Sen eğlenceli bir genç kadınsın.You're a funny young lady.
Kadınlar genellikle kocalarından daha uzun yaşarlar.Women generally outlive their husbands.
Çok genç olduğumu düşünebileceğini biliyorum.I know you might think I'm too young.
Genetik asla değişmeyecek.Genetics will never change.
Genetik yalan söylemez.Genetics doesn't lie.
Gençken trombon çalardım.I played the trombone when I was younger.
Gençlerin kelime dağarcıkları o kadar büyük değil.The vocabulary of young people is not so great.
Genellikle bu kadar geç yemek yemem.I don't usually eat this late.
Tom ve Mary'nin genç bir kızı var.Tom and Mary have a teenage daughter.
Tom Mary'den o kadar çok daha genç değil.Tom isn't that much younger than Mary.
Tom Mary'den çok daha genç değil.Tom isn't much younger than Mary.
Ben üç daha genç kız kardeşe sahibim.I have three younger sisters.
Eskisi kadar genç değilsin.You're not as young as you used to be.
Bütün gün boyunca genç insanlarla konuşurum.I talk to young people all day long.
Genç çocuklara Fransızca öğretirim.I teach French to young children.
Sanırım genel fikri anlıyorum.I think I get the general idea.
Kader genellikle beklenmeyeni gönderir.Fate often sends the unexpected.
Tom ve ben genellikle birbirimizle Fransızca konuşuruz.Tom and I usually speak French to each other.
Genellikle maden suyu çeşme suyundan pahalıdır.Generally, mineral water is more expensive than tap water.
General Andrews düşman askerlerini savmak için daha fazla takviye gönderdi.General Andrews sent for more reinforcements to stave off the enemy troops.
Çocuklar genellikle sabırsız ve tez canlı.Children are often impatient and restless.
Kadın gençtir.The woman is young.
Onlar henüz gençken evlendiler.They married when they were still young.
Bir park bankında genç bir çiftin sarıldığını gördüm.I saw a young couple cuddling on a park bench.
Selülit hakkında endişelenmek için çok gençsin.You're too young to worry about cellulite.
Gençliğinde birçok günahlar işledi.He committed many sins in his youth.
O, geniş omuzlar ve karanlık gözlerle güçlüydü.He was strong, with broad shoulders and dark eyes.
Kediler genellikle miyavlar.Cats usually meow.
Keşke daha gençken daha sıkı Fransızca çalışsaydım.I wish I had studied French harder when I was younger.
Keşke gençken daha sıkı Fransızca çalışsaydım.I wish I had studied French harder while I was young.
Genellikle birbirimizle Fransızca konuşuruz.We usually speak to each other in French.
Dolkun, yakışıklı bir genç. Onu her gören kız aşık oluyor.Dolkun is a handsome lad. Every girl who's seen him falls in love with him.
Liisa aktif ve enerjik bir genç kadın.Liisa is an active and energetic young woman.
Genellikle arkadaşlarımla sinemaya giderim.I usually go to the cinema with my friends.
Kırmızı biber tozu genellikle Hint mutfağında kullanılır.Chili powder is often used in Indian cooking.
Bir zamanlar hepimiz gençtik.We were all young once.
Bir zamanlar herkes gençti.Everyone was young once.
Dilinizi konuşan genç insanlar var mı?Are there young people who speak your language?
Köpek balığı çorbası genellikle Çin'de evlenme törenlerinde ve ziyafetlerde servis edilir.Shark fin soup is commonly served at Chinese weddings and banquets.
O benden çok da genç değil.She's not much younger than me.
Tom genellikle her akşam akşam yemeğinden sonra Mary'yi arar.Tom usually calls Mary every evening after dinner.
Genellikle, Amerikalılar büyük arabaları tercih ederler.Usually, Americans prefer big cars.
Ben gençken adımı beğenmezdim.I didn't like my name when I was young.
Tom dışarı çıktığında genellikle güneş gözlüğü takar.Tom usually wears sunglasses whenever he goes outside.
Tom genellikle kahvaltı için bir kase mısır gevreği yer.Tom usually eats a bowl of cereal for breakfast.
Ben gece bu kadar geç saatte genellikle hala uyanık değilim.I'm not usually still awake this late at night.
Tom cumartesi günleri genellikle kütüphaneye gider.Tom often goes to the library on Saturdays.
Tom ve Mary evlenmek için çok gençler.Tom and Mary are too young to get married.
Genellikle kahvaltıdan önce duş alırım.I usually take a shower before breakfast.
Tom genellikle günde sadece iki öğün yemek yer.Tom usually eats only two meals a day.
Tom genellikle günde sadece iki öğün yer.Tom usually eats only two meals a day.
Tom genellikle gece geç saatlere kadar yatmaz.Tom usually stays up late at night.
Tom bizden çok daha genç değil.Tom isn't much younger than we are.
Pazartesi günleri genellikle burada değilim.I'm usually not here on Mondays.
Sen gençleşmiyorsun.You're not getting any younger.
Tom benden çok daha genç değil.Tom isn't much younger than me.
Biz o zaman çok gençtik.We were so young at that time.
Tom genellikle alışveriş merkezinde alışveriş yapar.Tom usually shops at the mall.
Tom genellikle istediğini alır.Tom usually gets what he wants.
Tom benden biraz daha genç.Tom is a bit younger than me.