Jack hızlı araba sürmez.Jack doesn't drive fast.
Jack hızlı sürmez.Jack doesn't drive fast.
Jim Ron kadar hızlı koşar.Jim runs as fast as Ron.
Jet uçakları pervaneli uçaklardan çok daha hızlı uçar.Jet planes fly much faster than propeller planes.
Jane iyi bir koşucu olmasa da, o çok hızlı yüzebilir.Though Jane is not a good runner, she can swim very fast.
Jane geyiğin arkasından elinden geldiği kadar hızlı koştu.Jane ran after the deer as fast as possible.
O hızlı bir duş aldı.She grabbed a shower.
Bilgisayar endüstrisinin gelişimi çok hızlıydı.The development of the computer industry has been very rapid.
Bu belgeleri hızla gözden geçirmeni istiyorum.I'd like you to quickly look over these documents.
Bu tren ne kadar hızlı gider?How fast does this train run?
Son zamanlarda, bu çevrede birçok hırsızlıklar var.Recently, there are a lot of burglaries around here.
Bu yolda hız sınırı nedir?What's the speed limit on this road?
Bu kuşun büyük kanatları onun çok hızlı uçmasını sağlar.This bird's large wings enable it to fly very fast.
Bu araştırma hızlı bir şekilde bitiremeyecek kadar çok uzun.This survey is too long to finish quickly.
Bu adam hırsızlıkla suçlandı.This man was charged with theft.
Nehir yüzmek için çok hızlı akıyor.The river flows too fast to swim in.
Bu nehrin akıntısı hızlıdır.The current of this river is rapid.
Bu araba saatte 60 km hızla gidiyor.This car is going 60km an hour.
Bu ülkede doğum oranı hızla düşüyor.The birthrate is rapidly declining in this country.
Bu hızlı akıntıda yüzmek tehlikeli olmalı.It must be dangerous to swim in this rapid stream.
Son tayfunda, rüzgar saatte 200 kilometre hızla esti!In the last typhoon, the wind blew at over 200 kilometers per hour!
Hiçbir yelkenli bundan daha hızlı değildir.No sailboat is faster than this one.
Bu portakallar hızlı olgunlaşır.These oranges mature fast.
Koko, hızla öğrenmeye devam etti.Koko continued to learn fast.
Civardaki hırsızlara dikkat edin.Watch out for thieves around here.
Defol buradan ve hızlı bir şekilde.Get out of here, and quickly.
Ken hızlı koşmalıdır.Ken must run fast.
Üçü arasında, Ken en hızlı koşar.Ken runs fastest of the three.
Tavşanlar hızla ürerler.Rabbits breed quickly.
Ken hızdan dolayı 7.000 yen para cezasına çarptırıldı.Ken was fined 7,000 yen for speeding.
Ken senden daha hızlı koşar.Ken runs faster than you.
Kate İngilizceyi çok hızlı konuşur.Kate speaks English very fast.
Noel hızla yaklaşıyor.Christmas is fast approaching.
Sınıfında hiç kimse ondan daha hızlı değildir.No one in his class is faster than he is.
Kumiko Tom kadar hızlı koşar.Kumiko runs as fast as Tom.
Hıristiyanlık ve İslam, iki farklı dindir.Christianity and Islam are two different religions.
O kadar hızlı konuşuyorsun ki söylediğin bir kelimeyi bile anlayamıyorum.You talk so fast I can't understand a word you say.
Hırsını benden alma.Don't take it out on me.
Hım, bu iyi bir fikir. Oraya gidelim.Hm, that's a good idea. Let's go there.
Köpek yabancı adama hırladı.The dog growled at the strange man.
Çilekler neredeyse onları toplayabildiğimiz kadar hızlı olgunlaşıyordu.The berries were ripening almost as fast as we could gather them.
İngilizcenin öyle hızlı konuşulduğunu hiç duymadım.I've never heard English spoken so quickly.
Çantanı alıp hızla eve gitmelisin.You should grab your bag and hurry home.
Bu, dünyanın en hızlı treni.That is the fastest train in the world.
Birçok Amerikalı hızlı arabaları sever.Many Americans like fast cars.
Bu politikacı hırs dolu.That politician is full of ambition.
Arkadaşlar edinmede çok hızlı değil.He is not very fast at making friends.
O köpek ne kadar hızlı koşuyor!How fast that dog runs!
Bu köpek çok hızlı koşar.That dog runs very fast.
Hızlı koşabilir misin?Can you run fast?
Çok hızlı koşarsın.You run very fast.
Hızlı koşmak zorunda değilsiniz.You do not have to run fast.
Arabanız hız limitini aştı.Your car exceeded the speed limit.
Hızlı iyileşmenizi umuyoruz.We are hoping for your quick recovery.
Spiker hızla konuşabilir.The announcer can talk rapidly.
TGV dünyadaki herhangi bir trenden daha hızlı gider.The TGV goes faster than any other train in the world.
İki yaşındaki bir çocuk bu kadar hızlı koşabilir mi?Can a two-year-old boy run that fast?
19. yüzyılda göçmenlerin sayısı hızla arttı.In the 19th century, the number of immigrants swelled rapidly.
Hızlı, yavaşın zıddıdır."Fast" is the opposite of "slow."
Şehirlerde hız sınırı 50 km / h dir.In towns, speed is limited to 50 km/h.