Sen genç olamazsın.You can't be young.
Genç kız Tom'a sarıldı.The young girl hugged Tom.
O genellikle İngilizcesini benim üzerimde pratik yapmak istiyorHe usually wants to practise his English on me.
Genç bitkiler kırağılı havadan korunmalıdır.Young plants should be protected in frosty weather.
Tom bugün genellikle geldiğinden daha erken geldi.Tom came a little earlier today than he usually does.
Yaşlı insanlar genellikle kendileriyle konuşurlar.Old people often talk to themselves.
Tom okula sınıfındaki diğer öğrencilerden daha erken gelir genellikle.Tom usually gets to school earlier than any other student in his class.
Tom yapacağını söylediği şeyi genelde yapar.Tom usually does what he says he'll do.
Tom genç ama o ne yaptığını biliyor.Tom is young, but he knows what he's doing.
Tom pazartesileri okula genelde geç kalır.Tom is often late for school on Mondays.
Tom oraya yalnız gidemeyecek kadar çok genç.Tom is too young to go there alone.
Kızıl Kmerler çelişkili eylemlerini meşrulaştırmak için genellikle meseller kullanır.The Khmer Rouge often used parables to justify their contradictory actions.
Tom ayın sonunda genellikle beş parasızdır.Tom is usually broke by the end of the month.
Tom genellikle hız limitinin biraz üzerinde araç kullanır.Tom usually drives slightly over the speed limit.
Tom gençken bir sürü aptalca şey yaptı.Tom did a lot of stupid things when he was young.
Genel Merkezimiz Boston'da kalacak.Our headquarters will remain in Boston.
Ben Tom'dan iki yaş daha gencim.I'm two years younger than Tom.
Senin iyi genlerin var.You have good genes.
Sen iyi genlere sahipsin.You have good genes.
Bu Paris şehrine ait sanat eserlerinin genel stokudur.It is the general inventory of art works belonging to the City of Paris.
Yeni yıl bahanesiyle ocakta alınan kararlar genellikle şubatta bozulmuş olur.New Year's resolutions made in January are often broken by February.
Genç adam zarif giyinmişti.The young man was dressed elegantly.
Çok makyaj yapan genç kadınları görmeyi sevmem.I don't like seeing young women wearing a lot of makeup.
Tom parlak zekâlı genç bir bilim adamıdır.Tom is a brilliant young scientist.
Genç, neden birlikte bir gruba girmiyoruz?Junior, why don't we go into a group together?
Ben gençken ben de onun gibiydim.I was like that too, when I was younger.
İnsanlar genellikle anlamadıkları şeyden hoşlanmazlar.People usually don't like what they don't understand.
Onlar genç evlendiler.They got married young.
O kararın geniş kapsamlı ve ciddi sonuçları olacaktır.That decision will have far-reaching and serious consequences.
Bu kararın geniş ve ciddi sonuçları olacaktır.That decision will have wide and serious consequences.
Bu bir hotel, bir genelev değil.This is a hotel, not a brothel.
Tom bunu genellikle yapan biri.Tom is the one who usually does this.
O, Tom'un genellikle yaptığı şey.That's what Tom usually does.
Buranın en yaşlısı olsam da, hala oldukça genç sayılırım.Even though I'm the oldest one here, I'm still pretty young.
Tom genellikle hata yapmaz.Tom usually doesn't make mistakes.
Yazarlar genellikle bir takma ad kullanır.Writers often use a pseudonym.
Tom genellikle öğle yemeğini yalnız yer.Tom usually eats lunch alone.
Genişletmek için yer yok.There's no room to expand.
Sanırım o kız gençken güzeldi.I think that girl was pretty when she was younger.
Bu hastalık nadir bir genetik mutasyon tarafından oluşur.This disease is caused by a rare genetic mutation.
Komedyenler genellikle kendi esprilerine gülmez.Comedians don't usually laugh at their own jokes.
Görsel öğrenenler kendi notlarında genellikle görsel temsillerden yardım görürler.Visual learners are often helped by visual representations in their own notes.
Kibar genç bir adamla tanıştım.I met a nice young man.
Tom genellikle okula erken gider.Tom usually gets to school early.
Ben genellikle sadece öğle yemeğinden sonra kısa bir yürüyüş için dışarı çıkarım.I often go out for a short walk just after lunch.
2016 birleşmiş milletler genel kurulu tarafından uluslararası bakliyat yılı ilan edildi.2016 was declared the International Year of Pulses by the United Nations General Assembly.
Arkadaşlığınızı aşmış olabileceğinizi kabul etmek genelde çok zordur.It's often very hard to acknowledge that you may have outgrown your friendship.
O genellikle bu kadar yoğun değildir.It's not usually this busy.
Geniş güvenlik önlemleri yürürlüğe konuldu.Broad safety measures were put into effect.
Tom genç ve aptal.Tom is young and foolish.
O genç ve aptal.He is young and foolish.
O genç ve aptaldı.He was young and foolish.
Onlar genç ve aptaldı.They were young and foolish.
İnsanlar genellikle anlayamadıkları şeyleri sevmezler.People usually don't like what they can't understand.
Genellikle olan bu.That's what usually happens.
Birçok genç aile bu bölgede yaşar.Many young families live in this area.
Ekmeği diyagonal dilimler halinde bir parmak genişliğinde kes.Cut the bread into diagonal slices the width of a finger.
Bir bilgisayar, genellikle bir insan beyni ile karşılaştırılır.A computer is often compared to a human brain.
Bir kamyon, genellikle bir arabadan daha fazla benzin kullanır.A truck typically uses more gas than a car.
Bir arazi aracı genellikle bir arabadan daha fazla benzin kullanır.An SUV typically uses more gas than a car.