Ana içeriğe geç
Sözlük

gen ile cümle

gen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bütün genç köpekler hızlı koşar.All the young dogs run quickly.
Anne ve babalar genellikle çok akıllıdırlar.Parents are usually very wise.
Genellikle gece yarısından sonra yatmaya giderim.Usually I go to bed after midnight.
Belirsiz ifadeler genellikle eğlenceli yorumlara yol açar.Ambiguous phrases often lead to amusing interpretations.
Japon bahçelerinin genellikle göletleri vardır.Japanese gardens usually have ponds.
Çok anlamlı sözcük grupları genelde komik çevirilere neden olur.Ambiguous phrases in general lead to amusing interpretations.
Onlar genellikle sakin sularda yelken açarlar.They usually sail in calm waters.
Görüş alanım eskisi kadar geniş değil gibi görünüyor.It seems my field of vision is not as wide as it used to be.
O genç olabilir ama güvenilir değil.He might be young but he's trustworthy.
O, genç olamaz.He can't be young.
Şu genç bayan bir hemşiredir.That young lady is a nurse.
Onun verileri genellikle yanlıştır.His data is often inaccurate.
"Teori" kelimesi genellikle yanlış kullanılır.The word "theory" is often misused.
Tom ve genç erkek kardeşinin ayrı olduğunu söyleyemem.I can't tell Tom and his younger brother apart.
Genetik hastalıklar çoğunlukla tedavi edilemez.Genetic diseases are mostly irremediable.
Kalıtsal hastalıkların genelde tedavisi yoktur.Genetic diseases are mostly irremediable.
Onun ailesi birkaç yüzyıl öncesine dayanan genetik hastalıkların bir öyküsüne sahipti.Her family had a history of genetic diseases that dated back several centuries.
Genç eczacı bir eczane açmaya karar verdi.The young chemist decided to open a pharmacy.
Geniş kütüphanenin yakınında yaşıyoruz.We live near the large library.
Deniz martıları genellikle uzun ömürlü çiftler oluştururlar.Usually, seagulls make long-lasting couples.
Sen gençsin.You're young.
Onlara göre gençken çok yoksuldu.They say that he was very poor when he was young.
Uzun zaman önce ben gençken, ben her gün günlüğüme yazardım.A long time ago when I was young, I used to write in my diary every day.
Ben gençken her gün günlüğüme yazardım.I used to write in my diary every day when I was young.
Karım genellikle geceleri kahve içmez. Ben de öyle.My wife usually doesn't drink coffee at night. I don't either.
Biz eskisi kadar genç değiliz.We're not as young as we used to be.
Film genç insanlar arasında popüler.The movie is popular with young people.
Artık genç değilsin.You're not young anymore.
Terk edilmiş köpekler genellikle köpek barınaklarını boylarlar.Abandoned dogs usually end up in dog pounds.
Terk edilmiş köpekler genellikle köpek barınaklarına düşerler.Abandoned dogs usually end up in dog pounds.
Bazıları onun, gençliğinde bir müzisyen olduğunu söylüyor.Some say that he was a musician in his youth.
Tamamen anlamadığın bir durum hakkında genelleme yapmak tehlikelidir.It is dangerous to generalise about a situation which you do not fully understand.
Bu ülkede birçok genç insan işsiz.Many young people are out of work in that country.
O benden daha genç.He's younger than me.
Edward Robert'tan daha gençtir.Edward is younger than Robert.
Bayan Jordan'ı genel başkan seçtik.We elected Ms. Jordan chairperson.
Cookie Kate'ten on yaş daha gençtir.Cookie is ten years younger than Kate.
Mary'nin gençken harika bir şarkıcı olduğu söyleniyor.Mary is said to have been a great singer when she was young.
Onlar, Mary'nin gençken harika bir şarkıcı olduğunu söylüyorlar.They say that Mary was a great singer when she was young.
Mike, uçaklar genellikle böyle sarsar mı?Mike, do planes usually shake like this?
Oktoberfest önceden genellikle eylül ayında sona erer.Oktoberfest has often already ended by September.
Ben genç bir kızken hep sualtında yaşamak istedim.When I was a young girl, I always wanted to live underwater.
Genlerin rastgele mutasyonu olmadan hiçbir evrim olmazdı.Without the random mutation of genes there would be no evolution.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden on yıl daha uzun yaşamak eğilimindedir.In general, women tend to live ten years longer than men.
Genç kız sessiz kaldı.The young girl remained silent.
Onlar hâlâ genç.They're still young.
O, yetenekli genç bir yönetmen.He's a talented young director.
Mary'nin anne babası geniş bir evde yaşıyor.Mary's parents live in a large house.
Mary genç ve güzel bir kadın.Mary is a trophy wife.
Tom genç bir idol.Tom is a teen idol.
Mary genç ama çok yetenekli.Mary is young, but full of talent.
Görünüşe göre Mary gene sarhoş.It looks like Mary is drunk again.
Çok genç ölmesi üzücü.It's a pity that he had died so young.
Ben genetiği değiştirilmiş bir organizmayım.I'm a genetically modified organism.
Bu sanatçı genç yaşta öldü.This artist died young.
Hafta sonlarında genellikle bisikletime binerim.I usually ride my bike on weekends.
Genç sokak dövüşünde kulağını kaybetti.The boy lost his ear in a street fight.
Alkol almak için çok gençsin.You're too young to have alcohol.
Alkol almak için çok gençsiniz.You're too young to have alcohol.
Yaşlı insanlar her zaman gençlerden daha bilgili değildir.Old people aren't always wiser than young people.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod