gen ile cümle
gen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Kız durdu ve gülümsedi; genç adam durdu ve içini çekti.The girl paused and smiled; the young man paused and sighed.
Senin sesin benim için genç kuşların cıvıldamalarından bile daha tatlıdır.Your voice is sweeter to me than even the song of young birds.
Aile arazisinin geniş alanını çocuklar arasında eşit olarak böleceğiz.We will divide the large area of family land equally between our children.
Bob, Tom'dan çok daha gençtir.Bob is much younger than Tom.
O zaman genç ve kuvvetliydik.At that time, we were young and strong.
Sabahleyin genellikle sis vardır.There is often fog in the morning.
Fransa'da, maden suyu genellikle restoranlarda içilir.In France, mineral water usually is drunk in restaurants.
Bu genç kadın evsizdir.This young woman is homeless.
Genç yaşında, şimdiden çok başarılıdır.At his young age, he has already accomplished a lot.
Ana caddeler geniş ve güzel.The main streets are wide and beautiful.
Biz genellikle, öğlenleyin öğle yemeği yeriz.We have lunch at noon, usually.
Fransa'da pek çok genç insanın motosikleti var.In France, many young people have motorcycles.
O genç adam, maaşındaki bir artışı hak ediyor.That young man deserves a raise in his wages.
Genç erkekler gömlek yerine sıklıkla tişört giyerler.Young men often wear T-shirts instead of shirts.
Genç insanlar bisiklet gezilerine gitmekten hoşlanırlar.Young people like to go on bike trips.
Ben hala gencim.I am still young.
Alkolün kötüye kullanımı genç insanlar arasında ciddi bir sorundur.The abuse of alcohol among young people is a serious problem.
Gençleri oy vermeye teşvik edecek bir kampanyadır.It is a campaign to encourage young people to vote.
Genellikle çok hızlı süreriz.In general, we drive too fast.
O gençken Rusça öğrendi.He learned Russian when he was young.
Sanırım bu genç adamı tanıyorsun.I think you know this young man.
Esperanto benim entellektüel ve kültürel ufuklarımı genişletmeme yardımcı oldu.Esperanto helped me broaden my intellectual and cultural horizons.
Evin dışına çıkmalarına izin verilirse kediler genellikle küçük hayvanları öldürürler.Cats often kill small animals if allowed outside of the house.
Bu çarpıcı biçimde yakışıklı genç adam kim?Who is this strikingly handsome young man?
Mary koyu saçlı uzun ince bir genç kadındı.Mary was a tall slender young woman with dark hair.
İlk izlenimler genellikle yanıltıcı olabilir.First impressions can often be misleading.
Burada genel görünümü görmüyorsun.You're not seeing the whole picture here.
Genel görünüme bakmalısın.You need to look at the big picture.
Burada genel görünüme bakman gerekiyor.You need to look at the big picture here.
Genel görünüme bakmamız gerekiyor.We need to look at the big picture.
Biz akşamleyin genellikle evdeyiz.We're usually at home in the evening.
Biz çok genç evlendik.We got married very young.
Bu dünyanın genelindeki iklim değişikliği herkesi endişelendirdi.The climate change around this world worried everyone.
Tom genellikle Mary'den daha meşgul.Tom is usually busier than Mary.
Biz genellikle yazın kışın olduğundan daha yoğunuz.We're usually busier in the summer than in the winter.
Biz günün en büyük yemeğini genellikle öğleyin yeriz.We usually eat our biggest meal of the day at noon.
Buralarda çoğu insan genellikle günün en büyük yemeğini akşamleyin yer.Most people around here usually eat their biggest meal of the day in the evening.
Yazım denetimi genellikle yazım hatalarınızın çoğunu yakalayacaktır.Spellchecking will usually catch most of your typos.
Tom genellikle oldukça düzenli.Tom is usually quite organized.
Tom genellikle oldukça itaatkâr.Tom is usually quite observant.
Tom genellikle bu kadar inatçı değil.Tom isn't usually this obstinate.
Genç değilim.I'm not young.
Çocukların, genellikle yetişkinlerden daha yüksek bir vücut sıcaklığı vardır.Children generally have a higher body temperature than adults.
Birçok genç kız, o şarkıcıyı beğenir.Many young girls like that singer.
Tom genç görünüyordu.Tom looked young.
Keşke bu kadar genç evlenmeseydim.I wish I hadn't gotten married so young.
Keşke bu kadar genç yaşta evlenmeseydim.I wish I hadn't gotten married so young.
Tom kendinden çok daha genç bir kadınla evlendi.Tom married a much younger woman.
Bunu yapmak için çok fazla gençsin.You're far too young to be doing this.
O çok hoş ve saygılı bir genç adam.He's a very nice and respectful young man.
Tom kibar ve saygılı bir genç adamdır.Tom is a nice and respectful young man.
Metal kaşıklar, genellikle paslanmaz çelikten imal edilmiştir.Metal spoons are generally made of stainless steel.
Ben gencim ama o kadar genç değilim.I'm young, but I'm not that young.
Tom giysilerinin geniş olmasını tercih eder.Tom prefers his clothes to be loose-fitting.
Bilim Mastering gençlerimizin coşkulu bir isteğidir.Mastering science is an ardent wish of our youth.
Bu genç sanatçının eseri çok ilginç.The work of this young artist is very interesting.
Genellikle bu kadar kararsız değilim.I'm usually not this indecisive.
Tom genç evlendi.Tom married young.
Gençler genellikle anne babaları ile topluluk önünde görülmekten utanırlar.Teenagers are often embarrassed to be seen in public with their parents.
O genellikle evdedir.He is often home.