geçmemiz ile cümle

geçmemiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Nehri geçmemizi imkansız bulduk.We found it impossible for us to cross the river.
Bizim o nehri geçmemiz imkansız.It is impossible for us to cross that river.
Kornaya bas böylece araba geçmemize izin verecek.Blow the horn so that car will let us pass.
Farklı bir katılım sistemine geçmemiz gerekiyor.We need to change over to a different system of participation.
Onlar sınavı geçmemizi şart koştu.They required us to pass an examination.
Son olaylar bizim harekete geçmemizi teşvik etti.Recent events have prompted us to take action.
Belki de onunla iletişime geçmemiz gerekir.Perhaps we should contact her.
Nehri geçmemiz gerek.We need to cross the river.
Kimlik politikasının ötesine geçmemiz gerek.We need to move beyond identity politics.
Harekete geçmemiz gerekli.We must act.
Bütün bunlar yeni bir ekonomik değer seviyesine geçmemizin zamanı geldiği anlamına geliyor.What that means is that it's time to move to a new level of economic value.
Şarkıcılara, "Bizim hedefimiz bu. geçmemiz gereken sayı bu." dedim.So I told the singers, "That's our goal. That's the number for us to beat."
(Gülüşmeler) (Alkış) Bunun bir üzerinden geçmemiz gerek.(Laughter) (Applause)
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.But that can't be an excuse for inaction.
Harekete geçmemiz gerektiğini hissediyorduk.We felt that we should have gotten involved.
İşte sizin ve benim, harekete geçmemiz lazım!So what you and I have got to do is get involved!
Bunlar üzerinden geçmemiz gereken elemanlar."Look, are there any more elements that I can assign i to?"
Ortalık biraz yatıştığında yeniden irtibata geçmemizi istediler.They wanted us to resume contact when things settled down a bit.
Ve aynı şekilde B'den A'ya geçmemiz gerekmektedir.Так само можна зустріти перехід в .
Ve aynı şekilde B'den A'ya geçmemiz gerekmektedir.Începând din a, sunt necesari b pași pentru a ajunge în c.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.Az ipari modellről át kell térni az organikus modellre, melyben minden iskola virágozhat holnaptól.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.그리고, 산업모델로부터 농업모델로 탈바꿈하여야 합니다. 그러면, 학교가 저마다 미래에 번영할 수 있게 될 것입니다.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.Ma dobbiamo passare dal modello industriale ad un modello agreste, così che ogni scuola possa fiorire domani.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.Mais nous devons passer du modèle industriel à un modèle agricole, où chaque école peut fleurir demain.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.Musimy zmienić model z industrialnego na bardziej rolniczy, gdzie szkoły zaczną kwitnąć.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.Але ми повинні відійти від індустріальної моделі до аграрної, де кожна школа зможе завтра розквітнути.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.אבל עלינו להשתנות מהמודל התעשייתי למודל החקלאי, שבו כל בית-ספר יכול לפרוח מחר.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.ولكن علينا أن ننتقل من النموذج الصناعي للنموذج الزراعي، حيث بإمكان كل مدرسة أن يصبح لديها غد مزدهر.
Ama sanayi modelinden vazgeçmemiz, ziraat modeline geçmemiz gerekiyor. ki okullar gelişebilsin.農業的なモデルへと変わらねばなりません そうなれば 学校はすぐに生気を取り戻すでしょう そこで子供たちは本来の生き方を見つけるのです
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Ale to nie może być pretekstem do bezczynności.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz. Biz, bundan daha iyisini yapabiliriz.ولكن هذا ليس عذراً لنا لكي نتخاذل. بالتأكيد، نستطيع ان نقوم بأفضل من هذا.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz. Biz, bundan daha iyisini yapabiliriz.トゥーソン オーロラ オーククリーク ニュータウンや それ以前にコロンバインからブラックスベリーの地域を襲った
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz. Biz, bundan daha iyisini yapabiliriz.但這不是不有所作為的理由,能肯定的是,我們能做得更多
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Mais cela ne peut pas servir d'excuse pour ne pas agir.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Nhưng chúng ta không thể vin vào đó để không làm gì cả.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Pero eso no puede ser un pretexto para la falta de acción.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Questa, tuttavia, non può essere una scusa per l'inazione.
