gittiği ile cümle

gittiği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Emlékszel arra a napra, amikor elszöktünk a hatodikos táborból
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Erinnerst du dich, als wir in der 6. Klasse vom Camp weggelaufen sind?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Kommer ni ihåg dagen vi rymde från sjätte klassens läger?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Mai tineti minte cand am fugit din tabara in clasa a 6-a?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Muistatteko päivän, kun karkasimme kuudennen luokan luokkaretkeltä?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun? O gün neredeyse ölüyorduk.육학년 캠프 때 도망쳤던 날...기역나냐?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Pamätáš sa na ten deň, keď sme utiekli v šiestej triede z tábora?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Pamatujete si ten den, když jsme v šestý třídě utekli z kempu? málem jsme umřeli.
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Se spomnite tistega dne, ko smo ušli iz kampa v 6-em razredu?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Ti ricordi il giorno in cui siamo scappati dal campo del sesto anno?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Tu te rappelles le jour où on s'est enfuit du camp de 6ème année?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Θυμάσαι την μέρα που το σκάσαμε απο την κατασκήνωση της 6ης δημοτικού?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?Помнишь, как в шестом классе мы сбежали из летнего лагеря?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?אתה זוכרת את היום הזה כשהיינו בכיתה ו ברחנו מהשומרים של המחנה?
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?هل تذكر عندما هربنا من مخيم الصف السادس؟
6. Sınıfta yaz kampına gittiğimizde... bir gün kamptan kaçtık.Hatırlamıyor musun?死ぬ思いをしたんだ 忘れるもんか
70'lerin ortasında bir öğrenci olarak Amerika'ya gittiğimde,Ý tôi là, một lần nữa, quay lại nước Mỹ khi còn là một học sinh vào những năm 70,
81 bölü 3, 27'dir. 3ncü kuvvetten 2nciye gittiğimizde yine 3'e böldük.Cuando pasó de la tercera potencia a la segunda potencia, he dividido por tres.
ABCDEF diye gittiğimiz için sonra A ve F art arda.У нас будут вершины ABCDEF, а потом опять возвращаемся к А.
Acele edersin. Gittiğin yere varırsın ama oraya vardığında yalnızsındır.Când te grăbești, ajungi la destinație, dar ajungi singur.
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.5파운드를 지불하는데서 느껴지는 고통은 그 양에 비례하는 것 뿐만 아니라 내가 그 돈이 어디로 간다고 생각하는지에도 좌우된다고 생각합니다.
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.למעשה הכאב שלי בלשלם חמישה ליש"ט הוא יחסי לא רק לסכום עצמו אלא גם לאיפה שאני חושב שהכסף הולך
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.حقيقةً ان لدي تجربة مؤلمة عند دفع خمسة جنيهات هي ليست فقط متناسبة مع المبلغ ولكن عندما افكر في اين سيذهب المال
Acı tecrübelerle öğrendim ki ödenen beş pound sadece miktarıyla değil gittiği yeri düşünmemizle de ilgili.単に金額に比例するだけでなく そのお金がどう使われるかによっても違ってきます これを理解することで 租税政策に革命をもたらす可能性があると思っています
AC'nin yarısı çarpı BD'nin yarısı. Sonrasında nereye gittiğini görebilirsiniz. 2 kere 1/4 AC çarpı BD.1/2 gange 1/2 er 1/4 gange AC gange BD. . 2 gange 1/4 er 1/2 gange AC gange BD. . . .
AC'nin yarısı çarpı BD'nin yarısı. Sonrasında nereye gittiğini görebilirsiniz. 2 kere 1/4 AC çarpı BD.Значи знаем, че това е прав ъгъл.
Afgan büyümek bir düğüne gittiğinde annenin ve teyzelerinin sana uygun eş seçmeye çalışmasıdır.Ir a una boda y que tu madre y tus tías traten de elegir a tu futura esposa
Afgan büyümek bir düğüne gittiğinde annenin ve teyzelerinin sana uygun eş seçmeye çalışmasıdır.Quand tu vas à un mariage et que ta mère et tes tantes essaient de te choisir une épouse
Afgan büyümek bir düğüne gittiğinde annenin ve teyzelerinin sana uygun eş seçmeye çalışmasıdır.Когда ты идешь на свадьбу, а твоя мама и тетушки пытаются выбрать для тебя жену
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.3人の女性を選んで言いました 「彼女たちをインドに連れて行きたい」 答えは「無理だ 部屋からも出ないのに
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Aşa că am mers în Afganistan pentru prima dată, şi am ales trei femei şi am spus, "Vrem să le ducem în India."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Eerst gingen we naar Afghanistan, kozen drie vrouwen uit en zeiden: 'We willen hen meenemen naar India.'
