are no quick fixes.
Ama ışık Galileo için çok hızlıydı.But light was too fast for Galileo.
Ama, dişli çarkı hızlıca döndürürken ilginç birşey gözlemledi.But something interesting happens as he spins the wheel faster.
Peki, sizinle geleyim gerek yok yalnız başıma daha hızlıyımAlright, I'll go with you I can manage on my own
Bu beş dakika içerisinde çok hızlı konuşacağımı size söylemeliyim.I have to tell you that within five minutes I will talk very fast.
Daha uzaktaki bir galaksiye bakacak olursanız, daha da hızlı hareket ettiğini görürsünüz.And if you look at a galaxy even farther away, it would be moving away faster.
Eğer bir milyar yıl sonra gelir tekrar bakarsanız, daha da hızlı uzaklaştıklarını görürsünüz.If you come back a billion years later and look at it again, it will be moving away faster.
Hızlılar Kupası temsil ederler bizim üniversitemizi.The Hastings Cup represents all that is best in a university.
Ve şimdiye kadar bunu söylemek istiyordum hatta biz Hızlılık Kupasını bile kazabiliriz.And I would go so far as to say that we could even win the Hastings Cup this year.
Kazanan takım 50 puan alacak Hızlılık Kupasında.The team that wins the challenge gets 50 points towards the Hastings Cup.
Yarınki zafere ve Hızlılık Kupasına.To victory tomorrow and the Hastings Cup.
Ve yarın ayrılır ayrılmaz, biz Hızlılık Kupasında katliama uğrucaz.And as soon as you leave tomorrow, we're going to get slaughtered in the Hastings Cup.
Golf arabasıyla gitmen ne kadar hızlı olur?- How fast does that golf cart go?
Bunu veriyorum yılın kazananı Penis ve Toplara, Hızlılık Kupasını kazanaları.I give you this year's winners, the Cock and Bulls, winners of this year's Hastings Cup.
"hızlı neşe" anlamına geldiğini çeviri sayesinde keşfettim."happiness" in Chinese literally means "fast joy." Huh!
Hatta çok hızlı bir şekilde yerleşir.It habituates rapidly, indeed.
Ve bu da robotun insan hızından 10 kat daha hızlı çalışması.And here's the robot operating at 10 times the speed of the human.
Ezberden yapmak isterseniz arada adım atladığınız için cevaba daha hızlı ulaşabilirsiniz.Now, FOlL can be faster if you just wanted to do it and kind of skip to this step.
Bu nedenle üzerinden çok hızlı geçeceğim.(Laughter)
Ama geleneksel çiftçilikten çok daha hızlı.But it's much faster than conventional farming.
Çince öğrenmenin yeni ve hızlı bir yönteminin nasıl kullanışlı olabileceğini düşünmeye başladım.I started thinking about how a new, fast method of learning Chinese might be useful.
Sadece beş dakikamız olduğundan daha hızlı ve basit bir yol kullanmamız daha iyi olacak.Since we only have five minutes, it's better that we have a fast and simpler way.
Bu daha hızlıydı ve kimse elyazımı okumaya çalışmak zorunda kalmıyordu.This was faster, and nobody had to try to read my handwriting.
Kendimi bir diyalog ortamında bulduğumda hızlı yazıp hemen konuşmaya dalmam gerek.When I find myself in a conversational situation, I need to type fast and to jump right in.
Hızlıca bir açıklama yapalım.And very quickly, just to clarify.
Git git! Daha hızlı! Fighting!- Sir, this way!
Şimdi biraz hızlı geçeceğim çünkü zamanım hızla daralıyor.I want to show you quickly what I've created, some new type of illusions.
Mümkün olan en iyi çözümlere ihtiyacımız var ve bunları olabildiğince hızlı yaymamız lazım.We need the best ideas possible. We need them now and we need them to spread fast.
Hızlı servis biraz pahalı.The express service is a little bit more expensive.
Uzun zamandır ben de hızlı teşhis yöntemlerinin öneminden bahsediyorum.So I have for a long time said that what we really needed was a rapid diagnostic.
Hastalık Kontrol Merkezlerimiz hızlı teşhis adını verdikleri bir test geliştirdiler.And our Centers for Disease Control has labeled a test they developed a rapid diagnostic.
Bütün bunlar göreceli hızlı bir şekilde olmuş.All of that happened relatively quickly.
Daha hızlı gelemez miydin?You can't come back more quickly?!
Vermikülit toprak kondisyonlayıcı olarak, bitkilerin daha hızlı ve iyi büyümesi için kullanılıyordu.Vermiculite was used for soil conditioners, to make plants grow faster and better.
Yani bu, Güneş'in kütlesine göre birkaç kat daha hızlı ve sıcak olacak.So this will be faster and hotter than something the mass of our Sun.
Ahjussi, lütfen daha hızlı sürün.<br />Böyle sürerseniz geç kalacağız.Ajusshi, please drive faster. We will be late if you go like this.
Hızlı çalış 400-500 yuan kazanabilirsiniz.If you work fast you can earn 400-500 yuan.
Onlar çok hızlı bir şekilde kurtarmak.They recover very quickly.
Bu kaslar güçlü olmasalar da çok hızlıdırlar.Bu kaslar güçlü olmasalar da çok hızlıdırlar.
Oldukça karmaşık gezegendeki en hızlı görsel algılama sistemine sahiptirler.Oldukça karmaşık gezegendeki en hızlı görsel algılama sistemine sahiptirler.
Hakkında hızlıca bahsetmek gerekirse, bu bir mühendislik ders kitabı.Just to tell you quickly about it: this is an engineering textbook.
İkinci Sanayi Devrimi boyunca olduğundan daha hızlı gelişiyor.It's growing faster than it did during the Second Industrial Revolution.
Dünya çapındaki gelirler, geçtiğimiz 10 yılda tarihte olduğundan daha hızlı bir oranda arttı.Worldwide incomes have grown at a faster rate in the past decade than ever in history.
Bilgisayarlar gelmiş geçmiş her bir şeyden daha hızlı şekilde ileriye gidiyor.Computers get better faster than anything else ever.
‹‹Günlerim dokumacının mekiğinden hızlı, Umutsuz tükenmekte.My days are swifter than a weaver's shuttle, and are spent without hope.
İkisi birlikte koşuyordu. Ama öteki öğrenci Petrustan daha hızlı koşarak mezara önce vardı.They both ran together. The other disciple outran Peter, and came to the tomb first.
Akşam üstü kendisine safin (görkemli) hızlı koşan (saf kan Arap) atları gösterilmişti.When they brought fleet-footed chargers in the evening to show him,
O çok hızlı hesap görür.He is swift at reckoning.
O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.The day when they will come out of their graves in all haste as though rushing to their altars,
Bizim emrimiz sadece bir kere, hem de göz açıp kapama gibi pek hızlıdır.And Our command is but one (word) swift as the winking of an eye.
Bilesiniz ki yargı O'nundur ve O, en hızlı hesap görendir.His indeed is the judgement; and He is swift at reckoning.
De ki: "Plan yapmada ALLAH daha hızlıdır. Elçilerimiz, düzenlediğiniz tüm planları kaydetmektedir."Say: "God is swifter at contriving," for Our angels record everything you plan.
O, en hızlı hesaplıyandır.He is swift at reckoning.