gen ile cümle
gen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yaşam uzun değil geniştir!Life is not long, it is wide!
Ben genellikle akşamleyin duş alırım.I usually take a shower in the evening.
Kurtlar genellikle insanlara saldırmazlar.Wolves won't usually attack people.
Kurtlar genellikle insanlara saldırmaz.Wolves won't usually attack people.
Ondan daha genç misin?Are you younger than him?
Onun gençliği nedeniyle izin vermelisin.You must allow for his youth.
Pazar günleri genellikle ne yaparsın?What do you usually do on Sundays?
Genç görünüyor. O benden daha yaşlı olamaz.He looks young. He cannot be older than I.
Artık genç olmadığını dikkate alsan iyi olur.You had better take into consideration that you are no longer young.
Genellikle saat kaçta kalkarsın?What time do you usually get up?
Genellikle ne zaman yatarsın?What time do you usually go to bed?
Senin hikâyen bana gençlik günlerimi hatırlattı.Your story reminded me of my younger days.
Gençliğinin bittiğini düşünmek için iyi bir nedenin olabilir.You may have good reason to think that your youth is over.
Siz genç erkeksiniz.You are young boys.
Siz genç erkeklersiniz.You are young boys.
Birçok genç Japon bu günlerde yurt dışına seyahat ediyor.Many young Japanese travel overseas these days.
Bir kilisede genellikle org bulunur.There is usually an organ in a church.
Ağlamamış genç bir adam acımasızdır ve gülmeyecek yaşlı bir adam bir aptaldır.The young man who has not wept is a savage, and the old man who will not laugh is a fool.
Tatillerde genellikle ne yaparsın?What do you usually do on holidays?
Çay salonuna girdiğimde televizyonda güreş maçı izleyen iki genç adam buldum.As I entered a tearoom, I found two young men watching a wrestling match on television.
Kore 'nin yemekleri genellikle çok baharatlı olurKorean food is generally very spicy.
Genişliği kadar derindir.It's as deep as it is wide.
Öğrenciler genellikle kendi sorunlarını anlayan bir öğretmen severler.Students generally like a teacher who understands their problems.
O mezun olur olmaz babasının genel mağazasında çalışmaya gitti.As soon as he graduated, he went to work in his father's general store.
Genel olarak konuşursak, Japonlar sıkı işçidir.Generally speaking, Japanese are hard workers.
Genelde Japonya iklimi yumuşaktır.Generally speaking, the climate of Japan is mild.
Genellikle Japonya'da haziran ayında fazla yağmur vardır.As a rule we have much rain in June in Japan.
Genellikle insanlar tüketim vergisine karşıdırlar.In general, people were against the consumption tax.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking, women are better linguists than men.
Genel olarak konuşulursa kızlar erkeklerden daha iyi dilcidirler.Generally speaking girls are better linguists than boys.
Genelde işler iyi gidiyor.Altogether, things are going well.
İngilizce öğretmenimiz genellikle çok ödev verir.As a rule, our English teacher gives a lot of homework.
Genelde, onun söylediği doğrudur.Generally speaking, what she says is right.
Genel olarak, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel olarak konuşulursa, kadınlar erkeklerden daha uzun yaşarlar.Generally speaking, women live longer than men.
Genel anlamda, Amerikalılar kahveye çok düşkündür.Generally speaking, Americans are very fond of coffee.
Genel olarak konuşursak, biz Japonlar yabancı dilleri konuşmaktan çok çekiniyoruz.Generally speaking, we Japanese are a little too timid in speaking foreign languages.
Florida'daki hava genellikle ılımlıdır.The weather in Florida is generally moderate.
Genel olarak, şirketim şimdi iyi gidiyor.On the whole, my company is doing well now.
Genellikle Japonlar muhafazakardır.On the whole, the Japanese are conservative.
Genelde erkekler kadınlardan daha güçlüdür.Generally speaking, men are stronger than women.
Genel olarak söylemek gerekirse, oğlanlar kızlardan daha hızlı koşabilirler.Generally speaking, boys can run faster than girls.
Genel olarak muhabirler birinin mahremiyetine izinsiz girmeye çekinmezler.By and large, reporters don't hesitate to intrude on one's privacy.
Genelde, Susie hoş bir öğrencidir.In general, Susie is a nice student.
Genelde, Tom neredeyse yaptığı her şeyde uyumlu bir insandır.By and large, Tom is an easygoing person in almost everything he does.
Genel olarak Kanada'nın sert bir iklimi vardır.On the whole, Canada has a severe climate.
Gençler, kütüphanede sessiz olun.Be silent in the library, boys.
Yurt dışına seyahat edersen, genellikle bir pasaporta ihtiyacın vardırWhen you travel abroad, you usually need a passport.
Yurt dışına seyahat ettiğinizde, genellikle bir pasaporta ihtiyacınız olur.When you travel abroad, you usually need a passport.
Deniz çok geniş.The sea is very wide.
Biz genellikle kentteki belirli bir yerde buluşurduk.We usually met at a certain place in the city.
Biz bugünün genç insanlarına vatanseverlik aşılamalıyız.We must instill patriotism into the young people of today.
Konuyu genel olarak konuştuk.We discussed the matter at large.
Genelde ölümü siyahla bağdaştırırız.We often associate black with death.
Sergi salonumuz genç bayanlarca çok sevildi.Our showroom made a hit with young ladies.
Genellikle şekerlemelerin dişleriniz için kötü olduğu söylenir.It is often said that sweets are bad for your teeth.
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.The basin of a river usually has rich farmland.
Meyve ağaçları büyümek için geniş bir alan alanı gerektirir.Fruit trees require a large amount of space in which to grow.
Aile tartışmamız olduğunda,eşim genellikle benim değil ailesinin tarafında yer alır.When we have a family argument, my husband always sides with his mother instead of me.
Ben yaz tatili sırasında genellikle saat onda yatmaya gittim.I usually went to bed at ten during the summer vacation.