Seninle neden konuşmam gerekir?Why should I talk to you?
Tom'la neden konuşmam gerekir?Why should I talk to Tom?
Şimdi Tom'la konuşman gerekir.You should talk to Tom now.
Belki de Tom hakkında konuşmamız gerekir.Maybe we should talk to Tom.
Peki ne hakkında konuşmamız gerekir?So what should we talk about?
O sürerken bir otobüs şoförüyle konuşmamak gerekir.You shouldn't talk to a bus driver while he's driving.
Biriyle konuşman gerekirse istediğin zaman beni ara.If you need to talk to someone, call me any time you want.
Burada kalman gerekir.You should stay here.
Tom'un burada kalması gerekir.Tom ought to stay here.
Orada kalman gerekir.You need to stay there.
Şehirde kalman gerekir.You should stay in town.
Belki de burada kalman gerekir.Perhaps you should stay here.
Siz ikiniz birlikte kalmanız gerekir.You two should stay together.
Belki de sadece evde kalmam gerekir.Maybe I should just stay home.
Belki tam burada kalmamız gerekir.Maybe we should stay right here.
Ankesörlü telefon bulmam gerekir.I need to find a pay phone.
Tom'un kendi borçlarını ödemesi gerekir.Tom needs to pay his own debts.
Belki de onu yapmıyor olman gerekir.Maybe you shouldn't be doing that.
Sana neden söylemem gerekir?Why should I tell you?
Tom'a ne söylemem gerekir?What should I tell Tom?
Onlara ne söylemem gerekirdi?What am I supposed to tell them?
Tom'a her şeyi söylememen gerekir.You shouldn't tell Tom everything.
Doğruyu söylemek gerekirse bilmiyoruz.To tell you the truth, we don't know.
Gerçeği söylemek gerekirse, Tom'dan hiç hoşlanmadım.To tell the truth, I never did like Tom.
Belki Tom'a bundan söz etmemem gerekirdi.Maybe I shouldn't have told Tom about it.
Gerçeği söylemek gerekirse, Tom'a gerçekten hiç güvenmedim.To tell the truth, I never really trusted Tom.
Bir bilim adamı olmadığını kabul etmen gerekir.You should recognize that you're not a scientist.
Doğruyu söylemek gerekirse ne yapacağımı bilmiyordum.To tell you the truth, I didn't know what to do.
Sana gerçeği söylemek gerekirse, bunun kadar iyi tadı yoktu.To tell you the truth, it didn't taste that good.
Doğruyu söylemek gerekirse, Tom'un ne zaman vardığından emin değilim.To tell you the truth, I'm not sure when Tom arrived.
Belki de Tom'a bunu yapmak istemediğini söylemen gerekir.You should probably tell Tom you don't want to do that.
Sana doğruyu söylemek gerekirse, bu benim için biraz çok baharatlı.To tell you the truth, this is a little too spicy for me.
Biraz kilo kaybetmen gerekir.You need to lose some weight.
Burada güvende olmamız gerekir.We should be safe here.
Şaşkınım. Nereye gitmem gerekir?I am confused. Where should I go?
Rehberimize veda etmemiz gerekir.We must say good-bye to our guide.
İşletmelerin çalışanlarına adil bir ücret ödemeleri gerekir.Businesses should pay a fair wage to their employees.
Şimdiye kadar gelmiş olması gerekirdi.By now, she should have arrived.
Filmi görmen gerekir.You should see the film.
Uzmanlara güvenmemiz gerekir.We should trust the experts.
Onların pazartesi günü çalışmaları gerekir.They should work on Monday.
Onlar taşındıklarını bize anlatmaları gerekirdi.They should have told us they were moving out.
Belgelerin de önceden Paris'e gönderilmeleri gerekir.The documents should be sent to Paris well in advance.
Onun senin derslerini gözden geçirmesi gerekir!He should revise his lessons!
Çabucak bir şey yapmamız gerekir.We need to do something quickly.
Onu tek başıma yapmam gerekirdi.I should have done it by myself.
"İklim Değişikliği" mi yoksa "Küresel Isınma" mı demem gerekir?Should I say "Climate Change" or "Global Warming"?
Onu yapmamamız gerekir.We shouldn't do that.
Sessizce ayrılmamız gerekir.We should leave quietly.
Şimdi gidiyor olmamız gerekir.We should be going now.
Bizim onu denememiz gerekir.We should try it.
Tom'u eve götürmemiz gerekir.We need to take Tom home.
Senin onu araman gerekir.You should call him.
Bana yardım etmen gerekir.You need to help me.
Onu tamir etmen gerekir.You need to fix it.
Gelmen gerekirdi. Eğlenceliydi.You should have come. It was fun.
Daha sıkı çalışman gerekir.You should work harder.
Yalan söylemem gerekirdi, ama ben ona gerçeği söyledim.I should have lied, but I told him the truth.
Buna sahip olman gerekir.You should have this.
Buradan ayrılman gerekir.You should leave here.