hızlı hızlı ile cümle

hızlı hızlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
her şey çok hızlı gerçekleşti.Everything happened too fast.
Sen Mary kadar hızlı hareket edemezsin.You can't move as fast as Mary.
Ben hızlı yemem.I don't eat fast.
Leoparlar çitalar kadar hızlı koşabilir mi?Can leopards run as fast as cheetahs?
Biraz daha hızlı sürebilir misin? Acelemiz var.Can you drive a little faster? We are in a hurry.
Biraz daha hızlı sürebilir misiniz? Acelemiz var.Can you drive a little faster? We are in a hurry.
Bazen insanlar çok hızlı yemektedir.Sometimes people eat too fast.
Biz onu oldukça hızlı şekilde onardık.We fixed that pretty quickly.
Tom ne kadar hızlı gidiyordu?How fast was Tom going?
Şeyler çok hızlı gidiyor.Things are going too fast.
Bu nehrin akış hızlıdır.The flow of this river is fast.
Hızlı konuşulduğunda İtalyancayı anlamam zor.It is difficult for me to understand Italian when it is spoken quickly.
O çok hızlı öğreniyor.He is learning very quickly.
Tom çok hızlı öğreniyor.Tom is learning very quickly.
Bu bilgisayar oyunlarını oynamak için hızlı tepkilere sahip olmalısın.You need to have quick reactions to play these computer games.
Şeyler yeterince hızlı olmuyor.Things aren't happening fast enough.
Hafta sonu yeterince hızlı gelemiyor.The weekend can't come quick enough.
Tom çok hızlı yazabilir.Tom can type very fast.
Tom'un yeni sekreteri çok hızlı yazabilir.Tom's new secretary can type very fast.
Tom'un yeni asistanı çok hızlı yazabilir.Tom's new assistant can type very fast.
Hızlı konuşulduğunda Fransızcayı anlamam zor.It's difficult for me to understand French when it's spoken quickly.
Ben her zaman hızlıydım.I've always been fast.
Ben hızlı olmaya çalışacağım.I'll try to be quick.
Bu ülkede posta hizmeti hızlı değildir.The postal service in this country isn't fast.
Ne kadar hızlı yürüyebilirsin?How fast can you walk?
Ne kadar hızlı yürüyebilirsiniz?How fast can you walk?
Yazılım donanımın hızlanmasından daha hızlı yavaşlıyor.Software is getting slower more rapidly than hardware becomes faster.
Tom Mary'den hızlı mı?Is Tom faster than Mary?
Bilgiyi yeterince hızlı benimseyemiyorum.I can't assimilate the information fast enough.
O gerçekten oldukça hızlıydı.It was really quite fast.
O inanılmaz derecede hızlı konuşuyor.He speaks incredibly fast.
Kim daha hızlı, sen mi yoksa Tom mu?Who's faster, you or Tom?
Tom Mary'den daha hızlı mıydı?Was Tom faster than Mary?
Tom çok hızlı hareket edemez.Tom can't move very fast.
Gerçeği söyleyen birinin hızlı bir ata ihtiyacı vardır.One who tells the truth, needs a fast horse.
Onların hepsi çok hızlı yüzmektedir.They all swim very fast.
Onların hepsi çok hızlı yüzer.All of them swim very fast.
Onun kalbi hızlı atıyor.His heart beat rapidly.
Kim en hızlı şekilde yüzecek?Who will swim most quickly?
Kim en hızlı yüzecek?Who will swim the fastest?
Tamam, bunu hızlı yapalım.OK, let's make this quick.
Çok hızlı durmamalıydın.You shouldn't have stopped so quickly.
Onlar bizden daha hızlı.They're quicker than we are.
Tom düşündüğünden daha hızlı.Tom is faster than you think.
Onlar bizden daha hızlıdırThey are faster than us.
Tom beklediğimizden daha hızlı iyileşti.Tom recovered faster than we expected.
Daha hızlı yürümeye başlaman gerekiyor.You need to put your best foot forward.
Senin atın hızlı ama benimki daha hızlı.Your horse is fast, but mine is faster.
Yavaş ol! Çok hızlı sürüyorsun!Slow down! You're driving too fast!
Yavaşla. Çok hızlı sürüyorsun.Slow down. You're driving too fast.
Yavaşlayın. Çok hızlı sürüyorsunuz.Slow down. You're driving too fast.
Ben hızlı gittim.I went fast.
Biz başka birinden daha hızlıyız.We're faster than anyone else.
Tom takımımızda en hızlı yüzücüydü.Tom used to be the fastest swimmer on our team.
Yurt hayatına oldukça hızlı bir şekilde alışacaksın.You'll get used to the dorm life pretty quickly.
Bir bilgisayar gerçekten hızlı bir şekilde bir şeyler hesaplayabilir.A computer can calculate things really quickly.
Yüzeye çok hızlı çıkan dalgıçların vurgun yeme riski vardır.Divers who surface too quickly run the risk of contracting the bends.
Zamanın ne kadar hızlı geçtiği inanılmaz.It's unbelievable how fast time flies.
O çok hızlı sürüyor.He is driving very fast.
Doktor, hastanın nabzının biraz hızlı olduğunu düşündü.The doctor thought that the patient's pulse was a little fast.

İlgili Sayfalar