Albüm, genel anlamda agresif şarkılarla balladlar arasında gidip gelmektedir.It was noted that the album shifts between aggressive songs and ballads.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.I work 10 hours a day; I commute two hours a day.
Tapınakla okulun arası her gün gidip gelmek için çok uzun.It's too far to commute every day
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.I started commuting to Kobe, and I met the society of Vietnamese people.
Ve bu sayede, dış hafızalarınız arasında gidip gelmeye başlarsınız -- en son nereye koymuştunuz?And because of that, you start to dig around for your external memories -- where did you leave them?
Ben gidip gelmelerini her zaman mekik çekmeye benzetmişimdir.Some babies are just trying to sit up, and that's what they do all day.
Mesela, insanlar işlerine gidip gelmekten çok hoşlanmazlar.For example, people don't really like commuting to work very much.
Derken erkek eşine yaklaşınca eşi, hafif bir yük taşımıya ve onunla gidip gelmeye başladı.When the man covered the woman she conceived a light burden and carried it about.
Öğretmenler hususi araçlarla gidip gelmektedirler.Sólo autos particulares entran a Las Cúpulas.
Şu anda Los Angeles ve Münih arasında gidip gelmektedir.Actualmente vive entre Los Ángeles y Múnich.
Okulda görev yapan öğretmenler, öğretmen servisi ile her gün Kırşehir merkeze gidip gelmektedir.La amistad y el trabajo lo conducen cada semana al taller del escultor.
Öğrenciler, Körfez'in karşı yakasında bulunan İzmit'teki liselere gidip gelmekteydiler.Se trataba de un concurso para estudiantes de secundaria de las regiones donde RUSAL tenía operaciones.
Aklı gidip gelmektedir.Il sé viene alla mente.
Yeliz’in aklı gerçek ile hayal arasında gidip gelmektedir.O livro de Thévet mistura realidade e fantasia.
Son yıllarda ise iki lig arasında gidip gelmektedir.За який виступав два роки.
Öğretmenler hususi araçlarla gidip gelmektedirler.모두 일부 특별차로 운전된다.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.하루에 10시간을 일하고, 통근하는 데 2시간을 소비하지.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.10 órát dolgozom naponta, két óra a bejárás.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Ich arbeite 10 Stunden am Tag, mein Arbeitsweg dauert zwei Stunden täglich.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Ik werk 10 uur per dag en reis 2 uur per dag.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Jag jobbar tio timmar om dagen, pendlar två timmar.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Je travaille 10 heures par jour, je passe deux heures dans les transports.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Lavoro 10 ore al giorno, più un paio d'ore nel traffico.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Lucrez 10 ore pe zi, fac naveta două ore pe zi.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Pracuję 10 godzin dziennie, 2 godziny dojeżdżam.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Pracujem 10 hodín denne, cestujem dve hodiny denne.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Saya bekerja 10 jam per hari, di perjalanan dua jam per hari.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Trabajo 10 horas al día, viajo 2 horas por día.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor."Trabalho 10 horas por dia, ando em transportes duas horas por dia.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.V službi sem 10 ur na dan, vozim se dve uri na dan.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Δουλεύω 10 ώρες τη μέρα, συγκοινωνώ 2 ώρες καθημερινά.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Той е изцяло доминиран от работата.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Я працюю по 10 годин на день, і в дорозі 2 години щодня.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Я работаю по 10 часов в день, я трачу на дорогу 2 часа в день.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.אני עובדת 10 שעות ביום, אני נוסעת לעבודה שעתיים ביום.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.أنا أعمل 10 ساعات في اليوم , أستبدل ساعتين في اليوم.
Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.交際関係も全て駄目
İşime çok fazla yer vermişim. Günde 10 saat calışıyorum, işe gidip gelmem de 2 saatimi alıyor.Úplně v něm převládá práce.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.Arizona és Isztambul között kezdtem ingázni.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.전 아리조나와 이스탄불을 오가기 시작했어요.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.Saya mulai bolak balik Arizona dan Istanbul.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.התחלתי בנסיעות קבועות בין אריזונה ואיסטנבול.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.بدأت اتنقل بين أريزونا وإسطنبول.
İstanbul ve Arizona arasında gidip gelmeye başladım.二つの街です
Kobe'ye gidip gelmeye başladım.התחלתי לתור את העיר קובה,
Kobe'ye gidip gelmeye başladım.저는 코베로 출퇴근을 하면서
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Am început să fac naveta la Kobe și am întâlnit membrii comunității vietnameze.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Comecei a deslocar-me a Kobe, e conheci a sociedade do povo vietnamita.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Eljártam Kobe-ba, és találkoztam a vietnámi közösség embereivel.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Empecé a viajar a Kobe, y conocí a la sociedad del pueblo vietnamita.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Ho cominciato a viaggiare avanti e indietro a Kobe, e ho incontrato la comunità dei vietnamiti.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Ich begann nach Kobe zu pendeln und traf mich mit dem Verein der Vietnamesen.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Jag började pendla till Kobe och mötte organisationen för vietnameser.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Je suis allé à Kobé pour rencontrer la communauté vietnamienne.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Tôi bắt đầu di chuyển tới Kobe, và tôi đã gặp một cộng đồng người Việt Nam.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Začal som do Kóbe dochádzať a stretol som sa s vietnamskou komunitou.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Zacząłem dojeżdżać do Kobe i poznałem wielu Wietnamczyków.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Άρχισα να πηγαίνω στο Κόμπε, και γνώρισα την κοινότητα των Βιετναμέζων.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Започнах да пътувам до Кобе, и да се срещнам с виетнамското обществото.
Kobe'ye gidip gelmeye başladım. Vietnam topluluğundan insanlarla tanıştım.Я начал ездить в Кобе, там я встретил вьетнамцев.