Ayrıca DNA tamiri ve genetik rekombinasyonda kullanılırlar.Крім того вони використовуються в репарації ДНК і гомологічній рекомбінації.
Genetik sürüklenmenin etkisi, küçük popülasyonlarda büyük, büyük popülasyonlarda ise küçüktür.Ефект генетичного дрейфу найбільший у невеликих популяціях та найменший у найбільших.
Her proteindeki amino asit dizisinin sırası bir gen tarafından tanımlanır ve genetik kod ile kodlanmıştır.Послідовність амінокислот у конкретному білку визначається відповідним геном і зашифрована генетичним кодом.
Saç kaybına sebep olan diğer pek çok neden vardır, bunlar genetik ile karıştırılmamalıdır.Крім того, чимало комах, що мають придатки не пов'язані із розмноженням.
Çoğu vaka genetik bir sebep olmaksızın sporadik olarak ortaya çıkar.Більшість випадків гліобластоми носять спорадичний характер, без генетичної схильності.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.Ідентифікація генів кожної хромосоми є пріоритетним напрямком наукових досліджень у генетиці.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Генетика — це наука про гени, спадковість та варіативність організмів.
Gen Genetik Gen aktarımıОрганогенез Гомеозисні гени
Bu yolla avantaj sağlayan genetik özellikler bir bakteri popülasyonu içindeki bireylere dağıtılabilir.Через цей механізм деякі вигідні генетичні риси можуть розповсюджуватися популяцією бактерій.
Genetik analiz yapmak kolaydır.Є складне генетичне дослідження.
Ülseratif kolitin bilinen bir sebebi olmamasına rağmen, genetik bir unsurun varlığından şüphelenilmektedir.Хоча дослідження припускають можливість генетичної бази,але не існує відомої генетичної етіології.
1983'te İlk genetik hastalık haritalandı (Huntington hastalığı).У 1989 році з'явився перший «троянський кінь» AIDS.
Genetik materyali DNA'dan oluşur.Генетичний код заснований на ДНК.
Genetik çeşitliliği belirlemek ve ölçmek için birçok farklı yollar vardır.Існує кілька способів вимірювання генетичної відстані.
Dört yıldır genetik çalışıyorum.Я вивчаю генетику вже чотири роки.
H341 Genetik hasara yol açma şüphesi var.H341: Podezření na genetické poškození.
Genetik çalışmaların geri kalanları, Fas kökenlileri %2.5-3.4 ila %7.7 olarak gösterir.Zbytek genetických studií provedených ve Španělsku odhaduje tento příspěvek různě od 2,5/3,4 % do 7,7 %.
Werner Arber (3 Haziran 1929, Gränichen, Aargau) İsviçreli mikrobiyolog ve genetikçi.Werner Arber (* 3. června 1929 Gränichen) je švýcarský mikrobiolog a genetik.
Maclyn McCarty (South Bend, Indiana, 9 Haziran 1911 – 2 Ocak 2005) Amerikalı bir genetikçiydi.Maclyn McCarty (9. června 1911 South Bend, Indiana – 2. ledna 2005 New York) byl americký genetik.
Genetik olarak ilk organizmalar 1974 yılında fareler daha sonra 1973 bakteri üzerinde denendi.Prvním geneticky modifikovaným organismem se v roce 1973 stala bakterie a v roce 1974 myš.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Diabetes 2. typu se může vyskytnout na základě kombinace genetických faktorů a aspektů životního stylu.
Ayrıca genetik bileşeni de bulunmaktadır.Viz také genetický kód.
Bunları gözlemleyen Will Rodman bir maymunu o genetik araştırmaların yapıldığı tesisten kaçırır.Vědec Will Rodman testuje na opicích svůj lék na Alzheimerovu chorobu.
Bilinen tüm genetik mutasyonların prognostik önemi yoktur.Ne každá známá genetická mutace má vliv na prognózu.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Genetika je věda zabývající se geny, dědičností a proměnlivostí organismů.
Bu yüzden hastalığın tanısında genetik testler güvenilir bir seçenek oluşturmaz.Genetické testování proto představuje nespolehlivou možnost diagnózy tohoto onemocnění.
George Wells Beadle (22 Ekim 1903 - 9 Haziran 1989), Amerikalı genetikçi bilim insanı.George Wells Beadle (22. října 1903 – 9. června 1989) byl americký genetik, společně s Edwardem L.
Bu canlılar, genetik hakkında bilgilerin elde edilmesinde çok yararlı olmuşlardır.Ty se ukázaly k výzkumu genů velmi výhodné.
Genellikle, genetik incelemeler için önerilen bir işlemdir.Obvykle konzultuje výsledek s genetikem.
Ancak, her iki çalışmada vakaların genetik temellerine dayalı bilgiler bulunmamaktadır.Je známo, že na vnějším těle obě nezanechávají žádné viditelné známky.
Genetik materyali DNA'dan oluşur.Tento experiment představuje důkaz, že genetickým materiálem je DNA.
Çok az genetik çeşitliliğe sahip olan türler büyük bir risk altındadır.Možným nebezpečím je také malá genetická rozmanitost.
