Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor, değil mi?Tom really enjoys talking with Mary, doesn't he?
Mary odaya girdiğinde Tom gerçekten mutlu görünüyordu.Tom looked really happy when Mary entered the room.
Tom Mary'nin geçen hafta Boston'a gerçekten gitmediğinden emin.Tom is sure that Mary didn't really go to Boston last week.
Tom Mary'nin gerçekten düşündüğünü söylediğini düşünmüyor.Tom doesn't think Mary is saying what she really thinks.
Tom Mary ile gerçekten çıkmak istemiyordu.Tom didn't really want to go out with Mary.
Mary'nin onu gerçekten söyleyeceğini hayal edemedi.Tom couldn't imagine that Mary would really say that.
Tom Mary'nin gerçekten ne istediğini anlayamadı.Tom couldn't figure out what Mary really wanted.
Tom Mary'ye gerçekten ne istediğini sordu.Tom asked Mary what she really wanted.
Tom ve Mary gerçekten birbirleri için yaratılmışlar.Tom and Mary are really made for each other.
Tom'un Mary'i gerçekten sevdiğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom really loved Mary.
Mary'nin Tom'un gerçekten ne kadar fakir olduğunu farkedip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Mary realizes how poor Tom really is.
O gerçekten iyi bir adam.He's really a good guy.
Tom'un gerçekten yemek istediği çikolatalı pudingti.What Tom really wanted to eat was chocolate pudding.
Tom'un gerçekten yapmak istediği evde kalmak ve televizyon izlemekti.What Tom really wanted to do was stay at home and watch TV.
Mary'nin kasabayı terk ettiğini ona söylediğimde, Tom gerçekten şaşırmış görünüyordu.Tom seemed genuinely surprised when I told him that Mary had left town.
Tom Mary için çalışmayı gerçekten sevdiğini anladı.Tom found that he actually liked working for Mary.
Eğer gerçekten bir işe ihtiyacın varsa, niçin Tom için çalışmayı düşünmüyorsun?If you really need a job, why don't you consider working for Tom?
Gerçekten, Tom için oy vermeyeceksin, değil mi?You aren't really going to vote for Tom, are you?
Tom'u gerçekten öldürmeyeceksin, değil mi?You aren't really going to kill Tom, are you?
Gerçekten orduya katılmayacaksın, değil mi?You aren't really going to join the army, are you?
Gerçekten Tom'un arabasında Boston'a gitmiyorsun, değil mi?You aren't really going to go to Boston in Tom's car, are you?
Gerçekten, Tom ile kampa gitmeyeceksin, değil mi?You aren't really going to go camping with Tom, are you?
Klasik arabandan gerçekten kurtulmayacaksın, değil mi?You aren't really going to get rid of your classic car, are you?
Tom'un arabasını gerçekten sürmeyeceksin, değil mi?You aren't really going to drive Tom's car, are you?
Tom'un eski traktörünü gerçekten satın almayacaksın, değil mi?You aren't really going to buy Tom's old tractor, are you?
Tom ile gerçekten tartışmayacaksın, değil mi?You aren't really going to argue with Tom, are you?
Sanırım Almancada gerçekten hiç iyi değilim.I think I'm really not any good at German.
Sanırım Almancam gerçekten kötü.I think my German is really bad.
Tom'un yaptığı ev gerçekten hoş.The house that Tom built is really nice.
Biz gerçekten çok iyi vakit geçirdik.We had a really good time.
Gerçekten sana yardım etmek isterim, ama ellerim bağlı.I would really like to help you, but my hands are tied.
Gerçekten benimle konuşmak istiyorsan, şimdi ya da asla.If you really want to speak to me, it's now or never.
Gerçekten güzel bir tadı var.This sure tastes good!
Gerçekten önemli olan tek şey senin mutlu olup olmamandır.The only thing that really matters is whether or not you are happy.
Gerçekten önemli olan tek şey, sizin elinizden geleni yapıp yapmamanızdır.The only thing that really matters is whether or not you did your best.
Gerçekten zeki, Sfenks o!Really smart, that Sphinx!
Gerçekten hiç iş yapıyor musun?Do you ever actually do any work?
Tom'un gerçekten hoşlandığı tek şey Mary ile satranç oynamak.One thing Tom really enjoys is playing chess with Mary.
Tom gerçekten ne olduğunu asla sana söylemeyecek.Tom will never tell you what really happened.
Tom Mary'nin onun taşınmasına yardım edeceğini duyduğunda gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary was going to help him move.
Tom Mary'nin onun partisine gelmek istediğini duyduğunda gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary wanted to come to his party.
Tom Mary'nin kazada yaralanmadığını duyduğuna gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary hadn't been injured in the accident.
Tom Mary'nin sınavlarını geçtiğini duyduğunda gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary had passed her exams.
Tom gerçekten ne düşündüğünü Mary'ye söylemek istedi, ama dilini tuttu.Tom wanted to tell Mary what he really thought, but he held his tongue.
Tom Mary'ye onun hakkında gerçekten ne düşündüğünü anlattı.Tom told Mary what he really thought of her.
Tom Mary'ye John'un gerçekten gerilim altında olduğunu söyledi.Tom told Mary that he thought John was really stressed out.
Tom durumun gerçekten üzücü olduğunu düşündü.Tom thought the situation was really sad.
Tom Mary'nin gerçekten pinti olduğunu düşündü.Tom thought Mary was really mean.
Tom Mary'nin gerçekten çok samimi olduğunu düşündü.Tom thought Mary was really friendly.
Tom Mary'nin gerçekten mutlu olduğunu düşündü.Tom thought Mary seemed really happy.
Tom Mary'nin gerçekten sıkışmış olduğunu düşünüyor.Tom thinks Mary is really stuck up.
Tom Mary ile konuşmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy talking with Mary.
Tom Boston'da olmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy being in Boston.
Tom burada olmaktan gerçekten hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to really enjoy being here.
Tom bana gerçekten evimdeymişim gibi hissettirdi.Tom really made me feel at home.
Tom nasıl formda kalacağını gerçekten biliyor.Tom really knows how to stay in shape.
Tom nasıl eğleneceğini gerçekten biliyor.Tom really knows how to have a good time.
Tom gerçekten onun yemeğinden hoşlandı.Tom really enjoyed his meal.
Tom Mary'nin cesaretine gerçekten hayran kaldı.Tom really admired Mary's courage.
Tom topa gerçekten sert vurdu.Tom kicked the ball really hard.