Tom genellikle otobüsle işe gider.Tom generally takes the bus to work.
Tom daha gençken çok televizyon izlemedi.Tom didn't watch much television when he was younger.
Tom kesinlikle Mary'den daha genç görünüyor.Tom definitely looks younger than Mary.
Tom ve Mary genellikle ön sundurmada sabah kahvesini içtiler.Tom and Mary often had their morning coffee on the front porch.
Gençliğinin bittiğini düşünmek için iyi bir nedenin olabilir.You may have good reason to think that your youth is over.
Yurt dışına seyahat edersen, genellikle bir pasaporta ihtiyacın vardırWhen you travel abroad, you usually need a passport.
Yurt dışına seyahat ettiğinizde, genellikle bir pasaporta ihtiyacınız olur.When you travel abroad, you usually need a passport.
Deniz çok geniş.The sea is very wide.
Ben yaz tatili sırasında genellikle saat onda yatmaya gittim.I usually went to bed at ten during the summer vacation.
Birçok genç yaz tatilinde yurt dışına çıkar.Many young people go abroad during summer vacation.
O, genç kızların kalplerini çarptırıyor.He makes young girls' hearts flutter.
Çatı katında geniş bir oda var.There's ample room in the attic.
Birçok büyük insan gençliklerinde zorluklardan geçmişlerdir.Many great men went through hardship during their youth.
Genellikle kızarmış bifteğe Yorkshire pudingi eşlik eder.Roast beef is usually accompanied by Yorkshire pudding.
Meseleleri daha geniş bir temelde yargılamalıyız.We should judge matters on a broader basis.
Mary mutfakta çalışırken genellikle bir melodi mırıldanır.Mary often hums a tune as she works in the kitchen.
Bence gençlerin çoğu rock müziği seviyor.I think that most young people like rock music.
İnsanların ne kadar bira içtiği genelde havaya bağlıdır.How much beer people drink largely depends on the weather.
Beatles gençler arasında popüler.The Beatles are popular among young people.
Peter çok genç görünüyor.Peter looks very young.
Tom genellikle 10:40' ta yatmaya gider.Tom usually goes to bed at ten-forty.
Televizyon şiddet gösteriyor, her şeyden önce daha genç insanları etkiler.Television shows violence, which influences, above all, younger people.
Televizyon bilgimizi genişletmemize yardımcı olur.Television helps us widen our knowledge.
Yaşlı adam zamanının çoğunu gençliğine bakarak geçirdi.The old man spent most of his time looking back on his youth.
Deprem geniş çaplı hasara yol açtı.The earthquake caused widespread damage.
O şarkıcı genç insanlar arasında çok popüler.That singer is very popular with young people.
Şarkıcı genç insanlar arasında popülerdir.The singer is popular among young people.
Okinawalı şarkıcı, gençler insanlar arasında çok popüler.The singer, who is from Okinawa, is very popular among young people.
Çok yazık, şarkıcı çok genç yaşta öldü.It is a pity that the singer died so young.
Şarkı genç insanları cezbetti.The song appealed to young people.
Bu kitap genç okurların kapasitesi dahilinde.This book is within the capacity of young readers.
Genel olarak konuşulursa, bu sınıfın öğrencileri çok iyi.Generally speaking, the students of this class are very good.
Genellikle paranın mutluluk getirdiğine inanılır.It is generally believed that money brings happiness.
ABD'de, genellikle alkol satın almak için kimlik göstermek zorundasınız.In the U.S., you usually have to show identification in order to buy alcohol.
O zaman daha gençtik.We were younger then.
Bana daha önce tanıdığım bir genci hatırlatıyorsun.You remind me of a boy I used to know.
Senin yaşındaki insanların genellikle bu sorunu vardır.People of your age often have this problem.
On yedi yaşında bir delikanlı genelde babası boyundadır.A boy of seventeen is often as tall as his father.
Köpekler genellikle kemikleri gömerler.Dogs often bury bones.
Trafik kazası, genç adamı görme yeteneğinden mahrum etti.The traffic accident deprived the young man of his sight.
John ile konuşan genç adam, Kanadalı bir öğrenci.The young man who is talking with John is a student from Canada.
Karım genellikle gece kahve içmez ve ben de içmem.My wife usually doesn't drink coffee at night, and neither do I.
Karılar genellikle kocalardan daha uzun yaşarlar.Wives usually outlive husbands.
Belediye başkanı genele hitap etti.The mayor addressed the general public.
Genellikle 7:30 da kahvaltı yaparız.We usually have breakfast at 7:30.
Genellikle okuldan sonra tenis oynarız.We usually play tennis after school.
Benim genel izlenimim onun çok iyi olduğu yönünde.My general impression is that it is very good.
Annem yaşına göre genç görünüyor.My mother looks young for her age.
Berbere genelde ayda bir giderim.I usually go to the barber once a month.
Genellikle ayda bir kez berbere giderim.I usually go to the barber once a month.
O günlerde ben genellikle beşte kalktım.I usually got up at five in those days.
Ben, utangaç genç adama güzel kıza aşkını ilan etmesini tavsiye ettim.I advised the shy young man to declare his love for the beautiful girl.
Okuldan sonra genelde futbol oynarım.I often play soccer after school.
Okuldan sonra top oynarım genelde.I often play soccer after school.
Genellikle hiçbir şeyin zamandan daha değerli olmadığın söylenilir.It is often said that nothing is more precious than time.
Gençler ailelerinden bağımsız olmak istiyorlar.Teenagers want to be independent of their parents.
İnsanlar genelde havadan şikayet eder.People often complain about the weather.
İnsanlar genel olarak gazetelerin söylediği her şeye inanıyorlar.People in general have faith in everything newspapers say.
İnsanların genelde dahiler için hiçbir sempatisi yoktur.People often have no sympathy for geniuses.
Uzun zaman önce, genç bir adam vardı.A long time ago, there was a young man.