geçirmeni ile cümle

geçirmeni kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Güzel bir yaz tatili geçirmeni dilerim.Have a nice summer vacation.
İyi bir hafta sonu geçirmeniz dileğiyle!Have a good weekend!
Bu belgeleri hızla gözden geçirmeni istiyorum.I'd like you to quickly look over these documents.
Bir ameliyat geçirmeniz gerekir.You have to have an operation.
Tom'la biraz vakit geçirmeniz incitemez.It can't hurt for you to spend a little time with Tom.
İyi vakit geçirmeni umuyorum.I hope you have a good time!
Tom'la zaman geçirmeni istiyorum.I want you to spend time with Tom.
Benimle zaman geçirmeni umursamıyorum.I don't mind you spending time with me.
Sizin iç geçirmeniz boşuna - Ben sizin fantezinizi yerine getirmeyeceğim.Your sighs are in vain - I will not fulfil your fantasy.
Sen ve eşin birlikte vakit geçirmeniz gerekir.You and your spouse should spend time together.
Ben her zaman kalp krizi geçirmenin bir ölüm alameti olduğunu düşündüm.I always thought that suffering a heart attack was an omen of death.
İyi bir öğleden sonra geçirmeni öneririm.I hope you have a good afternoon.
Tatoeba'da çeviri yapmak, boş zamanlarınızı geçirmenin iyi bir yoludur.Translating for Tatoeba is a good way to spend your free time.
Bu pazartesiyi geçirmenin kötü bir yolu değil, değil mi?This isn't a bad way to spend a Monday, right?
Onları sözlerinden vaz geçirmenin en kolay ve güvenilir yolu, tuzağa düşürmektir.One of the safest and easiest ways to clean textiles is to vacuum them.
Eğer eğim konusu kafanızı karıştırıyorsa cebir videolarını gözden geçirmenizi tavsiye ederim.And I encourage you to review the algebra playlist if the idea of slope is confusing to you.
Apps, başkalarıyla birlikte fikirleri hayata geçirmenize yardımcı olur. Nasıl mı?Google Apps helps you bring ideas to life with others.
Mümkün ancak klasik omuz egzersizlerini gözden geçirmeniz gerek.It is but you're going to have to rethink the way you're doing some old classic shoulder exercises.
Sanırım şu anda, tahsis edilmiş bir hattan bilgiyi geçirmenin en geçerli aracı budur.I think it's the most viable vehicle right now to pass information across a dedicated cable.
Sana göre, böyle birşeyi hayata geçirmenin zamanı ve olasılığı nedir?CA: So, in your mind, timescale and likelihood of actually taking something like this live?
İşte bu, bu tip şeyleri geçirmenin bir yolu.So this is a way to go through these things.
Hayatı, sonsuzluk boyutunda verimli olarak geçirmenin çok iyi bir yolu.Very good way of spending your time profitably in the eternal dimension.
Stadyumda futbol maçı seyretmek bir hafta sonu akşamını geçirmenin güzel bir şekli.It's a perfectly wonderful way to spent a weekend afternoon, watching a football game in a stadium.
Ve o tüm bu erkek çocukları bu programdan geçirmenin bir yolunu bulmalı.So she has to figure out a way to get all these boys through this curriculum -- and girls.
Sokaklarda bolca vakit geçirmeniz ve insanları dikkatle dinlemeniz gerekiyor.You have to spend time in the street, and you have to listen to them very carefully.
Hiçbir zaman Dayton Anlaşması'nı gözden geçirmenin hemencecik ilerlemeye yol açacağını düşünmedim.My simple point is that if you have a new Dayton agreement, you will see the same politicians.
Makedonya'yı doğal gaza geçirmenin maliyeti 270 milyon avro olarak tahmin ediliyor.The cost of gasifying Macedonia is estimated at 270m euros.
Finansal olarak istikrarlı ve zaman içinde kültürel gücü ele geçirmenin bir yolu yaptı.He made it financially stable and a way to seize cultural power during the time.
Sonunda Kim Possible'ı yenerek, dünyayı ele geçirmenin yolunu bulmuştur.Denn in der Phantasie sah Michael Ende ein Mittel, den Problemen der Außenwelt zu begegnen.
Onları sözlerinden vaz geçirmenin en kolay ve güvenilir yolu, tuzağa düşürmektir.La prise la plus simple, aisée et sûre, est la prise en « pince ».
Kalp krizi geçirmenin her zaman doğanın senin öldüğünü anlatma şekli olduğunu düşündüm.Siempre pensé que el tener un ataque cardiaco era la manera de la naturaleza de decirte que mueras.
Bir tankı harekete geçirmenin çok önemli olduğu, 1999'daki Kosova Savaşı'nda kanıtlandı.Hacer que un tanque se ponga en movimiento demostró ser importante durante la Guerra de Kosovo en 1999.
Bir ameliyat geçirmeniz gerekir.Avete bisogno di un'operazione.
Bu suretle karadan hücumun Konstantinopolis'i ele geçirmenin çok zor olduğu anlaşılmış oldu.Připouštěl však, že kvůli konstantinopolskému masakru bude sjednocení velmi obtížné.
Bir tankı harekete geçirmenin çok önemli olduğu, 1999'daki Kosova Savaşı'nda kanıtlandı.În războiul din Kosovo din 1999 s-a demonstrat că este important să se determine ca tancurile să se miște.
Houston'daki şov için yapabileceğimiz şeylere odaklandık ve iyi bir zaman geçirmeniz için uğraşıyoruz.Kami di sini untuk menunjukkan bakat kita dan kita bisa melakukannya dengan benar untuk saat ini.
Bir kısım Müslümanlar bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi olduğuna inanır.ムスリムはこの夜を特に神への祈りと嘆願と悔悛に特に適していると考えている。
Ancak, bu yine de bunları hayata geçirmenin veya yürürlüğe sokmanın kolay olacağı anlamına gelmemekte.하지만 이 어느 사실도 총기제한 법률 제정이 쉽다는 것을 의미하지는 않습니다.
Ancak, bu yine de bunları hayata geçirmenin veya yürürlüğe sokmanın kolay olacağı anlamına gelmemekte.Y sin embargo esto no significa que todo esto va a ser fácil de promulgar o implementar.
Ancak, bu yine de bunları hayata geçirmenin veya yürürlüğe sokmanın kolay olacağı anlamına gelmemekte.容易であれば 統一身元調査は既に行われているでしょう
Apps, başkalarıyla birlikte fikirleri hayata geçirmenize yardımcı olur.Google Apps helpt je ideeën tot leven te wekken met anderen.
Apps, başkalarıyla birlikte fikirleri hayata geçirmenize yardımcı olur. Nasıl mı?Google Apps ti aiuta a dar vita alle idee collaborando.
Apps, başkalarıyla birlikte fikirleri hayata geçirmenize yardımcı olur. Nasıl mı?Google Apps ułatwia wspólne realizowanie pomysłów.
Apps, başkalarıyla birlikte fikirleri hayata geçirmenize yardımcı olur. Nasıl mı?Google Apps поможет вам и вашей команде воплощать идеи в жизнь.
Apps, başkalarıyla birlikte fikirleri hayata geçirmenize yardımcı olur. Nasıl mı?تساعدك Google Apps على إحياء أفكارك مع الآخرين. وإليك الكيفية.
Bu tür bir gözden geçirmenin ardından, Komisyon, önerisini sürdürme, değiştirme veyageri çekme kararıalabilir.I ekstraordinært hastendetilfælde foretager Kommissionen ikke sådanne konsultationer.
Bu tür bir gözden geçirmenin ardından, Komisyon, önerisini sürdürme, değiştirme veyageri çekme kararıalabilir.În caz de urgenţăexcepţională, Comisia nu maiprocedeazăla aceste consultări.
Bu tür bir gözden geçirmenin ardından, Komisyon, önerisini sürdürme, değiştirme veyageri çekme kararıalabilir.Nei casi di straordinaria urgenza, la Commissione non procede a dette consultazioni.
Bu tür bir gözden geçirmenin ardından, Komisyon, önerisini sürdürme, değiştirme veyageri çekme kararıalabilir.V členih 38 in 82 se beseda “direktivo” nadomesti z “evropski sklep” oziroma ‘’evropskimsklepom’’.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Amikor először mentem Dongguanba, aggódtam, hogy nyomasztó lesz olyan sok időt tölteni munkásokkal.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Când am mers prima oară în Dongguan, credeam că ma va deprima să stau atât între muncitori.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Cuando fui por primera vez a Dongguan, me preocupaba que fuera deprimente pasar tanto tiempo con obreros.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.제가 처음 둥관에 갔을 때, 전 노동자들하고 많은 시간을 보내는 것이 제 자신을 우울하게 만들 것 같아 걱정했습니다.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Ko sem prvič šla v Dongguan, sem se bala, da me bo preživljanje časa z delavci začelo moriti.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Podczas pierwszej wizyty w Dongguan martwiłam się, że wpadnę w depresję przebywając z robotnicami.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Όταν πρωτοπήγα στη Ντονγκουάν, ανησυχούσα πως θα ήταν καταθλιπτικά να περάσω τόσο πολύ καιρό με εργάτες.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.Коли я вперше приїхала в Донгуан, я думала, що не зможу витримати стільки часу з робітниками.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.כשבאתי לדונגואן לראשונה, הייתי מודאגת שיהיה מדכא לשהות זמן כה רב במחיצתם של פועלים.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.عندما ذهبت لأول مرة إلى دونغقوان،أنا قلقت من احتمال الاكتئاب جراء قضاء الكثير من الوقت مع العمال.
Dongguan'a ilk gittiğimde, işçilerle çok fazla vakit geçirmenin iç karartıcı olacağını düşünüyordum.気が滅入ってしまわないかと心配でした 彼女らの状況は変わらないかもしれないし
İlgili Sayfalar