Ana içeriğe geç
Sözlük

getiren ile cümle

getiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Yağmur getiren sert rüzgar.Дух) с курбан за дъжд.
Tek ve çift sayıları meydana getirendir.Биват едноместни и двуместни.
Kendisine mektupları getiren Halit, öğretmenle aynı dili rahatça konuşan tek kişidir.(Госпожата, за която купих цветя, е наша учителка) Gospod, o katerem govorimo, zna dobro angleško.
Ağustos 2016'da "Cevapsız Çınlama" single'ı ile Türkiye'de ses getiren bir çıkış yakalayarak tanındı.През Август 2016 стана известна с песента "Cevapsız Çınlama" в Турция.
Getiren (afferent) ve götüren (efferent) aksonlar geçer.S pomoću vremena i prostora (prijeđenoga puta) određuje se brzina gibanja.
Keçiler, geviş getiren hayvanlardır.Vilenjaci su mitološka bića koja donose sreću.
Onlar insanları dünyaya getiren bu yaratıkları "Mühendis" olarak adlandırmaktadırlar.Njih dvoje ovo protumače kao poziv od strane vanzemaljskih stvaratelja ljudskog roda, "Inženjera".
Olivier ayrıca kendini, Oscar getiren bir performans sergilemek yolunda yönlendiren, ilk kişi oldu.Olivier je usto postao i prva osoba koja je režirala film i osvojila Oscar za ulogu u istom.
Singer daha sonra "bu suçluları polis sorgusunda bir araya getiren ne olabilir?" sorusunu sordu.Nakon toga se zapitao: "Što bi moglo petoricu kriminalaca uopće dovesti zajedno na policijsko prepoznavanje?"
Apaosa: Kuraklık getiren iblis.Mihovila koji ubija demona.
Din adamı, herhangi bir organize dinde çeşitli dinî görevleri yerine getiren kişi.Pop (religija), obnašatelj religijskih dužnosti u nekim religijama.
Kötü haberleri getiren tanrıdır.Nitko ne voli one koji donose loše vijesti.
Satıcının sorumluluğu malları belirtilen varış limanına getirene kadardır.Kupujúci platí nakládku na loď, dovozné z prístavu nakládky do prístavu vykládky.
Belge yönetimine sistematik ve planlı bir yaklaşım getiren ISO 15489 standardı 2001 yılında yayımlanmıştır.ISO 15919 je štandardizovaná transliteračná konvencia, ktorá bola kodifikovaná v roku 2001.
Sint Maarten (Felemenkçe söyleyişi: ), Hollanda Krallığı'nı meydana getiren dört ülkeden biri.Sint Maarten je konštituentná krajina Holandského kráľovstva.
Almanlar bunu standart hale getiren ilk ülke oldu.Švédsko je pritom prvou krajinou, ktorá tento nástupnícky poriadok zaviedla.
Birleşik Krallık'ı meydana getiren her ülkenin birer millî takımı vardır.Države, ki so sestavile Nemško cesarstvo so imele vsaka svojo vojsko.
Malezya'yı meydana getiren 14 federe devletlerden biridir.Z ustanovitvenim aktom je postala ena od Sedemnajst provinc, ki so tvorile Nizozemsko.
Bu kıstası en iyi yerine getiren biçim küreydi.Komisija spręsdavo, kas geriausiai pasirodydavo.
Ana madde: Adaptasyon Adaptasyon, canlıları yaşadıkları ortama daha uygun hale getiren bir süreçtir.Adaptacija yra evoliucinis procesas, kurio metu populiacija geriau prisitaiko prie aplinkos.
Beyti meydana getiren iki mısra anlamca da ilişkili olması gerekir.Taip pat santykinis produktas sudarytas iš dviejų santykių turi būti ryšys.
Malezya Federasyonu'nu meydana getiren devletlerden biridir.Malaizijos valstijos – administraciniai Malaizijos vienetai, sudarantys Malaizijos federaciją.
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.Teda on nimetatud "viimaseks meheks, kes teadis kõike".
Onun delirdiğine kanaat getiren vicdansız kocası onu bir akıl hastanesine kapattırır.See on muutnud tema psüühikat niivõrd, et ta pandi hullumajja.
Almanya maçı 2-0 kazanırken, galibiyeti getiren goller 4. ve 12. dakikada Podolski'den gelmişti.24. juunil võitis Saksamaa Rootsi 2:0 ja Podolski lõi mõlemad väravad 4. ja 12. minutil.
Bu kitap Latin Amerika felsefesini ve söylemini Amerika Birleşik Devletleri'ne getiren bir araç oldu.Film toodeti osana stuudio hea tahte sõnumist Lõuna-Ameerikale.
Mutasyonu meydana getiren aracılara "mutajenik faktör" denir.Mutatsioonide teket nimetatakse mutageneesiks.
Ajans içinde, ortak projelere girişmiş Üye Devletleri biraraya getiren özel gruplar oluşturulur.Inom byrån skall särskilda grupper bildas avmedlemsstater som genomför gemensamma projekt.
