Riin Tamm (d. 12 Ağustos 1981), Estonyalı bir genetikçi ve bilimin popülerleştiricisidir.Riin Tamm (born 12 August 1981) is an Estonian geneticist and a science popularizer.
Hayatın uzatılması İlerleyen hastalık Genetik bozuklukların listesiLife extension Senescence Progressive disease List of genetic disorders
Kırılganlık, genetik veya edinilmiş deneyimlerin bir kombinasyonu ve etkileşimi olabilir.Vulnerability can be a combination and interaction of genetic or acquired experiences.
Völling hem genetik hem de fiziksel olarak kadındı.Völling was both genetically and physically female.
Genetik mühendisliğinin düzenlenmesi ülkeden ülkeye büyük farklılıklar göstermektedir.The regulation of genetic engineering varies widely by country.
Deri ve eklemler üzerindeki etkileri ile karakterize nadir görülen bir genetik bozukluktur.[1][2]It is a rare genetic disorder characterised by its effects on skin and joints.[2][3]
Blakeslee, jimsonweed bitkisini genetik araştırması için model organizma olarak kullandı.Blakeslee used the jimsonweed plant as a model organism for his genetic research.
[1] İidiyopatik(sebepsiz) Frajil X sendromu gibi genetik faktörler.Genetic factors, such as fragile x syndrome.
Kurguda Evrim Kurguda genetikEvolution in fiction Genetics in fiction
Kurguda genetik Kurgudaki parazitlerGenetics in fiction Parasites in fiction
Doktora derecesini 1942'de botanik ve Bir yıl sonra D.Sc. derecesini genetik üzerine aldı.He received his PhD in 1942 in botany and a D.Sc. degree in genetics the year after.
Genetik, genlerin ve bunların biyolojik kalıtımdaki rollerinin incelenmesidir.Genetics is the study of genes, and their role in biological inheritance.
Medikal genetik, kalıtsal bozuklukların teşhisi ve yönetimi ile ilgilenir.Medical genetics is concerned with the diagnosis and management of hereditary disorders.
Üreme izolasyonu da genetik farklılaşmayla birlikte artma eğilimindedir.Reproductive isolation also tends to increase with genetic divergence.
Kimi hastalıklar genetik bir bozukluktan meydana gelir.Einige Krankheiten entstehen aufgrund eines Gendefekts.
Genetik algoritmalar, özellikle John Holland'ın çalışmaları sayesinde popülerlik kazanmıştır.Genetische Algorithmen wurden vor allem durch die Arbeiten John H. Hollands berühmt.
Bu teori genetik araştırmalar tarafından da desteklenmektedir.Diese Theorie wird auch von einigen genetischen Untersuchungen gestützt.
Werner Arber (3 Haziran 1929, Gränichen, Aargau) İsviçreli mikrobiyolog ve genetikçi.Werner Arber (* 3. Juni 1929 in Gränichen) ist ein Schweizer Mikrobiologe und Genetiker.
Heinrich Matthaei ile beraber genetik bilimin en önemli deneyi olan poli U'yu hazırladı.Zusammen mit Heinrich Matthaei plante er das wohl bedeutendste Experiment der Genetik.
Teknolojik ilerleme ve genetik mühendisliği veya kök hücre araştırmaları gibi teknolojilere açıklık.Technologischer Fortschritt und Offenheit gegenüber Technologien wie Gentechnik oder Stammzellenforschung.
Genetik soybilimin kabul görmesindeki bir diğer aşama, Genografik Proje olmuştur.Ein Meilenstein in der Akzeptanz der genetischen Genealogie ist das Genographic Project.
Genetik analiz yapmak kolaydır.Eine genetische Diagnostik ist möglich.
(Bakınız Genetikte dizi homolojisi.)(Betrachtungsebene der formalen Genetik.)
Bu hastalığın genetik olduğu da düşünülmektedir.Es wird vermutet, dass die Erkrankung genetisch heterogen ist.
2000 nisanında, Family Tree DNA adlı şirket, ilk genetik soybilim testlerini sunmaya başladı.Im April 2000 bot Family Tree DNA die ersten genetisch genealogischen Tests für die Öffentlichkeit an.
Gregor Mendel genetik üzerine yaptığı araştırmalara başladı.Gregor Mendel verwendete für seine genetischen Versuchsreihen Erbsenpflanzen.
Genetikte bunlara genelde baz olarak değinilir.Meist sind diese Gangarten genetisch festgelegt.
Mohinder Suresh (Sendhil Ramamurthy) Hindistan'lı bir genetik bilimci.Mohinder Suresh Mohinder ist Professor für Genetik an einer Universität in Indien.
Bu deney ile Heinrich Matthaei ilk defa Mayıs 1961'de laboratuvarlarında genetik kodu deşifre etmeyi başardı.Es wurde von Heinrich Matthaei allein im Mai 1961 im gemeinsamen Labor durchgeführt.