Ancak, bu bizim eyleme geçmemizi engelleyecek bir bahane olamaz.Но нет прощения бездействию.
Atmosferde günümüzde var olan sera gazlarının miktarı bu noktayı geçmemiz halinde ikiye katlanabilir.대기에 있는 온난화 오염물질의 총량을 비교해볼때, 이 기점을 지나면 그 양은 두배가 될 수 있습니다.
Atmosferde günümüzde var olan sera gazlarının miktarı bu noktayı geçmemiz halinde ikiye katlanabilir.この臨界点を越えると2倍になりえます 既にアラスカの浅い湖では
Ben kendimi bokla dolu akıntı olarak görüyorum. (Gülüşmeler) (Alkış) Bunun bir üzerinden geçmemiz gerek.Tôi tự cho mình là cơn thuỷ triều rác rưởi đó đấy (Cười) (Vỗ Tay)
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.Aşa că mi-am dat seama că trebuie să începem să clădim cetăţeni informaţi.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.A tak jsem si uvědomil, že co potřebujeme udělat, je vytvoření masy informovaných občanů.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.Dobbiamo quindi affrontare il compito di costituire una cittadinanza informata.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.Donc je me suis rendu compte qu'il nous fallait nous lancer dans l'entreprise d'informer les citoyens.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.Então eu apercebi-me de que tínhamos de passar por construir construir uma cidadania informada.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.Ik besefte dus dat we dus werk moesten maken van de opbouw van een geïnformeerde burgermaatschappij.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.그래서 제가 깨달은 것은 우리가 해야 할 일은 바로 국민들을 깨닫게 하는 일이라는 것입니다.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.Und so erkannte ich, dass wir zunächst erst einmal für eine informierte Bürgerschaft sorgen müssen.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.Y entonces me di cuenta que teníamos que afrontar la cuestión de formar una ciudadanía informada.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.Συνειδητοποίησα ότι πρέπει να ασχοληθούμε με τη δημιουργία ενός ενημερωμένου συνόλου πολιτών.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.И така осъзнах, че трябва да преминем през бизнеса за изграждане на информирани граждани.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.И я понял, что нам нужно заняться созданием проинформированного общества.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.ולכן הבנתי שעלינו להשקיע ביצירתו של ציבור אזרחי מיודע.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.لذا فقد أدركت أن علينا المرور عبر أعمال بناء مواطنة مستنيرة.
Bir de fark ettim ki, bilgilendirilmiş toplum kurmak için bizim de iş hayatının üzerinden geçmemiz gerekiyor.築くことから始めなければいけない というわけで 私は経済学者における専門的な原則をすべて破って
Bizim sorunumuz dünyanın sadece bizim için yaratıldığı görüşünden vaz geçmemiz lazım.Chúng ta sai lầm khi tin rằng -- các bạn phải bỏ ý tưởng này thôi -- rằng Trái Đất được tạo nên riêng cho ta.
Bizim sorunumuz dünyanın sadece bizim için yaratıldığı görüşünden vaz geçmemiz lazım.평소 믿던 바대로 '지구가 우리같은 육상생물을 위해 만들어졌다'는 개념을 포기해야 한다는 겁니다.
Bizim sorunumuz dünyanın sadece bizim için yaratıldığı görüşünden vaz geçmemiz lazım.Masalah pada keyakinan kita adalah kita harus melepaskan gagasan bahwa Bumi diciptakan untuk kita.
Bizim sorunumuz dünyanın sadece bizim için yaratıldığı görüşünden vaz geçmemiz lazım.Trudno w to uwierzyć, bo trzeba najpierw pozbyć się przekonania, że ta planeta została stworzona dla nas.
İlgili Sayfalar