Tom'u gerçekten Kanadalı sanıyor olamazsın.You can't possibly really think Tom is Canadian.
Muhtemelen Tom'un mutlu olduğunu gerçekten düşünemezsin.You can't possibly really think Tom is happy.
Tom'u gerçekten mutlu sanıyor olamazsın.You can't possibly really think Tom is happy.
Bize gerçekten güvenmiyorsun, değil mi?You don't really trust us, do you?
Gerçekten anlamıyorsun, değil mi?You don't really understand, do you?
Siz arkadaşlar gerçekten iyi arkadaşlarsınız, değil mi?You guys are really good friends, aren't you?
Siz arkadaşlar gerçekten eldivenler giyiyor olmalısınız.You guys should really be wearing gloves.
Siz arkadaşlar gerçekten kasklar giyiyor olmalısınız.You guys should really be wearing helmets.
Siz arkadaşlar gerçekten güvenlik gözlükleri takıyor olmalısınız.You guys should really be wearing safety glasses.
Siz arkadaşlar gerçekten mayo giyiyor olmalısınız.You guys should really be wearing swimsuits.
Gerçekten kendinle gurur duyuyor olmalısın.You must really be proud of yourself.
Tom'u gerçekten seviyor olmalısın.You must really like Tom.
Deneyinceye kadar onu yapıp yapamayacağını gerçekten bilmiyorsun.You never really know whether you can do it or not until you try.
Gerçekten Tom'u boşamayı istemiyorsun, değil mi?You never really wanted to divorce Tom, did you?
Tom'u gerçekten kandırdın.You really fooled Tom.
Gerçekten daha çok çalışmalısın.You really ought to study harder.
Gerçekten daha çok çalışman gerekiyor.You really ought to study harder.
Gerçekten çalışıyor olmalısın, biliyorsun.You really should be working, you know.
Onu gerçekten kendin yapmalısın.You really should do that yourself.
Gerçekten kalmalısın.You really should stay.
Bu konuda gerçekten iyi bir kavramaya sahipmiş gibi görünüyorsun.You seem to have a really good grasp on this.
Seni gerçekten çok sevmediğimi şu ana kadar bilmelisin.You should know by now that I don't really like you very much.
Gerçekten bir kask giyiyor olmalısın.You should really be wearing a helmet.
Gerçekten kafamı karıştırıyorsun.You're really confusing me.
Sen gerçekten ne olduğunu bilen tek kişisin.You're the only other person who knows what actually happened.
Tom gerçekten geleceği tahmin edebileceğine inanıyordu.Tom actually believed he could predict the future.
Tom her zaman gerçekten çok önemli olmayan şeyler hakkında endişe eder.Tom always worries about things that don't really matter very much.
Tom ve Mary gerçekten uyumlu olmadıklarını fark ettiler.Tom and Mary realized that they weren't really compatible.
Tom ve Mary gerçekten birbirlerine âşık gibi görünüyorlar.Tom and Mary seem to really be in love with each other.
Tom ve sadece Tom gerçekten ne olduğunu biliyor.Tom and only Tom really knows what happened.
Tom yaptığını söylediği şeyi gerçekten yapmadı.Tom didn't actually do what he said he did.
Tom yapmayı söylediğini gerçekten yapmadı.Tom didn't really do what he said he did.
Tom gerçekten bugün okula gitmedi.Tom didn't really go to school today.
Tom Mary'yi gerçekten o kadar çok sevmiyor.Tom didn't really like Mary all that much.
Tom gerçekten on üç yaşındaymış gibi davranmıyor.Tom doesn't really act like a thirteen-year-old.
Tom arabasının kirli olup olmadığını gerçekten umursamıyor.Tom doesn't really care if his car is dirty.
Mary'nin onu sevip sevmemesi Tom'un gerçekten umurunda değil.Tom doesn't really care whether Mary likes him or not.
Tom gerçekten oldukça dikkat çekici bir kişidir.Tom is really quite a remarkable person.
Tom şu ana kadar Mary ile gerçekten geçinen tek kişidir.Tom is the only one who ever really got along with Mary.
Tom şu ana kadar bana gerçekten yardım etmiş tek kişidir.Tom is the only one who ever really helped me.
Tom şu ana kadar beni gerçekten tanıyan tek kişidir.Tom is the only one who ever really knew me.
Tom şimdiye kadar beni gerçekten seven tek kişidir.Tom is the only one who ever really liked me.
Tom şimdiye kadar benimle gerçekten konuşan tek kişidir.Tom is the only one who ever really talked to me.
Tom şu ana kadar beni gerçekten anlayan tek kişidir.Tom is the only one who ever really understood me.
Tom Mary'nin gerçekten güvendiği tek kişidir.Tom is the only person Mary really trusts.
Tom gerçekten Mary'yi seviyor olmalı.Tom must really like Mary.
Tom gerçekten beni seviyor olmalı.Tom must really like me.
Tom Mary'nin kendisini gerçekten çok sevmediğini fark etti.Tom realized that Mary didn't really like him very much.
Tom gerçekten Boston'a gitmek istiyor.Tom really wants to go to Boston.
Tom gerçekten bana bağırdi.Tom really yelled at me.
Tom gerçekten şoka girmiş gibi görünüyordu.Tom seemed genuinely shocked.
Tom Mary'nin mutlu olduğunu gördüğüne gerçekten memnundu.Tom was really glad to see that Mary was happy.
Tren gerçekten vaktinde kalkacak mı?Will the train really start on time?
Evet, senden ayrılabilirim. Gerçekten ayrıldım.Yes, I can break up with you. I just did.
O gerçekten beni beğendiğini söyledi.He said that he really liked me.
Anlayamadığımız imkansız şeyler oluyor. Onlar gerçekten hayal edilemez.Impossible things happen that we can't understand. They're completely unimaginable.
Dün gece gerçekten kötü bir kabus gördüm.I had a really bad nightmare last night.
"Gerçekten nasıl hissettiğini biliyorum." " Hayır, bilmiyorsun!""I know how you really feel." "No, you don't!"
Bu beni gerçekten üzüyor.That makes me really sad.
Tom gerçekten iyi bir kişi gibi görünüyor.Tom seems like a really nice person.