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Először mentünk Afganisztánba, kiválasztottunk három nőt és azt mondtuk, "El szeretnénk őket vinni Indiába."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Então, nós fomos ao Afeganistão pela primeira vez, escolhemos três mulheres e dissemos:
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.그래서 우리는 처음으로 아프가니스탄에 가서 세 명의 여성을 선발하여 말하길, "우리가 그녀들을 인도로 데려가고 싶은데요" 라고 밝혔습니다
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Takže jsme poprvé jeli do Afghánistánu, vybrali jsme tři ženy a řekli jsme, "Chceme je vzít do Indie."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Za pierwszym razem w Afganistanie wybraliśmy trzy kobiety, żeby zabrać je do Indii.
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.И така отидохме в Афганистан за първи път, избрахме три жени и казахме, "Искаме да ги вземем в Индия."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.И так, мы поехали в Афганистан впервые, и мы выбрали трёх женщин и сказали: "Мы хотим их взять в Индию".
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Отож, вперше відвідавши Афганістан, ми вибрали трьох жінок, і сказали: "Ми хочемо забрати їх до Індії".
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.אז הלכנו לאפגניסטן בפעם הראשונה, ובחרנו שלוש נשים ואמרנו "אנחנו רוצים לקחת אותן איתנו להודו."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.فذهبنا إلى أفغانستان للمرة الأولى وأخترنا ثلاث نساء وقلنا: "نريد أخذهم إلى الهند"
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.我哋第一次嚟到阿富汗時 揀咗三位女性 同當地人講︰ 「我哋想帶佢哋返印度。」
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Aconteció que cuando Abiatar hijo de Ajimelec huyó a donde estaba David, a Queila, llevó consigo el efod
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.A stalo sa, keď utekal Ebiatár, syn Achimelechov, k Dávidovi do Keily, že sišiel dolu s efodom v ruke.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Cînd a fugit Abiatar, fiul lui Ahimelec, la David în Cheila, s'a pogorît cu efodul în mînă.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Da Abjatar, Akimeleks sønn, flyktet til David i Ke'ila, hadde han livkjortelen med sig der ned.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Dengang Ebjatar, Ahimeleks Søn, flygtede til David - han drog med David ned til Ke'ila - havde han Efoden med.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Denn da Abjathar, der Sohn Ahimelechs, floh zu David gen Kegila, trug er den Leibrock mit sich hinab.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.I stało się, że uderzyło Dawida serce jego, przeto że urznął kraj płaszcza Saulowego.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Ja kun Ebjatar, Ahimelekin poika, pakeni Daavidin luo Kegilaan, seurasi kasukka hänen mukanaan.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Ketika Abyatar anak Ahimelekh melarikan diri kepada Daud, dan menyertai Daud ke Kehila, ia juga membawa efod
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.아히멜렉의 아들 아비아달이 그일라 다윗에게로 도망할 때에 손에 에봇을 가지고 내려왔었더라
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Ko pa je bežal Abiatar, sin Ahimelekov, k Davidu proti Keili, je prišel doli z naramnikom v roki svoji.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Lõn pedig, hogy a mikor Abjáthár, az Akhimélek fia Dávidhoz menekült, az efódot is magával vitte.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Lorsque Abiathar, fils d`Achimélec, s`enfuit vers David à Keïla, il descendit ayant en main l`éphod.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.När Ebjatar, Ahimeleks son, flydde till David i Kegila, förde han efoden med sig ditned.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Ora, quando Abiatar, filho de Aimeleque, fugiu para Davi, a Queila, desceu com um éfode na mão.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Stalo se pak, že když utíkal Abiatar syn Achimelechův k Davidovi do Cejly, dostal se efod v ruce jeho.
Ahimelekin oğlu Aviyatar kaçıp Keilada bulunan Davuta gittiğinde, efodu da birlikte götürmüştü.Vả, khi A-bia-tha, con trai của A-hi-mê-léc, đi trốn đến cùng Ða-vít tại Kê -i-la, thì có đem theo cái ê-phót.

İlgili Sayfalar