Altın postu getiren Jason gibi.los héroes griegos!
Altın postu getiren Jason gibi."com os Argonautas e foi buscar o velo de ouro.
Altın postu getiren Jason gibi."황금 양털을 찾아온 이아손처럼 말이지."
Altın postu getiren Jason gibi. Labirente girip boğa kafalı Minotaur'u öldüren Theseus gibi olağanüstü ol.Sii spettacolare come Teseo, che entrò nel labirinto e uccise il Minotauro dalla testa di toro.
Altın postu getiren Jason gibi. Labirente girip boğa kafalı Minotaur'u öldüren Theseus gibi olağanüstü ol.Sois spectaculaire comme Thésée qui entra dans le labyrinthe et tua le Minotaure à la tête de buffle.
Altın postu getiren Jason gibi. Labirente girip boğa kafalı Minotaur'u öldüren Theseus gibi olağanüstü ol.Бъди велик като Тезей, който влязъл в лабиринта и убил бикоглавия Минотавър.
Altın postu getiren Jason gibi.עם הארגונאוטים וחזר עם גיזת הזהב.
Altın postu getiren Jason gibi.برفقة الأرجون ليجلب الصوف الذهبي
Altın postu getiren Jason gibi.壮大であれ! 迷宮に入り、
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Auch die Rechten sind blockiert, denn sie macht deren prinzipienorientierte Argumentation immer unmöglicher.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Blocca anche la destra, dal momento che rende i principi della destra sempre più impossibili.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Blochează și dreapta, făcând argumentarea principială a dreptei tot mai imposibilă.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Blokuje aj pravicu, keď základné argumenty pravice robí čoraz nemožnejšími.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Bloque a la derecha también, porque hace los argumentos de principios de la derecha cada vez más imposibles.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Ezt teszi a jobb oldallal is, ellehetetleníti az elvi alapú érvelést.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.우파의 행동도 그렇게 막을 수 있습니다. 우파의 근본적인 논쟁도 점점 더 불가능하게 만들어버립니다.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Το ίδιο και τους δεξιούς, αφού κάνει τα ηθικά επιχειρήματα των δεξιών όλο και πιο αδύνατα.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Нелегче и правым, ведь и основные их цели достигнуть становится всё сложнее и сложнее.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.Тя блокира и дясната партия, защото прави основните аргументи на десните все по-невъзможни.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.היא חוסמת גם את הימין כיוון שהיא בולמת יותר ויותר טיעונים עקרוניים של הימין.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.كما انه يعرقل اليمين ايضا، بجعله جاعلا إيجاد حلول منطقية امرا مستحيلا.
Ama ayrıca, aynı şekilde sağcıların da temel argümanlarını imkansız kılacak hale getiren.保守派の主張を通すことは ますます困難になっています 保守派は小さな政府を目指します
Ama ben size bu üç akor arasındaki geçişleri çok daha kolay hale getiren bir numara göstereceğim.Ich zeige Dir aber einen Trick. Damit wird es viel einfacher, zwischen diesen ersten drei
Ama ben size bu üç akor arasındaki geçişleri çok daha kolay hale getiren bir numara göstereceğim.Ja jednak pokażę Wam pewien trik, który bardzo ułatwi zmiany pomiędzy tymi trzema pierwszymi akordami.
Ama ben size bu üç akor arasındaki geçişleri çok daha kolay hale getiren bir numara göstereceğim.Pero os voy a mostrar un pequeño truco sobre cómo hacer mucho más fácil los cambios entre estos tres acordes.
Ama ben size bu üç akor arasındaki geçişleri çok daha kolay hale getiren bir numara göstereceğim.Я покажу вам несколько трюков, которые позволят осуществлять переходы между тремя этими аккордами полегче.
Ama insanları bir araya getiren, eğlendiren şeyler bunun gibi çevresel aktiviteler.Ale rzeczy jak ta, pozwalają by ludzie byli bliżej, dzięki zabawie.
Ama insanları bir araya getiren, eğlendiren şeyler bunun gibi çevresel aktiviteler.Ampak takšne obrobne dejavnosti kot te, so tisto, kar omogoča ljudem, da se družijo in počnejo zabavne stvari.
Ama insanları bir araya getiren, eğlendiren şeyler bunun gibi çevresel aktiviteler.Insa activitati periferice, ca acestea, permit oamenilor sa se adune si sa faca impreuna lucruri amuzante.
Ama insanları bir araya getiren, eğlendiren şeyler bunun gibi çevresel aktiviteler.하지만 이건 별 의미없는 행동이지요 사람들이 친하게 뭉칠수 있도록 해주지요 재밌는 일들로요
Ama insanları bir araya getiren, eğlendiren şeyler bunun gibi çevresel aktiviteler.Maar het zijn nevenactiviteiten als deze waarin mensen samen leuke dingen doen.
Ama insanları bir araya getiren, eğlendiren şeyler bunun gibi çevresel aktiviteler.Ma sono le attività periferiche, come queste, che fanno incontrare la gente, divertendosi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod