Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.IK returned as host.
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?If you are here to see Seung Jo, then why did not you search for him already?
Dinle, buraya ders vermek için geldiysen, hiç zahmet etme!Tem razão. É culpa dele.
Firavun, apaçık delille geldiysen ve doğru söz söyleyenlerdensen göster o delili dedi.He said: "If you have brought a sign then display it, if what you say is true."
Uyuşturucuyu deneme seviyesine kadar geldiyseniz, iş işten çoktan geçmiştir.When you sink to the level of trying drugs, it is all over already.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.J'y suis intervenu comme invité.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Participó como invitado especial.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Пока приезжаю как гость.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.في بيتنا ضيف.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Althans als ze een huishouden zou hebben.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Pojawiała się w nim gościnnie.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Te serveras så fort en gäst kommer till ett hus.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Згадуючи про гостювання в Є.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Visszatérő vendégként szerepelt.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Desuden medvirkede en gæstevært.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Det er fortsatt i bruk som gjestgiveri.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Cô xuất hiện với tư cách khách mời.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.その際、ゲストとして登場した。
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.仅以客串身份出现。
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.그는 하객의 한 사람으로 참석하였다.
Eğer bir eve misafir olarak geldiyseniz.Indoneesia oli külalisesinejana.
Aigoo! Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?إذا كنت هنا لرؤية سيونغ جو, لماذا لم تبحثي عنه مسبقاً؟
Aigoo! Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?すでに あそこに来てるわよ
Ama...Seung Jo...gelmedi mi? Aigoo! Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Хранителна юфка за млади хора които за зети с работа и училище.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Ak sa v takejto situácii ocitneme, bude to ako keby ste sa prejedli a hrozil vám infarkt.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.BG: jika Anda dalam situasi itu, bagai Anda makan terlalu banyak, dan akan terkena serangan jantung.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.BG: Se chegarmos a essa situação, é como se comêssemos demais e estivéssemos à beira de um ataque cardíaco.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Dacă ajungem în situația asta e ca și când ai mânca prea mult și ești pe punctul de a avea un atac de cord.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Ha abba a helyzetbe kerülünk, ami olyan mintha túlettük volna magunkat, és szívroham kerülgetne.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.빌: 만약 그런 상태에 처한다면, 너무 많이 먹어서 심장마비 직전에 다다른 것과 유사합니다.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Pokud se dostaneme do této situace, je to něco jako když ses přejídal, a teď ti hrozí infarkt.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Si entras en esa situación, es como si hubieras comido de más, y estás a punto de tener un paro cardíaco.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Was macht man dann?
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.W takiej sytuacji to jak atak serca w wyniku przejedzenia.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Όταν είσαι σε αυτήν την κατάσταση, είναι σαν αν ήσουν παχύσαρκος και πλησίαζες στο έμφραγμα.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Ако попаднем в такава ситуация, ще е все едно си преяждал и си на път да получиш инфаркт.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.Такая ситуация похожа то, как если постоянно переедать, а потом оказаться на пороге сердечного приступа.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.ב.ג.: אם נגיע למצב הזה זה כמו שאכלת יותר מדי, ואתה עומד לקבל התקפת לב
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.بيل: إذا وصلت لذلك الموقف ، إنها مثل أن تأكل بإسراف، وتكاد تصيبك نوبة قلبية.
Eğer o duruma geldiysen, çok yemek yiyormış da kalp krizi geçirmek üzereymişsin gibi olur.食べ過ぎて 心臓発作を起こしてしまったようなものです どうしますか?心臓手術が必要かもしれません
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Als je hier bent om Seung Jo te zien, waarom zoek je hem dan nog niet?
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Daca ai venit aici dupa Seung Jo, de ce nu te-ai apucat inca sa-l cauti?
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Jika kau kemari untuk melihat Seung Jo, lalu kenapa kau tidak mencarinya?
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Nếu cậu đến đây để tìm Seung Jo, sao cậu không đi tìm cậu ta cho rồi?
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Om du är här för att se Seung Jo, varför har du inte letat efter honom redan?
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Se sei qui per vedere Seung Jo, allora perchè non lo stai già cercando?
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Si tu es là pour le voir, pourquoi ne l'as-tu pas déjà recherché ?
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Wenn du hier bist um Seung Jo zu sehen, wieso suchst du dann nicht nach ihm?
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Αν είσαι εδώ για να δεις τον Σουνγκ Τζο, τότε γιατί δεν τον έψαξες ήδη;
Eğer Seung Jo'yu görmeye geldiysen, onu niye hala aramadın?Если ты тут для того, чтобы увидеть Сын Чжо, то почему еще не пошла его искать?
Fransız kahvesinin beynimize nasıl mutluluk salgıladığını anlatmak için geldiyseniz, bu çok iyi bir seçim.Glückseligkeit in unseren Gehirnen verbreitet, wäre das ein Erfolg.
Fransız kahvesinin beynimize nasıl mutluluk salgıladığını anlatmak için geldiyseniz, bu çok iyi bir seçim.불란서 커피가 어떻게 우리의 두뇌에 행복을 확산시키는지에 대해 이야기 하려 한다면, 그 강연은 꼭 해야 되겠죠.
Fransız kahvesinin beynimize nasıl mutluluk salgıladığını anlatmak için geldiyseniz, bu çok iyi bir seçim.levittää onnellisuutta aivoissamme, on oikeilla raiteilla.
Fransız kahvesinin beynimize nasıl mutluluk salgıladığını anlatmak için geldiyseniz, bu çok iyi bir seçim.Se vocês vierem aqui falar sobre como o café francês espalha felicidade nos nossos cérebros, é uma vantagem.
Fransız kahvesinin beynimize nasıl mutluluk salgıladığını anlatmak için geldiyseniz, bu çok iyi bir seçim.לדבר על: איך קפה צרפתי יפיץ שמחה במוח שלנו שיחקת אותה!
Fransız kahvesinin beynimize nasıl mutluluk salgıladığını anlatmak için geldiyseniz, bu çok iyi bir seçim.لمحادثة حول كيف أن القهوة الفرنسية ستنشر السعادة في أدمغتنا، فذلك سينجح.
Fransız kahvesinin beynimize nasıl mutluluk salgıladığını anlatmak için geldiyseniz, bu çok iyi bir seçim.「あなたの」「脳」にもたらす「幸福感」について 話をすれば 成功間違いなしです (拍手)
Kendine geldiysen bir an önce yola koyulun.Hvis du er kommet dig, kan du tage afsted.
Kendine geldiysen bir an önce yola koyulun.Jeśli przyszłaś do siebie, z miejsca ruszaj dalej.
Kendine geldiysen bir an önce yola koyulun.Lähde heti, jos olet jo toipunut.