Tek yapman gereken geri dönmemi beklemek.All you have to do is to wait for me to return.
Madonna'nın kariyerine bir süre için geri dönmeyeceğine bahse girerim.I'll bet Madonna doesn't return to her career for awhile.
Bay Thompson İskoçya'ya geri dönmeden önce iki yıl boyunca Tokyo'da yaşamıştı.Mr Thompson had lived in Tokyo for two years before he went back to Scotland.
Dave asla tekrar okula geri dönmedi.Dave never returned to school again.
Chaplin geri dönmemek üzere Amerika'dan ayrıldı.Chaplin left America for good.
Geri dönmemizin zamanı geldi de geçti bile.It's about time we went back.
Kısa sürede geri dönmek şartıyla dışarı çıkabilirsin.You may go out only if you come back soon.
Şu an geri dönmelisin.You should go back right now.
John geri dönmemek üzere Amerika'ya döndü mü?Has John returned to America for good?
Jane, geri dönmemek üzere Japonya'yı terk etti mi?Has Jane left Japan for good?
Sanırım ben Noel'den sonra diyete geri dönmek zorundayım.I think I have to go back on a diet after Christmas.
Geri dönmemek üzere kumardan vazgeçmelisin.You've got to give up gambling once and for all.
Şimdi geri dönmek için çok geç.It's too late to turn back now.
Dokuza kadar geri dönmelisin.You should be back by 9 o'clock.
Otuz dakika içinde geri dönmelisin.You have to come back in 30 minutes.
Ondan önce geri dönmelisin.You must be back before ten.
Saat ona kadar geri dönmelisin.You must be back by 10 o'clock.
Ken Japonya'dan geri dönmemek üzere mi ayrıldı?Has Ken left Japan for good?
Onun çağrısına geri dönmeliyim.I must return his call.
Biz dışarı gittik ve asla geri dönmedik.We went out and never returned.
Kaybolup da otele geri dönmeye çalışırken epey zorlandım.I got lost and had a hard time finding my way back to the hotel.
Ne zaman geri dönmesi bekleniliyor?When is he expected back?
O, her an geri dönmeli.He should be back any minute.
O, dağdan geri dönmedi.He isn't back from the mountain.
O kötü hava nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı.He was forced to go back because of the bad weather.
Geri dönmemek üzere buradan ayrılacak.He will leave here for good.
Onun ne zaman geri dönmesini umuyorsun?When do you expect him back?
Onun asla geri dönmeyeceğini düşünüyorum.I am of the opinion that he will never come back.
O geri dönmemek üzere evden ayrıldı.He left home never to return.
O, şimdi her an geri dönmeli.He should be back any minute now.
Bu zamana kadar geri dönmeliydi.He should have been back by this time.
O asla geri dönmemek üzere Japonya'dan ayrıldı.He left Japan never to come back.
O, vahşi hayata geri dönmek istiyor.He wants to go back to the wild.
O geri dönmeden önce gitmiş olacağım.I will be gone by the time she comes back.
Saat ona kadar geri dönmesi şartıyla onun diskoya gitmesine izin verildi.She was allowed to go to the disco on condition that she was back by ten.
O, beşe kadar geri dönmeyecek.She won't be back till five.
Beklenenin tersine geri dönmedi.She did not turn up after all.
Onun öğle yemeği vaktine kadar geri dönmesi gerekiyor.She's supposed to be back by lunch time.
Onun öğle yemeği saatine kadar geri dönmesi gerekiyor.She's supposed to be back by lunch time.
Çağımıza geri dönmek için ne yapmalıyız?In order to return to our era, what should we do?
Şimdi geri dönmek istiyorum.I want to go back now.
Bu kenti, geri dönmemek üzere terk etmek istiyorum.I would like to leave this town and never come back.
Sanırım o asla geri dönmeyecek.I think he'll never return.
Geri dönmeyeceğim.I won't go in.
Eve geri dönmek nasıl bir duygu?How does it feel to be back home?
1900 yılında İngiltere'den ayrıldı, asla geri dönmedi.In 1900 he left England, never to return.
Onu son kez aradığımda, bana İtalya'ya geri dönmek istediğini söyledi.The last time I called her she told me that she wants to get back to Italy.
Niçin geri dönmedin?Why didn't you return?
Onların kaleye geri dönmelerini emretti.He ordered them back to the fort.
Benim okula geri dönmek için çok fazla yaşlı olduğumu düşünüyor musunuz?Do you think I'm too old to go back to school?
New York'a geri dönmek için kırmızı-göz uçuşu yapmaktan başka seçeneğim yok.I have no choice but to take the red-eye back to New York.
Tom 2.30'a kadar geri dönmeli.Tom should be back by 2:30.
Tom 2.30'dan önce geri dönmeli.Tom should be back before 2:30.
Tom 2.30'a kadar eve geri dönmeli.Tom has to be back home by 2:30.
Tom 2.30'a kadar geri dönmedi.Tom didn't come back until after 2:30.
Tom yaklaşık 2.30'a kadar geri dönmedi.Tom didn't arrive until about 2:30.
Tom Mary ile yürüyüş yapıyor ve çok geçmeden geri dönmeli.Tom is taking a walk with Mary and should be back before long.
Tom Mary'den kalmasını rica etti fakat o işe geri dönmek zorundaydı.Tom asked Mary to stay, but she had to get back to work.
Tom Boston'a geri dönmek zorunda kaldı.Tom had to go back to Boston.
Tom geldiği yoldan geri dönmek zorunda kaldı.Tom had to go back the way he'd come.