gelmezler ile cümle

gelmezler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Aksilikler asla tek başlarına gelmezler.Misfortunes never come singly.
Ülkedeki otobüsler genellikle zamanında gelmezler.Buses in the country do not usually come on time.
Ülkedeki otobüsler çoğunlukla zamanında gelmezler.Buses in the country don't usually come on time.
Onlar gelmezler.They don't come.
Umarım Tom ve Mary buraya erken gelmezler.I hope that Tom and Mary don't get here early.
Üç bazdan kısa olan "ilmikler" sterik olarak olanaksızdır ve meydana gelmezler."Loops" that are less than three bases long are sterically impossible and do not form.
Ve komşu hücreleri, bu moleküllere sahip olmadığı için gelmezler.And their neighbors, which don't have the molecule, would not.
Ve kabul etmeniz gerekir ki görünmeyenler bize algılarımızdan gelmezler.And the unseen, you have to admit, doesn't come to us through the senses.
Bu süre içinde gelmezlerse, onlarsız gideriz.If they're not back by the time we finish, we leave without 'em.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.They're not brought to us with light, at least not directly.
Ve hemen dışarıda çalışan karıncalara katılırlar, asla aşağıya gelmezler.And once they belong to the ants that work outside, they never go back down.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.But audiences don't come to see the magician die, they come to see him live.
Hak dinden çıkmış fasıklara Rabbinin kelimesi şöyle gerçekleşti: Onlar artık imana gelmezler.Thus the word of your Lord about those who disobey comes true, that they do not believe.
Doğrusu, aleyhlerinde Rabbinin hükmü kesinleşmiş olanlar imana gelmezler.Verily those against whom the word of your Lord is pronounced will never believe,
Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.The sentence is surely justified against most of them, for they do not believe.
İnkâra saplananları ise ister uyar ister uyarma onlar için birdir, imana gelmezler. [10,96]As for those who deny, it is all the same if you warn them or not, they will not believe.
Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.Verily, they will not return to them.
Cumartesi (tatil) yapmadıkları gün balıkları gelmezlerdi.But when they violated the Sabbath, their fish would not come to them.
Bunlar, pek azı dışında zorlu-savaşlara gelmezler.Rarely do they mobilize for battle.
Onlar imana gelmezler.They have no faith.
Bir daha davet ederiz, gelmezler.Kdybych tě znovu volal, už se neotáčej...
Yok olmak için boşlukta var olacakları için boşluktan gelmezler.A szabadban nem élnek, mert ott elpusztulnának.
Bir daha davet ederiz, gelmezler.Ha nem tér vissza, nem is folytatják.
Bir daha davet ederiz, gelmezler.また、注意しに行くが今度は誰も出ない。
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.De a közönség nem a bűvész halálát jött látni, azért jöttek, hogy élve lássák.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Diváci však nepřichází, aby uviděli kouzelníka umírat, přicházejí, aby ho viděli živého.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Doch das Publikum will den Zauberer nicht sterben sehen, sie wollen ihn leben sehen.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Însă publicul nu vine să-l vadă pe magician murind, vine să-l vadă trăind.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.관중들은 마술사가 죽는것을 보러 오는게 아니고 살아 남는 것을 보러오죠.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Maar het publiek komt niet om de goochelaar te zien sterven, het komt om hem te zien leven.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Ma il pubblico non viene a vedere il mago morire, vengono a vederlo vivere.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Mais le public ne vient pas pour voir le magicien mourir, il vient pour le voir survivre.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Mas o público não vem para ver o mágico morrer, vem para vê-lo viver.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Nhưng khán giả không đến để xem ảo thuật gia lăn ra chết, họ đến để thấy anh ta còn sống nhăn.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Pero el público no viene a ver morir al mago, viene a verlo vivir.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Tapi penonton tidak datang untuk melihat pesulap tewas, mereka datang untuk melihat dia hidup.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Widzowie nie przychodzą oglądać jak magik umiera, lecz by widzieć go żywego.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Αλλά το κοινό δεν έρχεται να δει το μάγο να πεθαίνει, έρχονται για να το δει ζωντανό.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Але глядачі не приходять, щоб побачити смерть мага, їм цікаво, як він виживе.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Но зрители не приходят, чтобы увидеть смерть мага, им интересно, как он выживет.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.Но публиката не идва за да види как илюзиониста умира, тя идва за да го види как оцелява.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.אבל הצופים לא באים לראות את הקוסם מת, הם באים לראות אותו חי.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.لكن الحضور لا يأتون لمشاهدة الساحر يموت، انهم يأتون لمشاهدته يعيش.
Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler.生き延びるのを見に来るのです 一番いいストーリーは
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Chúng không được đưa đến với chúng ta bằng ánh sáng, ít nhất không phải là trực tiếp.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Eles não são trazidos até nós com luz, pelo menos diretamente.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Ils ne nous arrivent pas avec la lumière, du moins pas directement.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.그것은 빛과 함께 우리에게 도달되지 않습니다, 적어도 직접적으로 말이죠.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Nem a fény által jutnak el hozzánk, legalábbis nem közvetlenül.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Neprináša nám ich svetlo, teda aspoň nie priamo.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.No los vemos gracias a la luz, al menos no directamente.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Non ci vengono portati dalla luce, almeno non direttamente.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Nu le percepem direct prin lumină.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Semua lubang itu tidak kita lihat melalui cahaya, setidaknya tidak secara langsung.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Sie erreichen uns nicht durch Licht, zumindest nicht direkt.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Světlo nám je neukáže, alespoň ne přímo.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Światło nie daje nam o nich informacji.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Via licht kunnen we ze niet waarnemen, toch niet rechtstreeks.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Η εικόνα τους δεν μας έρχεται μέσω του φωτός, τουλάχιστον όχι άμεσα.
Bize ışıkla gelmezler, en azından doğrudan.Вони не надходять до нас із світлом, принаймні не напряму.
İlgili Sayfalar