Tom bunun için çok genç.Tom is much too young for this.
Leyla tatlı bir genç kızdı.Layla was a sweet young girl.
Fadıl'ın Layla adında genç bir kızla uygunsuz ve yasadışı bir ilişkisi vardı.Fadil had an inappropriate and illegal relationship with a young girl named Layla.
Senden daha genç ve daha güçlüyüm.I'm younger and stronger than you.
Fadıl çok gençti.Fadil was so young.
Tom genç göründüğümü söyledi.Tom said I looked young.
Genç adamın adı Tom.The younger guy's name is Tom.
Ben gençken bir günlük tuttum.I kept a diary when I was younger.
Dans etmek beni tekrar genç hissettiriyor.Dancing makes me feel young again.
Mary genç ve çok çekici.Mary is young and very attractive.
Bu beni yine genç hissettiriyor.It makes me feel young again.
Kocamla karşılaştırıldığında genç görünüyorum.I look young compared to my husband.
Bunu yapmak beni yine genç hissettiriyor.Doing this makes me feel young again.
Takım arkadaşlarımın kalanı kadar genç değilim.I'm not as young as the rest of my teammates.
Ben gençken meşhurdum.I was famous when I was younger.
Gençken gözlük taktım ama artık takmıyorum.I wore glasses when I was a teenager, but I don't anymore.
Aşk, gençler içindir.Love is for teenagers.
Ben Genç Erkekler Hristiyanlar Birliğine gittim.I went to the YMCA.
Ben daha gençken bir barmendim.I was a bartender when I was younger.
O kadar genç değilim.I'm not that young.
Ben çok genç değilim.I'm not very young.
Sanırım genç görünüyorum.I think I look young.
Leyla uzun boylu, çekici bir genç adamla tanıştı.Layla met a tall attractive young man.
Fadıl kendini genç bir oğlan olarak tanıttı.Fadil presented himself as a teenage boy.
Bazı genç kadınlar kötü oğlanları cezbediyor.Some young women are attracted to bad boys.
Fadıl önünde parlak bir geleceği olan genç bir adamdı.Fadil was a young man with a bright future ahead of him.
Tom, kızı olmak için yeterince genç olan bir kadınla evli.Tom is married to a woman who's young enough to be his daughter.
Gerçekten mi? Çok genç görünüyorsun.Really? You look so young.
Ben daha gençken onu yapardım.I used to do that when I was younger.
Tom muhtemelen olduğunu düşündüğünüz kadar genç değil.Tom is probably not as young as you think he is.
Tom geceleri kendi başına dışarı çıkmak için çok genç.Tom is too young to go out by himself at night.
Tom'la ilk tanıştığımızda o sadece bir gençti.When I first met Tom, he was just a teenager.
Tom muhtemelen olduğunu sandığından daha genç.Tom is younger than you probably think he is.
Tom çoğu insanın olduğunu düşündüğünden daha genç.Tom is younger than most people think he is.
Sami, çoğu insanın sandığından daha gençtir.Sami is younger than most people think he is.
Tom sadece Mary'den biraz daha genç.Tom is just a little younger than Mary is.
Tom Mary'den çok daha genç görünüyor.Tom seems to be much younger than Mary.
Tom'un sevgilisi benimkinden daha genç.Tom's girlfriend is younger than mine.
Tom göründüğü kadar genç değil, değil mi?Tom isn't as young as he looks, is he?
Tom sadece benden biraz daha genç.Tom is just a little younger than me.
Tom, Mary'den daha genç değildir.Tom isn't much younger than Mary is.
Tom onun olduğunu düşündüğünden daha genç.Tom is younger than you think he is.
Tom, Mary'den çok daha genç.Tom is a lot younger than Mary is.
Tom, Mary'den biraz daha genç.Tom is a bit younger than Mary is.
Tom, Mary'den çok daha gençtir.Tom is much younger than Mary is.
Sen gençsin ve safsın.You're young and naive.
Tom senin kadar genç değil.Tom isn't as young as you are.
Tom çok genç göründüğümü söyledi.Tom said I looked very young.
Sami, genç kadınlarla nasıl konuşulacağını biliyordu.Sami knew how to talk to young women.
Onu tek başına yapmak için çok gençsin.You're too young to do that by yourself.
Tom genç kadınlarla nasıl konuşacağını biliyor.Tom knows how to talk to young women.
Sen tek başına yaşamak için çok gençsin.You're too young to live by yourself.
Hâlâ gençsin ve deneyimsizsin.You're still young and inexperienced.
Orduya katılmak için çok gençsin.You're too young to join the army.
Sen yalnız seyahat etmek için çok gençsin.You're too young to travel alone.
Gençler yaşlanan nüfusun bedelini ödüyorlar.The young are paying the cost of an aging population.
Sen gençsin ve deneyimsizsin.You're young and inexperienced.
Sen hâlâ genç ve sağlıklısın.You're still young and healthy.
Hâlâ gençsin ve güçlüsün.You're still young and strong.
Sen benden çok daha gençsin.You're way younger than I am.