Bir çözüm buldum. Fakat o kadar hızlı buldum ki doğru çözüm olamaz.I found a solution, but I found it so fast that it can't be the right solution.
Sen yeterince hızlı değilsin.You're not fast enough.
Zaman çok hızlı geçti.Time has passed very fast.
Onun kadar hızlı yüzebilir misin?Can you swim as fast as he?
Hızlıtop fırlatabilir misin?Can you throw a fastball?
Çok hızlı konuşma eğiliminiz var.You have a tendency to talk too fast.
Sana yetişemeyeceğim kadar çok hızlı yürüyorsun.You walk too fast for me to keep up with you.
Hava seyahati hızlı ancak deniz seyahati huzurlu.Air travel is fast; sea travel is, however, restful.
O heyecanlandığında, gittikçe daha hızlı konuştu.As he grew excited, he spoke more and more rapidly.
Ekspres tren yerelden bir saat daha hızlıdır.The express train is an hour faster than the local.
Hızlı koşarsan treni yakalayabilirsin.If you run fast, you can catch the train.
Hangisi daha hızlı gider, bir gemi mi, yoksa bir tren mi?Which goes faster, a ship or a train?
Zamanında ulaşmak için hızlı yürü.Walk fast so as to be in time.
Hisse senedi fiyatlarında hızlı bir düşüş vardı.There was a rapid decline in stock prices.
Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, boys can run faster than girls.
Her zamankinden daha hızlı yürüdük.We walked more quickly than usual.
Bizim arabamız hızlıydı ve kısa sürede diğer arabaların önüne geçti.Our car was fast and soon got ahead of the other cars.
Bir yangın senin koşabileceğinden daha hızlı yayılır.A fire can spread faster than you can run.
Ses çok hızlı şekilde hareket eder.Sound travels very quickly.
Medyanın onun sözleşmesi ile ilgili bir söylenti rüzgarı vardı ve hızlı geldi.The media got wind of a rumor about his engagement and came quickly.
Genek olarak, erkekler kadınlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, men can run faster than women can.
Elimden geldiğince hızlı koştum.I ran as fast as I could.
Hızlı sürerek kaybedilen zamanı telafi etmeliyim.I must make up for lost time by driving fast.
Bilgisayar bilimi ülkemizde hızlı bir ilerleme kaydetti.Computer science has made rapid progress in our country.
Bilgisayar bilimi ülkemizde hızlı bir ilerleme yaptı.Computer science has made rapid progress in our country.
Lynn hızlı koşar.Lynn runs fast.
Kim daha hızlı koşar, Yumi'mi yoksa Keiko mu?Who runs faster, Yumi or Keiko?
Hızlı yürü yoksa treni kaçırırsın.Walk faster, or you'll miss the train.
En hızlı koşucu 9 saniyede 100 metre koşamaz.The fastest runner can't run 100 meters in 9 seconds.
Mary Jack kadar hızlı yüzer.Mary swims as fast as Jack.
İlk önce modalar çok hızlı değişir.In the first place, fashions change very quickly.
Mike dün çok hızlı koştu.Mike ran very fast yesterday.
Mike, kendi sınıfında en hızlı koşar.Mike runs fastest in his class.
Çoğu gelişmekte olan ülkelerde kentsel nüfus çok hızlı artıyor.The urban population in most developing countries is increasing very fast.
Betty hızlı araba sürer.Betty drives fast.
Betty hızlı sürer.Betty drives fast.
Bill Bob'tan daha hızlı koşabilir.Bill can run faster than Bob.
Hideo bisikletliden kaçınmak için direksiyonu hızlıca çevirdi.Hideo turned the steering wheel sharply to avoid the bicyclist.
Nozomi, Japonya'daki tüm trenlerin en hızlısıdır.The Nozomi is the fastest of all the trains in Japan.
Ne hızlı bir at!What a fast horse that is!
Ne kadar hızlı yürürsen yürü, ona yetişemezsin.No matter how fast you may walk, you can't catch up with him.
Ne kadar hızlı koşarsan koş onu yakalayamayacaksın.No matter how fast you run, you won't catch up with him.
Ne kadar hızlı sürersen sür, oraya vaktinde varamayacaksın.No matter how fast you drive, you won't get there on time.
Tom hızlı koşabilir.Tom can run fast.
Tom Bill kadar hızlı koşmaz.Tom doesn't run as fast as Bill.
Tom ne kadar hızlı çalışıyor!How fast Tom works!
Tom ne kadar hızlı konuşuyor!How fast Tom speaks!
Tom çok hızlı koşar.Tom runs very fast.
Tom çok hızlı yüzer.Tom swims very fast.
Tom senin kadar hızlı yüzebilir.Tom can swim as fast as you.
Tony hızlı koşabilir.Tony can run fast.
Tony hızlı bir koşucu.Tony is a fast runner.
Lütfen onu hızlı bir şekilde yap.Please do it quickly.
Mümkün olduğunca hızlı yürüyün.Walk as fast as possible.
Koşabildiğin kadar hızlı koş.Run as fast as you can.
Koşabildiğim kadar hızlı koşarak, arkadaşımla arayı kapatabildim.Running as fast as I could, I was able to catch up with my friend.
Koşabildiği kadar hızlı koştu.She ran as fast as she was able to.
Koşabildiğim kadar hızlı koştum.I ran as quickly as I could.
Dave sınıf arkadaşlarım arasında en hızlı yüzücüdür.Dave is the fastest swimmer of all my classmates.
Kırlangıç uçuşta hızlıdır.The swallow is swift in flight.