Tom Mary'yi duymamış gibi davrandı.Tom pretended not to hear Mary.
Tom sadece Mary ile iyi geçiniyor gibi görünemiyor.Tom just can't seem to get along with Mary.
Tom bütün sabah bir şahin gibi Mary'yi izliyor.Tom has been watching Mary like a hawk all morning.
Tom'un tam Mary'nin sahip olduğu gibi bir saati var.Tom has a clock just like the one Mary has.
Tom daha önce Mary gibi biriyle hiç karşılaşmamıştı.Tom had never met anyone like Mary before.
Tom Mary gibi bir kadını geçindirmek için yeterli para kazanmıyor.Tom doesn't earn enough money to support a woman like Mary.
Tom Mary'nin söylediğiyle ilgileniyor gibi görünmüyordu.Tom didn't seem interested in what Mary was saying.
Tom Mary'yi tanıyor gibi görünmüyordu.Tom didn't appear to recognize Mary.
Tom Mary'nin ne yapmaya çalıştığını anlayamıyor gibi görünüyor.Tom can't seem to understand what Mary is trying to say.
Tom ve Mary'nin bir çeşit sorunları var gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be in some kind of trouble.
Tom ve Mary her zaman döğüşüyor gibi görünüyorlar.Tom and Mary seem to be fighting all the time.
Tom ve Mary sanki koca ve karıymış gibi davrandılar.Tom and Mary pretended to be husband and wife.
Tom ve Mary kedi ve köpek gibi döğüştüler.Tom and Mary fought like cat and dog.
Tom ve Mary acıkmış gibi görünmüyor.Tom and Mary don't seem to be hungry.
Tom ve Mary her zaman birlikte harika bir zaman geçiriyor gibi görünüyorlar.Tom and Mary always seem to have a wonderful time together.
Tom her zaman Mary'ye bir çocuk gibi davranır.Tom always treats Mary like a child.
Tom Mary'yi tanımıyormuş gibi davrandı.Tom acted like he didn't know Mary.
Tom sanki Mary'yi tanımıyormuş gibi davrandı.Tom acted as if he didn't know Mary.
Tom Mary'yi sünger gibi içmekle suçladı.Tom accused Mary of drinking like a fish.
Mary Tom gibi bir adam aramaktadır.Mary has been looking for a guy like Tom.
Tom, Mary'nin kullandığı aynı parfümü kullanıyor gibi kokuyor.It smells like Tom is wearing the same perfume that Mary is.
Mary'nin bize yaptığı akşam yemeğine minnettar olmuş gibi mi yapsam acaba?I wonder if I should just pretend to appreciate the dinner that Mary made for us.
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.Either be as you seem or seem as you are.
Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün.Either be as you seem or seem as you are.
O tıpatıp büyükbabası gibidir.He's just like his grandfather.
O, yılanlar gibi, garip hayvanlardan hoşlanıyor.It likes strange animals, like snakes.
O yılanlar gibi garip hayvanları seviyor.He likes strange animals, like snakes.
O, yılanlar gibi, garip hayvanları seviyor.She likes strange animals, like snakes.
İnanılır gibi değil!It's incredible!
Tom uzun bir zaman gibi görünen şeyi bekledi.Tom waited for what seemed like a long time.
Tom dün gece kütük gibi uyudu.Tom slept like a log last night.
Tom mutfak lavabosu hariç her şeyi paketlemiş gibi görünüyor.Tom seems to have packed everything but the kitchen sink.
Tom bir şey duymamış gibi davrandı.Tom pretended to not hear a thing.
Tom bir hafta içinde tıraş olmamış gibi görünüyordu.Tom looked like he hadn't shaved in a week.
Tom her zaman göründüğü gibi görünüyordu.Tom looked like he always looks.
Tom ofisin etrafında kafası kesilmiş bir tavuk gibi koşuyordu.Tom has been running around the office like a chicken with its head cut off.
Tom Fransızca öğrenmekle çok fazla ilgileniyor gibi gözükmüyor.Tom didn't seem terribly interested in learning French.
Polis Tom'a sıradan bir suçlu gibi davrandı.The police treated Tom like a common criminal.
O şişmanlıyor gibi görünüyor.She seem to be getting fatter.
O kilo alıyor gibi görünüyor.She seem to be getting fatter.
Onun eskisi gibi olması için çok az umut var.There is little hope that he will recover.
Tom bir yerli gibi İngilizce konuşabilir.Tom can speak English like a native.
Tom o sorunu çözemez gibi görünüyor.It looks like Tom can't solve that problem.
Julian, John Lennon'unki gibi yuvarlak gözlük takıyor.Julian wears round glasses like John Lennon's.
Onun gibi bir kişinin başkan seçilme sorunu olmazdı.A person like that would have no trouble getting elected president.
Yabancı, anadiliymiş gibi Japonca konuşuyor.The foreigner speaks Japanese as if it were his native language.
Keşke senin gibi daha fazla insan olsa.I wish there were more people like you.
Bu cümle yerli bir konuşmacının söylediği bir şey gibi geliyor mu?Does this sentence sound like something a native speaker would say?
Kedi bir fare kokusu aldı gibi görünüyor.It seems like the cat smelled a mouse.
Kedi bir farenin kokusunu yakaladı gibi görünüyor.It seems like the cat caught the scent of a mouse.
Kitabı okumuş gibi konuşuyor.He talks like he'd already read the book.
Karanlıkta araba sürmek uçmak gibidir.Driving in the dark feels like flying!
Animesiz dünya Internet erişimi olmayan bir çamaşır makinesi gibi olurdu.The world without anime would be like a washing machine without Internet-access.
Dağcı, bir kurt gibi açtı.The mountaineer was hungry as a wolf.
Eğer elmaya benziyorsa ve elme gibi tadı varsa, o, muhtemelen bir elmadır.If it looks like an apple and it tastes like an apple, it's probably an apple.
Bacaklarım kurşun gibi ağır.My legs are as heavy as lead.
Bildiğimiz gibi burası dünyanın sonu.This is the end of the world as we know it.
Bir şey olmuş gibi görünüyor.It seems that something has happened.
Onun en büyük hayali bir yerli gibi konuşabilmek.His biggest dream is being able to speak like a native speaker.
O, o kadar zayıftır ki bir iskelet gibi görünüyor.He's so thin that he looks like a skeleton.