hızlı hızlı ile cümle

hızlı hızlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ona yetişemeyeceğim kadar çok hızlı koştu.Tom ran too fast for me to catch him.
Bu bilgisayar gerçekten hızlı.This computer is really fast.
Bilgisayarınız ne kadar hızlı?How fast is your computer?
Tom neredeyse Mary kadar hızlı yüzer.Tom swims just about as fast as Mary.
Tom Mary kadar hızlı yüzer.Tom swims as fast as Mary does.
Hızlı bir fincan kahve almak ister misin?Do you want to grab a quick cup of coffee?
Okyanuslar bilim adamlarının daha önce düşündüğünden daha hızlı ısınıyor.The oceans are warming faster than scientists previously thought.
Hızlı bir çıkış yaptım.I made a quick exit.
Ben gerçekten hızlı sürdüm.I drove really fast.
Ben yeterince hızlı değilim.I'm not fast enough.
Çok hızlı koşamam.I can't run very fast.
Ölen hamsterimi hızlıca veterinere götürmem gerekiyordu.I had to quickly take my dying hamster to the vet.
O ona hızlı bir öpücük verdi.She gave him a quick kiss.
Kuzey kutup bölgesi, gezegenin geri kalanından iki kat daha hızlı ısınıyor.The Arctic is warming twice as fast as the rest of the planet.
O hızlı bir şekilde öğrendi.She learned quickly.
Ben hızlı bir yüzücüyüm.I'm a fast swimmer.
Satın aldığın at hızlıdır.The horse you bought is fast.
Ben çok hızlı bisiklet süremem.I can't bike very fast.
Nasıl daha hızlı kilo verebilirim?How can I lose weight more quickly?
Hızlı bir dama oyunu için vaktiniz var mı?Do you have time for a quick game of checkers?
Tom geri kalanımız kadar hızlı değildi.Tom wasn't as fast as the rest of us.
Tom onu her zamanki kadar hızlı biçimde yapmadı.Tom didn't do that as quickly as he usually does.
Tom onu çok hızlı yapmadı.Tom didn't do that very fast.
Tom onu çok hızlı bir biçimde yaptı.Tom did that very quickly.
Tom onu çok hızlı yaptı.Tom did that very fast.
Uzay gemisi yeterince hızlı değil.The spaceship isn't fast enough.
Tom şimdiye kadar sınıfın en hızlı koşucusu oldu.Tom has been the fastest runner in the class so far.
Onlar çok hızlı büyürler.They grow up so fast.
Tom Mary'nin onu John kadar hızlı yapamayacağını biliyordu.Tom knew that Mary wouldn't be able to do that as fast as John.
Hatalar yapmaktan korkmazsanız bir yabancı dili daha hızlı konuşabilirsiniz.You can speak a foreign language more quickly if you're not afraid of making mistakes.
Daha hızlı gidebilir miyiz? Geç kalıyorum.Could we go faster? I'm late.
Daha hızlı gidebilir miyiz Geciktim.Could we go faster? I'm late.
Postaneye giden en hızlı yol nedir?What's the fastest way to get to the post office?
Onu yapmanın en hızlı yolu nedir?What's the fastest way to do that?
Leyla hızlı dehidrasyona maruz kaldı.Layla faced rapid dehydration.
Neden bazı insanlar dilleri diğerlerinden daha hızlı öğrenirler?Why do some people learn languages faster than others?
Neden bazı insanlar dilleri diğerlerinden daha hızlı biçimde öğrenirler?Why do some people learn languages more quickly than others?
Onu hızlıca yapmanız gerekiyor.You need to do that quickly.
Onu hızlıca yapmalısın.You need to do that quickly.
Dünyanın iklimi, tarihteki herhangi bir başka zamandan daha hızlı değişiyor.The earth’s climate is changing faster than at any other time in history.
Tom Mary'ye hızlı bir öpücük verdi ve otobüse bindi.Tom gave Mary a quick kiss and got on the bus.
Tom bir zamanlar olduğu kadar hızlı değil.Tom isn't as fast as he once was.
Tom eskiden olduğu kadar hızlı değil.Tom isn't as fast as he used to be.
Sami ve Leyla gerçekten hızlı aşık oldular.Sami and Layla fell in love really fast.
O oldukça hızlı konuşur.She speaks quite fast.
Çok hızlı yüzüyorum.I swim very quickly.
Hızlı çalışıyorsun.You work fast.
Erkekler, kızların hızlı arabalara sahip olan adamları sevdiğine inanırdı.The boys believed that girls liked guys who owned fast cars.
Şirket hızlı büyüyor.The company is growing fast.
Tom bunu elinden geldiği kadar hızlı yaptı.Tom did that as fast as he could.
Tom kadar hızlı sürmüyorum.I don't drive as fast as Tom.
Tom, Mary'nin sürdüğünden çok daha hızlı sürüyor.Tom drives much faster than Mary drives.
Tom bunu yapmada Mary'den daha hızlı olabilir.Tom might be faster at doing that than Mary.
Umarım Tom bunu yapmada benden daha hızlı değildir.I hope Tom isn't faster at doing that than I am.
Tom, sınıfındaki herkesten daha hızlı koşabilir.Tom can run faster than anybody else in his class.
Tom bana bunu yapmada Mary'den daha hızlı olduğunu söyledi.Tom told me that I'm faster at doing that than Mary.
Çok hızlı bir yüzücüsün, değil mi?You're a very fast swimmer, aren't you?
Tom bunu yalnız başına daha hızlı yapabilirdi.Tom could've done that faster by himself.
Bunu çok hızlı yaptın, değil mi?You did that very fast, didn't you?
Bunu Tom'dan daha hızlı yapabilirim.I can do that faster than Tom.

İlgili Sayfalar