Ben genellikle pazartesiden cumaya kadar okula giderim.I usually go to school from Monday to Friday.
Genellikle pazartesi'den cuma'ya okula gidiyorsun.You usually go to school from Monday to Friday.
Mary'nin geniş omuzları var.Mary has broad shoulders.
Benim geniş omuzlarım var.I have broad shoulders.
Onun geniş omuzları var.She has broad shoulders.
Bizim geniş omuzlarımız var.We have broad shoulders.
Genellikle cumartesi günü sinemaya gittin.You usually went to the theater on Saturday.
Genellikle cumartesi günü tiyatroya gittin.You usually went to the theater on Saturday.
O, cuma günleri genellikle sahile giderdi.He usually went to the beach on Friday.
Biz Çarşamba günü genellikle hayvanat bahçesine gittik.We usually went to the zoo on Wednesday.
Onlar pazartesi günü genellikle alışveriş merkezine gitti.They usually went to the shopping mall on Monday.
Akşam yemeği genellikle saat altıya kadar hazır değildir.Dinner is usually not ready until six o'clock.
Tom gençliğinden beri o restoranda yemek yiyor.Tom has been eating at that restaurant since he was a teenager.
Tom genellikle yalnız yemek yer.Tom usually eats alone.
Tom genellikle Mary'nin onun önüne koyduğu her şeyi yer.Tom usually eats anything that Mary puts in front of him.
Tom genellikle çok hızlı yer.Tom usually eats too quickly.
Tom kahvaltı yapmadan önce genellikle duş alır.Tom usually takes a shower before eating breakfast.
Ne zaman krep yersin, genellikle kaç tane yersin?When you eat pancakes, how many do you usually eat?
Öğle yemeğini genellikle ne zaman yiyorsun?When do you usually eat lunch?
Genellikle yediden önce yemek yeriz.We usually eat before seven.
Öğle yemeği genellikle güvertede yenir.Lunch is usually eaten on the deck.
Genellikle ailemle birlikte evde yemek yerim.I usually eat at home with my family.
Genellikle büyük bir öğle yemeği yemek için zamanım yok.I usually don't have time to eat a large lunch.
Sabah kahvaltısı yapman genellikle ne kadar sürer?How much time does it usually take you to eat breakfast?
Genç adamın yüzü daha kızardı.The young man's face became even redder.
Genç kadının yüzü daha da kızardı.The young woman's face became even redder.
Bir trilojinin genellikle üç bölümü vardır.A trilogy usually has three parts.
Tom genellikle giden son kişidir ama dün gece Mary ondan sonra gitti.Tom is usually the last to leave, but last night Mary left after he did.
Tom genellikle ipek pijama giyer.Tom usually wears silk pajamas.
Genellikle İngilizceden İspanyolcaya çeviri yaparım.I usually translate from English into Spanish.
Tom girişimci genç bir adam.Tom is an enterprising young man.
Tom müteşebbis genç bir adam.Tom is an enterprising young man.
Bu genç çift aşık.This young couple is in love.
Tom genellikle yulaf ezmesini şekersiz yer.Tom usually eats oatmeal without sugar.
Tom genellikle mutfak masasında oturur ve sabah gazetesini okurken hububat yer.Tom usually sits at the kitchen table and eats cereal while reading the morning paper.
Senin çocuklar kahvaltıda genelde ne yiyorlar?What do your children usually eat for breakfast?
İtalyanlar öğle yemeğinde genelde ne yer?What do Italians usually eat for lunch?
Genellikle çocuklarınızla birlikte yediğiniz yiyecekler nelerdir?What are some foods you usually eat with your children?
Genellikle soya fasulyesiyle birlikte yediğiniz bazı yiyecekler nelerdir?What are some foods you usually eat with soy sauce?
Genellikle kırmızı şarapla yediğin bazı yiyecekler nedir?What are some foods you usually eat with red wine?
Genellikle çubuklarla yediğiniz bazı gıdalar nedir?What are some foods you usually eat with chopsticks?
Genellikle bir kaşıkla yediğiniz bazı gıdalar nelerdir?What are some foods you usually eat with a spoon?
Bir çatal ve bıçakla genellikle yediğin bazı yiyecekler nedir?What are some foods you usually eat with a knife and fork?
O genç ve enerjik.He's young and energetic.
Ben genelde dokuzdan beşe kadar çalışırım ama bugün ona kadar çalıştım.I usually work from 9:00 a.m. to 5:00 p.m., but today I worked until 10:00 p.m.
O gençken iyi görünüyordu.He looked good when he was young.
Ben gençtim ve masumdum.I was young and innocent.
O genç ve masumdu.He was young and innocent.
Evlenmek için çok gençsin.You're too young to get married.
Evlenmek için çok gençsiniz.You're too young to get married.
Genç insanlara yönelik kitaplar iyi satacaktır.Books intended for young people will sell well.
Evrenin genişlemesi hızlanıyor.The expansion of the universe is speeding up.
Tom gençken oldukça yakışıklıydı.Tom was quite handsome when he was young.
Tom daha gençken çok daha güçlüydü.Tom was much stronger when he was younger.
Tom genellikle arkadaşlarıyla birlikte.Tom is usually with his friends.
Tom çok genç.Tom is too young.
Tom genellikle bir şey söylemez.Tom doesn't usually say anything.
Tom biz gençken öldü.Tom died when we were young.
Bu TV gösterisi genç gebelik ve eşcinsellik konuları ele almaktadır.This TV show tackles issues of teenage pregnancy and homosexuality.
Bu gösteri gençler için çok açık saçık.This show is too racy for teenagers.