İnsan ve hayvan genetiklerini değiştirir.U člověka i u zvířat se projevuje kožními změnami.
Riskin yaklaşık %40'ının genetik ile alakalı olduğu belirtilmektedir.Odhaduje se, že zhruba z 34 % jsou problémy při dosahování orgasmů podmíněny geneticky.
Medikal genetik, kısaca, genetiğin tıbba uygulanmasıdır.Genetické choroby studuje lékařská genetika.
Standart genetik kod aşağıdaki tablolarda gösterilmiştir.V následujících tabulkách je zaznamenán standardní genetický kód.
Bu bulgular genetik faktörlerin cinsel yönelim üstündeki etkisinin önemli olduğunu destekler.Za cíl si kladli rozpoznat, jak velkou roli v procesu imigrace hraje etnická identita přistěhovalců.
Tip 2 diyabet gelişimi, yaşam tarzı ve genetik faktörlerin bir kombinasyonundan kaynaklanır.Apariția diabetului de tip 2 este determinată de o combinație între stilul de viață și factorii genetici.
DNA profili sonra başka bir örneğinki ile karşılaştırılarak genetik bir eşleşme olup olmadığı belirlenir.Amprenta ADN este comparată cu o altă mostră pentru a determina dacă există similaritate genetică.
Genetik, genlerin, kalıtımın ve organizmaların değişkenliğinin bilimidir.Genetica este știința genelor, eredității și varietății ale organismelor.
Heterokromi öncelikle genetik ya da edinilen olarak sınıflandırılır.Heterocromia este clasificată în principal prin debutul acesteia: este fie de natură genetică fie dobândită.
Genetik mutasyonda bir otoritedir ve en büyük arzusu insanoğlu ile mutantların barış içinde yaşamasıdır.El este o autoritate în mutația genetică și un susținător al relațiilor pașnice între oameni și mutanți.
Modern evrimsel sentez, evrimi, bu genetik varyasyonlarda zaman içinde oluşan değişimler olarak tanımlar.Teoria sintetică a evoluției definește evoluția ca o schimbare în timp în cadrul acestei variații genetice.
Bu anlamda kurucu etkisi, genetik sürüklenmenin özel bir formudur.Efectul de fondator este un caz special de derivă genetică.
Bu genetik ilişki, auralı migrenler için aurasız migrenlere göre daha güçlüdür.Această relație genetică este mai puternică în cazul migrenelor cu aură, decât în cel al migrenelor fără aură.
George Wells Beadle (22 Ekim 1903 - 9 Haziran 1989), Amerikalı genetikçi bilim insanı.George Wells Beadle (1903 - 1989) a fost un biolog american, specializat în genetică.
Her kromozomdaki genleri saptamak, genetik araştırmaların hali hazırda en aktif konusudur.Identificarea genelor la fiecare cromozom este un domeniu activ al cercetării genetice.
Genetik olarak, ebeveyninin tıpkısı olan döllere klon denir.Urmașii care sunt identic din punct de vedere genetic cu părinții lor se numesc clone.
İnsan klonlama, bir insanın genetik kimliğinin bir kopyasının yaratılmasına verilen isim.Clonarea este procesul de creare a unei copii identice.
Özellikle Drosophila melanogaster genetik araştırmalarda model organizma olarak kullanılır.Ca urmare a lucrărilor sale, Drosophila melanogaster a fost adoptată ca organism model în genetică.
Gen Genetik Gen aktarımıGenă Genetică
4 Aralık 1945, Pasadena, Kaliforniya, ABD), Amerikalı zooloji ve genetik bilgini.4 decembrie 1945, Pasadena, SUA) a fost un biolog și genetician american.
Böylece genetik çeşitlilik sağlanır.Așa procedează ingineria genetică.
Bazı bakteriler ayrıca genetik malzemelerini hücreler arasında aktarabilirler.Anumiți viruși introduc de asemenea materialul lor genetic în genom.
Somatik genetik mutasyonlar mutan genden işlevsel proteinlerin üretmini engeller.De exemplu, proteinele contractile actină și miozină sunt responsabile pentru contracția mușchilor scheletici.
Genetik olarak obeziteye yatkın olan insanlarda tip 2 diyabetin ana sebebinin obezite olduğu düşünülmektedir.Se crede că obezitatea constituie cauza principală a diabetului de tip 2 la persoanele predispuse genetic.
Leptospira'nın 13’e varan sayıda genetik türü insanlarda hastalığa yol açabilir.A leptospira mintegy 13 géntípusa okoz megbetegedést az emberekben.
Bilinen tüm genetik mutasyonların prognostik önemi yoktur.Nem minden ismert genetikai mutációnak van prognosztikai jelentősége.
Genellikle, iki tür arasındaki genetik uzaklığın bulunmasında kullanılır.Általában két faj genetikai távolságának meghatározására használják.
Örneğin, programın ticari sahada veya genetik araştırmalarda kullanılması kısıtlanamaz.Például nem korlátozhatja egy adott program üzleti vagy génkutatásban való felhasználását.