gidiyorsun ile cümle
gidiyorsun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yani her gün hastaneye mi gidiyorsun?Dus je gaat iedere dag naar het ziekenhuis?
Yani her gün hastaneye mi gidiyorsun?Quindi vai tutti i giorni in ospedale?
Yani her gün hastaneye mi gidiyorsun?Så, varje dag gå du till sjukhuset??
Yani her gün hastaneye mi gidiyorsun?Vậy là ngày nào cậu cũng tới bệnh viện à?
Yani her gün hastaneye mi gidiyorsun?Więc codziennie chodzisz do szpitala??
Yani her gün hastaneye mi gidiyorsun?Так ты каждый день ходишь в больницу?
Yani her gün hastaneye mi gidiyorsun?اذا انتي كل يوم تذهبين الى المستشفى ؟
Yani her gün hastaneye mi gidiyorsun?それで 毎日ペク・スンジョと一緒いるって?
Yani... Öyle fevkalade bir aileye gelin gidiyorsun ki.Пред теб има невероятни възможности!
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Colonnello, dove sta andando?
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Coronel, ¿adónde va?
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Coronel, aonde vai?
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Dokąd pan idzie, pułkowniku?
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Hvad laver du, oberst?
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Minne te menette, herra everstiluutnantti?
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Vad gör du, överste?
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Αντισυνταγματάρχα, πού πηγαίνετε;
Yarbay, nereye gidiyorsunuz?Полковник, куда вы идёте?
Yarın ayrılıyorum bu yüzden üzülme. - Bir otele mi gidiyorsun?Me voy mañana así que no te preocupes. - ¿Vas a ir al hotel?
Yarın ayrılıyorum bu yüzden üzülme. - Bir otele mi gidiyorsun?-Tänker du bo på hotell?
Yarış gidiyorsun, değil mi?Đi chủng tộc, phải không?
Yarış gidiyorsun, değil mi?El ir a la carrera, ¿no?
Yarış gidiyorsun, değil mi?Indo para a corrida, certo?
Yarış gidiyorsun, değil mi?Tu vas à la course, pas vrai ?
Yarış gidiyorsun, değil mi?הולך למירוץ, נכון?
Yarış gidiyorsun, değil mi?الذهاب الى السباق، أليس كذلك؟
Yarış gidiyorsun, değil mi?もちろん。
- Yarýn gidiyorsun yani? - Sabah erkenden.?Sister .Do not get up, my dear, sleep more
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.In ko povzdigne oči in zagleda popotnika na ulici, reče tisti starec: Kam si namenjen? in odkod prihajaš?
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.Ketika orang tua itu melihat orang Lewi itu di alun-alun, ia bertanya, "Saudara dari mana, dan mau ke mana?
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.노인이 눈을 들어 성읍 거리에 행객이 있는 것을 본지라 노인이 묻되 그대는 어디로 가며 어디서 왔느뇨
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.Levantando ele os olhos, viu na praça da cidade o viajante, e perguntou-lhe: Para onde vais, e donde vens?
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.Toen hij de reizigers op het plein zag zitten, vroeg hij waar ze vandaan kwamen en waar ze heengingen.
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.И като подигна очи и видя пътника на градската улица, старецът му каза: Къде отиваш? и от где идеш?
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.Он, подняв глаза свои, увидел прохожего на улице городской. И сказал старик: куда идешь? и откуда ты пришел?
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.וישא עיניו וירא את האיש הארח ברחב העיר ויאמר האיש הזקן אנה תלך ומאין תבוא׃
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.فرفع عينيه ورأى الرجل المسافر في ساحة المدينة فقال الرجل الشيخ الى اين تذهب ومن اين اتيت.
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.老 年 人 舉 目 看 見 客 人 坐 在 城 裡 的 街 上 、 就 問 他 說 、 你 從 那 裡 來 、 要 往 那 裡 去
Yaşlı adam kent meydanındaki yolcuları görünce Leviliye, ‹‹Nereden geliyor, nereye gidiyorsunuz?›› diye sordu.老年人 舉目 看 見 客人 坐在 城裡 的 街上 、 就問 他 說 、 你 從 那 裡來 、 要 往那 裡去
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Du machst dein Lager auf einem hohen, erhabenen Berg und gehst daselbst auch hinauf, zu opfern.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Kamu pergi ke puncak-puncak gunung untuk mempersembahkan kurban dan memuaskan nafsu berahimu
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.네가 높고 높은 산 위에 침상을 베풀었고 네가 또 그리로 올라가서 제사를 드렸으며
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Korkealle ja valtavalle vuorelle sinä valmistit vuoteesi; sinne sinä myös nousit teurasuhria uhraamaan.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Magas és felemelkedett hegyen helyezted ágyadat, fel is menél oda áldozni áldozatot.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Na górze wysokiej i wyniosłej postawiłeś łoże twoje, a tam wstępujesz ku sprawowaniu ofiar.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Na hoře vysoké a vyvýšené stavíš lože své, a tam vstupuješ k obětování oběti.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Na visoki, vzvišeni gori si napravila ležišče svoje; tudi si hodila tja gori opravljat daritev.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Na vysokom vrchu a povznesenom staviaš svoju ložu, aj chodíš ta hore, dcéro Jeruzalema, obetovať bitnú obeť!
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Ngươi đặt giường trên núi rất cao , và lên đó đặng dâng của lễ .
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Ngươi đặt giường trên núi rất cao, và lên đó đặng dâng của lễ.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.På höga och stora berg redde du dig läger; också upp på sådana begav du dig för att offra slaktoffer.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.På høie, mektige fjell redet du ditt leie; også der steg du op for å ofre slaktoffer.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.På høje og knejsende Bjerge redte du Leje, også der steg du op for at slagte dit Offer;
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Pe un munte înalt şi ridicat îţi faci culcuşul; tot acolo te sui să aduci jertfe.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Sobre el monte alto y encumbrado pusiste tu cama. Allí también subiste a hacer sacrificio
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.sobre um monte alto e levantado puseste a tua cama; e lá subiste para oferecer sacrifícios.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Su un monte imponente ed elevato hai posto il tuo giaciglio; anche là sei salita per fare sacrifici
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.Επι ορους υψηλου και μετεωρου εβαλες την κλινην σου και εκει ανεβης δια να προσφερης θυσιαν.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.На висока и издигната скала си издигнала леглото си, И там си се изкачвала да принасяш жертва.
Yatağınızı ulu, yüksek dağa serdiniz, Oraya bile kurban kesmeye gidiyorsunuz.На высокой и выдающейся горе ты ставишь ложе твое и туда восходишь приносить жертву.
İlgili Sayfalar