geri vermek ile cümle

geri vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kitabı Cumartesiden önce geri vermek zorundayım.I have to give back the book before Saturday.
Ne zaman arabayı geri vermek zorundayım?When do I have to return the car?
Ben bu saati saklayamam. Ben onu Tom'a geri vermek zorundayım.I can't keep this watch. I have to give it back to Tom.
Bunu Tom'a geri vermek isteyebilirsin?You might want to give this back to Tom.
Onu Tom'a geri vermek zorundaydın, değil mi?You had to give it back to Tom, didn't you?
Her zaman bunu sana geri vermek istedim.I always meant to give this back to you.
Ödünç aldığım kitapları sana geri vermek için geldim.I came to give you back the books I borrowed.
Bir şeyi geri vermek istiyorum.I want to give something back.
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?" "Evet tabi ki."Yes, we need one as evidence of the class project.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.But the key part is trying to give back an extraordinary piece of landscape, rather than engulf it.
Sonuç olarak Avusturya İtalyadan aldığı toprakları geri vermek zorunda kaldı.Austria had to give its territory that it had gotten in Italy.
- Ve şimdi onu geri vermek istiyorsunuz?- And now you want to return it?
Styles da madalyayı geri vermek zorunda kaldı.Die Medaille musste sie zurückgeben.
Kitabı Cumartesiden önce geri vermek zorundayım.Tengo que devolver el libro antes del sábado.
Bunu bana geri vermek zorundasın, tamam mı?Me lo tienes que devolver, ¿ya?
Hektor'un Patroklos'u öldürmesinden sonra Agamemnon, Briseisi geri vermek zorunda kaldı.Tras el retorno de Aquiles a la batalla, Agamenón le devolvió a Briseida.
Tom kitabımı akşama geri vermek üzeri aldı.Том взял мою книгу с условием возврата вечером.
Kitabı Cumartesiden önce geri vermek zorundayım.Ik moet het boek voor zaterdag terugbrengen.
Modern işletim sistemlerinde, bir uygulama kapandığı zaman kullandığı belleği geri vermektedir.I moderna operativsystem frigörs det minne som en applikation använder när applikationen stängs.
Fakat önce bitirilmesi gereken bir iş vardır, kız kardeşinin parasını geri vermek.Han måste kanske börja slåss igen för att få in pengar till familjen.
Modern işletim sistemlerinde, bir uygulama kapandığı zaman kullandığı belleği geri vermektedir.V moderních operačních systémech je veškerá paměť používaná aplikací uvolněna, jakmile je aplikace ukončena.
Hediyelerini de geri vermek için çok uğraştı ancak Yakup zorla kabul ettirdi.Ia ingin mencicipi sedikit saja masakan itu, namun Yakub menolaknya.
Persephone de delikanlıya vurulmuştur ve onu geri vermek istemez.No, Perzefona je također bila očarana njegovom ljepotom te ga je odbila vratiti.
3.Koalisyon sona ermiştir. Sonuç olarak Avusturya İtalyadan aldığı toprakları geri vermek zorunda kaldı.Así que hay dos perspectivas interesantes en la guerra de la Tercera Coalición.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Ključno pa je, da prostoru vrnemo izjemen del pokrajine, namesto da ga odvzamemo.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Ale kľúčovou časťou je pokúšať sa vrátiť tento neobyčajný kúsok zeme namiesto toho, aby sme ho len pohltili.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Ale kluczowa część to próba zwrócenia niesamowitego elementu krajobrazowi, zamiast jego pochłonięcia.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Dar partea cheie e să încerci să returnezi o bucată extraordinară de natură în loc să o înghiți.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.De a legfontosabb rész az, hogy igyekszünk, rendkívül sok zöldet visszaadni, ahelyett, hogy elnyelnénk.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.하지만, 가장 중요한 것은 건물로 채우는 것이 아니라 특별한 단지조경을 사람들에게 돌려주려 하였습니다.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Ma il punto cruciale è cercare di restituire una straordinaria fetta di paesaggio, invece di divorarla.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Mais la partie clef est d'essayer de restituer un merveilleux paysage, au lieu de le dévorer.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Mas o ponto fundamental é tentar devolver uma parcela extraordinária de paisagem, em vez de a engolir.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Pero el factor clave es tratar de devolver un paisaje extraordinario en vez de devorarlo.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Và điều quan trọng là là cố gắng mang lại những thiết kế khác lại cho khu đất, thay vì nhận chìm nó xuống.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Головна ідея - це спроба повернути надзвичайну картину пейзажу, а не поглинути його.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Ключевой является попытка вернуть выдающийся кусок ландшафта, нежели поглотить его.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.Но основната част е това, че се опитваме да върнем изключителна част от пейзажа, вместо да я погълнем.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.אך החלק המרכזי הוא לנסות ולהחזיר חתיכת נוף יוצאת דופן, במקום לקבור אותה.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.لكن الجزء الأساسي هو محاولة رد قطعة استثنائية من المناظر الطبيعية، بدلا من ابتلاعها.
Ancak kilit kısım yutarak yok etmek yerine sıradışı bir arazi parçasını geri vermek.景観を飲み込むようなことはせず 見事な景色を取り戻すことです このスライドで おしまいです
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?""Claro.
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"De siger: "Skal jeg opgive ét?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"Ellos dijeron, "¿Tengo que dejar una?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?""Eni se moram odreči?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?" "Evet tabi ki."De säger, "Måste jag lämna ifrån mig en?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?" "Evet tabi ki.הם אומרים, "אני חייב לוותר על אחת?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"Họ nói, "Tôi phải bỏ một ư?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"" Je dois en redonner une? "
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?""포기해야 된다구요?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"Loro dicono, "Devo rinunciare ad una di loro?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"Mereka bilang, "Saya harus tinggal salah satu?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?""Musím sa vzdať jednej?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"Oni na to: "Já se musím jedné vzdát?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"Sie sagten: "Wir müssen eins davon hergeben?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?""Täytyykö toinen antaa pois?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?""Trebuie să renunţ la una?" "O, da.
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"Válasz: "Le kell mondanom az egyikről?"
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"W jednym mówimy studentom:
Onlar diyor ki, "Geri vermek mi zorundayım?"Zij zeggen: "Moet ik er eentje weggeven?"

İlgili Sayfalar