Genetik geçiş özelliği otozomal dominant şekildedir.Genetik Autosomal dominant mit unvollständiger Expressivität.
Bu kavram 1916 yılında, genetikçi Richard Goldschmidt tarafından ortaya atılmıştır.Den Begriff Intersexualität prägte 1915 der Genetiker Richard Goldschmidt.
Genetik kalıtım muhtemelen otosomal resesiftir.Genetik Vermutlich autosomal rezessiv.
Genetik müdahaleler ile doğada daha önce hiç bulunmayan gen bileşimleri de üretilebilmektedir.Denken Sie an die mutmasslichen Atomwaffen im Irak, die es nie gab.
Yani, standart genetik kod evrensel değildir.Der genetische Code ist ein eindimensionaler Code.
2000 - Amerika'da genetik harita çalışmalarına başlandı.Um 2000 hatten sie ihren Durchbruch in den amerikanischen Charts.
Saç kaybına sebep olan diğer pek çok neden vardır, bunlar genetik ile karıştırılmamalıdır.Meist fehlen Zähne, da das Fehlen von Zähnen mit dem Fehlen von Haaren genetisch zusammenhängt.
Steve Jones (1944–): Britanyalı genetik profesörü.Steve Jones (* 24. März 1944) ist ein britischer Genetiker.
Ayrıca genetik bileşeni de bulunmaktadır.Auch er ist genetisch fixiert.
Ancak genetik araştırmalar bu kuramın devre dışı kalmasına neden olmuştur.Es werden jedoch zurzeit genetische Untersuchungen durchgeführt, um dies zu klären.
Ancak genetik araştırmalar bu iki cinsin o kadar yakın akraba olmadığını göstermiştir.Genetische Untersuchungen haben jedoch gezeigt, dass sie nicht allzu nahe mit diesen verwandt sind.
Dört yıldır genetik çalışıyorum.J'étudie la génétique depuis quatre ans.
Genetik kod ilkesi kabul edilmekteydi.Le principe de code génétique est admis.
Virüsler hala yeryüzünde keşfedilmemiş genetik çeşitliliğin en büyük rezervuarlarından biridir.Ils restent l'un des plus grands réservoirs de diversité génétique inexplorés sur la planète.
Genetik soybilim halklar arasında hayret verici bağlantılar ortaya çıkarmıştır.La généalogie génétique a révélé des liens surprenants entre les peuples.
Bazı bakteriler ayrıca genetik malzemelerini hücreler arasında aktarabilirler.Quelques bactéries peuvent également transférer du matériel génétique entre les cellules.
Genetik soybilimin kabul görmesindeki bir diğer aşama, Genografik Proje olmuştur.Une autre étape dans la reconnaissance de la généalogie génétique fut le projet genographique.
Ayrıca genetik bileşeni de bulunmaktadır.Il existe également une participation génétique.
Genetik çeşitliliğin ana kaynağıdır.Peu importe son origine génétique.
Genetik çeşitliliği belirlemek ve ölçmek için birçok farklı yollar vardır.Plusieurs façons de mesurer la diversité génétique existent.
Bir araştırma annenin genetik yapısıyla oğullarının eşcinselliği arasında bir bağlantı bulmuştur.Une étude suggère un lien de l’hérédité génétique de la mère vers ses fils sur l'homosexualité.
Yeni genetik testler ortaya çıktıkça, çeşitli etik, yasal ve sosyal sorunlar ortaya çıkacaktır.Les tests génétiques soulèvent plusieurs questions éthiques, juridiques et sociales.
Bu yüzden hastalığın tanısında genetik testler güvenilir bir seçenek oluşturmaz.Les tests génétiques ne constituent donc pas un moyen fiable de diagnostiquer la maladie,.
Bu hastalığın genetik olduğu da düşünülmektedir.La cause de cette maladie est génétique.
Ayrıca DNA tamiri ve genetik rekombinasyonda kullanılırlar.Elles interviennent également dans les mécanismes de réparation de l'ADN et de recombinaison génétique.
Kerr — Warwick Estevam Kerr (1922-), brazilyalı genetikçi ve entomolog.Warwick Estevam Kerr (1922-2018), généticien et entomologiste brésilien.
Bu diller arasında derin akrabalık ilişkileri olmayıp bazılarının arasında genetik ilişkiler görülür.On manque d'éléments qui établissent une relation génétique entre ces langues.
Şişmanlığın genetik nedenleri uzun yıllardan beri araştırılmaktadır.L’hypothèse génétique est envisagée depuis de nombreuses années.
Genetik hastalık Genetik tanı merkeziMaladie métabolique génétique Portail de la médecine
Çölyak hastalığı genetik bir hastalıktır, yani ailevi kalıtım söz konusudur.La FSH est une maladie génétique, donc à transmission familiale.
Gregor Mendel genetik üzerine yaptığı araştırmalara başladı.Gregor Mendel commence ses travaux sur l'hérédité.