Ana içeriğe geç
Sözlük

geri göndermek ile cümle

geri göndermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
14
HARF
5
HECE
13
ORT. KELİME
Bana kamerayı geri göndermek için hiç zaman kaybetmedi.He lost no time in sending the camera back to me.
Dan Linda'yı akıl hastanesine geri göndermekle tehdit etti.Dan threatened to send Linda back to the mental hospital.
Onu geri göndermek benim fikrim değildi. dedi.It wasn't my idea to send her back."
Hepsini kendine mi alacaksın, yoksa bir kısmını geri göndermek ister misin?Do you want to keep it all, or do you want to send some amount back?
Aynı zamanda, onu tekrar Amerika Birleşik Devletleri'ne geri göndermek için yardım talebinde bulunulur.Anschließend rät sie ihm zur Rückkehr in die Vereinigten Staaten.
Dan Linda'yı akıl hastanesine geri göndermekle tehdit etti.Dan amenazó con enviar a María de vuelta al hospital psiquiátrico.
Blair ikisini kıskanır ve Eva'yı Prag'a geri göndermek için planlar yapar ve başarılı olur da.Gloria le sugiere que compre cosas a Bette e inspire envidia en Dot.
Onu geri göndermek benim fikrim değildi. dedi.لم تكن فكرتى لإعادتها إلى بلادها".
Aynı zamanda, onu tekrar Amerika Birleşik Devletleri'ne geri göndermek için yardım talebinde bulunulur.戦後、自身のアメリカ合衆国の市民権復帰のために申請するも却下された。
Onu geri göndermek benim fikrim değildi. dedi.Nie je na nás, aby sme mu to vyvracali."
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.A közgazdászok mégis döbbenten kérdezték, hogy ugyan mi végre adná vissza a második személy a pénzt.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Ale v skutočnosti ekonómovia boli uveličení z konceptu, prečo by druhá osoba vôbec mala vrátiť nejaké peniaze.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Dar economiștii au fost mirați - de ce a doua persoană ar mai returna banii?
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Doch die Ökonomen verwirrte, warum die zweite Person das Geld zurückgab.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Ekonomové však byli vyvedeni z konceptu tím, proč by druhá osoba měla té první vlastně něco vracet.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Jednak ekonomiści zachodzili w głowę, dlaczego druga osoba w ogóle oddawała jakąś sumę.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.하지만 사실, 경제학자들은 두번째 사람이 돈을 한번이라도 반환받을지에 대한 이유에 대해 어리둥절해했습니다
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Los economistas quedaron desconcertados: ¿por qué devolvería dinero la segunda persona?
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Maar economen hadden geen benul van waarom de tweede persoon ooit geld zou teruggeven.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Mas, de facto, os economistas ficaram desconcertados, quanto à razão de a segunda pessoa devolver dinheiro.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Mutta taloustieteilijät olivat hämmentyneitä, miksi toinen henkilö palauttaisi koskaan yhtään rahaa.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Namun sebenarnya, para ekonom bingung pada mengapa orang kedua akan mengembalikan uang itu.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Nhưng trên thực tế, các nhà kinh tế lại bị lúng túng với câu hỏi tại sao người thứ hai lại trả lại tiền.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Στην πραγματικότητα, οι οικονομολόγοι είχαν σαστίσει με τους λόγους που το δεύτερο άτομο επέστρεφε χρήματα.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Але насправді, економісти буди дещо збентежені: чому ця друга людина повертає гроші?
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.В действителност икономистите бяха объркани по въпроса защо изобщо вторият трябва да връща някакви пари.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.Но экономисты не могли понять, почему второй человек соглашается отдавать деньги.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.אבל למעשה הכלכלנים היו נבוכים מול השאלה מדוע האדם השני בכלל מחזיר סכום כלשהו.
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.لكن في الحقيقة ، إلتبس العلماء الإقتصاديون على أن السبب الذي يجعل الشخص الثاني يعيد بعض المال
Ama aslında, iktisatçıların neden ikinci kişinin parayı geri göndermek isteyeceği konusunda kafası karışmıştı.なぜBがAにお金を戻すのかと驚きました お金はすべてキープされて
Belki de Napolyon'u geldiği yere geri göndermek istemiştir.Avrebbe voluto metterlo al suo posto.
Belki de Napolyon'u geldiği yere geri göndermek istemiştir.Być może chciał on dać mu nauczkę...
Belki de Napolyon'u geldiği yere geri göndermek istemiştir.그는 어쩌면 나폴레옹에게 주제를 알게 해주고 싶었는지도 모릅니다.
Belki de Napolyon'u geldiği yere geri göndermek istemiştir.Misschien wilde hij hem een lesje leren
Belki de Napolyon'u geldiği yere geri göndermek istemiştir.Možná mu prostě jen chtěl ukázat, kde je jeho místo.
Belki de Napolyon'u geldiği yere geri göndermek istemiştir.Можливо, він хотів поставити його на місце.
Belki de Napolyon'u geldiği yere geri göndermek istemiştir.Уилям е просто английската версия.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Car alors, je l'espère, tu ne veux pas le garder longtemps Mais le renvoyer.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Denn dann, so hoffe ich, wirst du ihn nicht lange, sondern senden ihn zurück.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.För då, hoppas jag, du skall inte hålla honom länge men skicka honom tillbaka.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.For så håber jeg, du vil ikke beholde ham længe, men sende ham tilbage.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.다음으로, 난 희망, 그대 시들고 오래 유지 그러나 돌려 보낼 수 없습니다.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.LADYキャピュレット[内。]ホー、娘!あなたは最高ですか?
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Mert akkor, remélem, te nem akarsz tartani vele hosszú, de küldje vissza.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Na to, mam nadzieję, Ty nie trzymać go długo, ale wysłać go z powrotem.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Para entonces, espero, tú no quieres tenerlo largo, pero lo envió de vuelta.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Pentru că atunci, sper, tu nu vei-l ţină mult timp, dar trimite-l înapoi.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Per allora, spero, tu non vuoi tenerlo a lungo, ma rimandarlo.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Pois então, eu espero, tu não queres mantê-lo longe Mas mandá-lo de volta.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Sau đó, tôi hy vọng, ngươi héo không giữ anh dài Nhưng gửi cho anh ta trở lại.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Sillä silloin, toivon, sinä et pidä häntä pitkään, mutta lähettää hänet takaisin.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Untuk itu, saya berharap, engkau akan tidak membuatnya lama Tapi mengirim dia kembali.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.U té, doufám, budeš se ho udržet dlouho, ale pošlete ho zpátky.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.U tej, dúfam, budeš sa ho udržať dlho, ale pošlite ho späť.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Want dan, hoop ik, gij zult niet lang houden hem maar sturen hem terug.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Za takrat, upam, ne boš ga obdržati dolgo pa ga poslali nazaj.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Για τότε, ελπίζω, θέλεις να τον κρατήσει καιρό, όμως, να τον στείλει πίσω.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Защото тогава, надявам се, ти не искаш да го задържат дълго, но го изпрати обратно.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.Ибо тогда, надеюсь, ты не держать его долго, но отправить его обратно.
Çünkü o zaman, umarım, senin istediğin olsun uzun süre onu tutmak Ama onu geri göndermek.כי אז, אני מקווה, שתאבה לא להשאיר אותו זמן רב, אבל לשלוח אותו בחזרה.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod