Helen, geçen sene Japonya'ya geldi.Helen came to Japan last year.
Helen, geçen yıl liseden mezun oldu.Helen graduated from high school last year.
Helen eve gelir gelmez hastalandı.No sooner had Helen come home than she fell sick.
Zil çalar çalmaz öğretmen sınıfa geldi.No sooner had the bell rung than the teacher came into the classroom.
Şu insanlara helikopterin inebilmesi için geri çekilmelerini söyleyin.Tell those people to back off so that the helicopter can land.
Geçen gece eve geldiğimde köpek gibi yorgundum.I was dog-tired when I got home last night.
Betty öğleden önce gelebilecek.Betty will be able to come before noon.
Betty bazı güller ve Jane bazı karanfiller getirdi.Betty brought some roses and Jane some carnations.
Her gün yatağımı toplamam gerekir mi?Should I make my bed every day?
Evcil hayvanları şımartmamamız gerekiyor.We're not supposed to indulge pets.
Evcil hayvanlara izin verilmediğini söylemeye gerek yok.It goes without saying that pets are not allowed.
Beth onunla tanışmak için can atıyordu fakat o asla gelmedi.Beth was looking forward to meeting him, but he never showed up.
Beth onunla görüşmeye can atıyordu fakat hiç gelmedi.Beth was looking forward to meeting him, but he never showed up.
Elinizden geleni yapın.Do your best.
Elinden geleni yap ve endişelenme.Do your best and don't worry.
En iyi ürünlere hoş geldiniz.Welcome to Best Products.
Gerçekten mi? Onun evlenecek son kişi olduğunu düşünüyordum.Really? I thought she'd be the last person to get married.
Çiti boyamama gerek yoktu.I needn't have painted the fence.
Ön camını temizlemem gerekiyor mu?Should I clean your windshield?
Fred, sık sık sınıfa geç geliyor.Fred often comes late for class.
Fred bütün günü bir iş arayarak geçirdi.Fred spent all day looking for a job.
Fred ve George arayı nöbetleşerek sürdüler.Fred and George took turns with the driving.
Gelin ve bize katılın.Come and join us.
Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca gibi diller Latince'den geliyorlar.Such languages as French, Italian and Spanish come from Latin.
Fransızca Latinceden geliştirildi.French developed from Latin.
Fransızcada "chat" sözcüğü "kedi" anlamına gelir.The French word 'chat' means 'cat'.
Bir plastik bardak gerçek camdan yapılmış olanından daha iyidir.A plastic glass is better than one made of real glass.
Plastik birçok geleneksel malzemenin yerini almaktadır.Plastics have taken the place of many conventional materials.
Benim fikrim, Bay Brown'la konuşmamız gerektiğidir.My idea is that we should talk to Mr Brown.
Brian eşyalarını geride bıraktı.Brian left his belongings behind.
Brian bu gezi için İngilizce çalıştı.Brian studied English for this trip.
Üzümler şarap haline getirilir.Grapes are made into wine.
Tarih ve adres genellikle mektupların başında yazılır.The date and address is usually written at the head of letters.
Ben genellikle tenis oynarım.I usually play tennis.
Çatalların yemek için genel kullanımı milattan sonra onuncu yüzyılda başladı.The general use of forks for eating started in the tenth century A.D.
Moda tasarımcıları geleneği bozuyor.Fashion designers are breaking with tradition.
Bill, gezisi için bir kenara yüz dolar koydu.Bill put aside a hundred dollars for his trip.
Bill gelecek hafta geri gelecek.Bill will return next week.
Bill gerçekten çok fazla içer.Bill really drinks like a fish.
Bill çıldırdı ve Dick'e ağzına geleni söyledi.Bill got mad and called Dick names.
Bill geçen hafta evleninceye kadar bekardı.Bill was single until he tied the knot last week.
Bill nadiren zamanında gelir.Bill is seldom ever on time.
Bill sınavı geçmeyi başardı.Bill was able to pass the exam.
Bill bana bir bardak su getirdi.Bill brought me a glass of water.
Bill bana kitap getirdi.Bill brought me the book.
Bill geçen sonbaharda beni görmeye geldi.Bill came to see me last autumn.
Bill genellikle tek başına oyuncakları ile oynar.Bill often plays with toys by himself.
Bill Florida'dan bütün yolu geldi.Bill came all the way from Florida.
Bill partiye gelmedi.Bill didn't turn up at the party.
Bill her zamanki gibi okula geç kalmıştı.Bill was late for school as usual.
Bill 20 dakika geç kaldı. Bir yerde kaybolmuş olmalı.Bill is 20 minutes late. He must have gotten lost somewhere.
Bill'in gelip gelmeyeceği şüpheli.It is doubtful whether Bill will come.
Bill dün gece beni aradı.Bill called me last night.
O belki gelecek.Perhaps he will come.
Bir kadın, gemiden denize düştü.A woman fell from a ship into the sea.
Sen bana yalnız gelmek istediğini söylemeliydin.You should have told me that you wanted me to come alone.
Hitler 1933 yılında iktidara geldi.Hitler assumed power in 1933.
Her gerçeğin açıklanması uzun zaman aldı.The explanation of each fact took a long time.
Hava çok soğuktu ve sonra üstüne üstlük çok geçmeden yağmur yağmaya başladı.It was very cold, and then before long, on top of that, it began to rain.
Şiddetli fırtına sebebiyle gezi iptal edildi.The trip was canceled because of the terrible storm.