Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.Chúng ta có một nhóm các nhà khoa học ở các giai đoạn trong sự nghiệp.
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.Er waren veel wetenschappers in verschillende fases van hun carrière.
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.거기엔 모든 직업군의 다양한 직위에 있는
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik. O sıralar ğretmenlik yaptığım DartmouthИмахме цяла група учени на всички етапи от техните кариери.
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.Plusieurs scientifiques ont participé, dans différentes étapes de ses carrières.
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.Tenemos un grupo de científicos en distintos niveles en sus profesiones.
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.Zaangażowaliśmy rozmaitych naukowców.
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.У нас была целая группа учёных на разных этапах их карьеры.
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.היתה לנו קבוצה של מדענים בשלבים שונים
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.أستضفنا عدد من العلماء على مسارح مختلفة
Değişik alanlardan uzmanlar getirmiştik.私が教えていた
Dolayısıyla CD'de doğa ile kendi tecrübelerini -- kendi araçları ile -- dile getirmiş oldular.Dadurch haben sie ihre eigenen Erfahrungen in der Natur in ihrem eigenen Medium ausgedrückt.
Dolayısıyla CD'de doğa ile kendi tecrübelerini -- kendi araçları ile -- dile getirmiş oldular.자연에 대한 그들의 경험을 표현했어요 그들만의 방식으로요
Dolayısıyla CD'de doğa ile kendi tecrübelerini -- kendi araçları ile -- dile getirmiş oldular.ובכך ביטאו את חוויותיהם האישיות בטבע בדרכם הייחודית.
Dolayısıyla CD'de doğa ile kendi tecrübelerini -- kendi araçları ile -- dile getirmiş oldular.معربين بذلك عن تجاربهم الخاصة مع الطبيعة في وسطهم الخاص.
Dolayısıyla CD'de doğa ile kendi tecrübelerini -- kendi araçları ile -- dile getirmiş oldular.自然での体験を表現するのです 最後のプロジェクトは私がとても思い入れのあるもので
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Am reuşit să facem ezoteric chiar şi studiul literaturii.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Chúng ta thậm chí đã khiến cho nghiên cứu văn học thành tối nghĩa.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.심지어 우리는 문학 연구조차 이해할 수 없게 만들었습니다.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Nous sommes même parvenus à rendre l"étude de la littérature totalement impénétrable.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Siamo riusciti a rendere arcano persino lo studio della letteratura.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.We hebben het zelfs voor elkaar gekregen literatuurstudies te mystificeren.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Wir haben es sogar geschafft, die Literaturwissenschaften obskur werden zu lassen.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Y hasta hemos logrado hacer arcaico, el estudio de la literatura.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Zdołaliśmy nawet ze studiów nad literaturą uczynić coś tajemniczego.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Κάναμε ακόμα και τη διδασκαλία της λογοτεχνίας κάτι το σκοτεινό.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Дори сме успели да направим изучаването на литература мистериозно.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Ми примудрилися навіть вивчення літератури перетворити на дійство для обраних.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.Мы даже умудрились сделать изучение литературы темным и загадочным.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.אפילו את לימודי הספרות הצלחנו להפוך למסתוריים.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.فقد تمكنا من جعل دراسة الأدب غامضة.
Edebiyatı bile gizemli ve anlaşılmaz bir hale getirmiş durumdayız.皆さんは ジェイン・オースティンの小説を
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis. Demis ki,Edison a definit asta în cel mai bun mod
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis. Demis ki,Edison l'ha espresso perfettamente, dicendo
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis. Demis ki,에디슨이 이것을 아주 잘 설명했죠. 그가 말하기를,
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis. Demis ki,אדיסון אמר זאת בצורה הטובה ביותר. הוא אמר,
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis. Demis ki,لقد قال أديسون ذات مرة
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis. Demis ki,「私の研究室にはルールはありません
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Edison đã chỉ ra rất rõ.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Edison fejezte ki a legjobban.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Edison gaf een goede omschrijving. Hij zei:
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Edison hat es am besten formuliert.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Edison l'a dit le mieux.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Edison lo dijo mejor.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Edison to konstatoval nejlépe.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Edison to vystihol najlepšie.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Najlepiej ujął to Edison.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Ο Έντισον το είπε καλύτερα απ' όλους.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Едисън го е изразил най-добре.
Edison bunu en guzel sekilde dile getirmis.Об этом лучше всех сказал Эдисон.
Eğer bu mektup bir kürtajı bile engellerse ...amacını yerine getirmiş olacak.Dacă această scrisoare împiedică măcar un avort, atunci ea si-a atins scopul.
Eğer bu mektup bir kürtajı bile engellerse ...amacını yerine getirmiş olacak.Si cette lettre empêche même seulement un avortement, elle aura été utile.
Evet, tabii. -Silahını getirmişsin. -Evet komutanım.Sí, adelante. -¿Trajiste tu arma?
Evet, tabii. -Silahını getirmişsin. -Evet komutanım.Tarkistakaa ammukset!
Evet, tabii. -Silahını getirmişsin.Tudo bem.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Ako mladý kúzelník som bol posadnutý Houdinim a jeho výzvami pod vodou.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Als jonge magiër was ik geobsedeerd door Houdini en zijn uitdagingen onder water.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Als junger Zauberkünstler war ich besessen von Houdini und seinen Unterwasserkünsten.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Cuando era un joven mago estaba obsesionado con Houdini y sus desafíos bajo el agua.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Da giovane mago ero ossessionato dalla figura di Houdini e dalle sue sfide sott'acqua.