Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Beaucoup d'entre elles ne sont pas mal du tout.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Dan kebanyakan dari mereka cukup bagus.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.És a legtöbbjük elég jó.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.보시다시피, 친구들이랑 노는 것을 좋아하는군요, 그쵸? 그리고 대부분은 아주 잘 만들어 집니다.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.le gusta estar con sus amigos. Y muchos de ellos son bastante buenos.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Molti di loro sono venuti davvero bene.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Och, du vet, han gillar ju att hänga med sina polare. Och många av dem är faktiskt ganska bra.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.On bardzo lubi spędzać czas ze swoimi "kumplami". Wielu z nich jest naprawdę dobrych.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Si multe dintre ele sunt chiar reusite.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Và chúng có thể làm điều này rất tốt.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Veel zijn best goed gelukt.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Και πολλά από αυτά είναι πραγματικά πολύ καλά.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.Много от тях са в действителност доста добри.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.והוא אוהב להסתובב עם החבר'ה שלו. רובם די מוצלחים.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.إنه يحب الإجتماع مع أصدقائه، حسناً. والكثير منهم في الواقع جيدين للغاية.
Bu da arkadaşlarıyla takılmayı sever, değil mi? ve birçoğu biraradayken gayet güzeldir.これらは本当によく出来ています
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarınınC'est évident et c'est là que résident certaines
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Anche questo è chiaro, e qui sono alcuni limiti dei confronti internazionali del PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Das ist klar und darin liegen einige der Grenzen des internationalen PISA-Vergleiches.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Dat is ook duidelijk en dat zijn een aantal beperkingen van de internationale vergelijkingen van PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Điều đó cũng rõ, và đây là một vài hạn chế trong phép so sánh quốc tế của PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Eso también está claro, y aquí es donde están algunos límites de las comparaciones internacionales de PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Ez nyilvánvaló, és ez az, ahol korlátai vannak a PISA méréseken alapuló nemzetközi összehasonlításnak.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Isto também é claro, e é onde estão alguns dos limites das comparações internacionais do PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Și asta e clar, și în asta constau unele limite ale comparațiilor internaționale ale PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.To je také jasné, a zde narážíme na limity mezinárodních srovnávání jako je PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Αυτό είναι επίσης ξεκάθαρο και εδώ είναι που βρίσκονται κάποια τα όρια των διεθνών συγκρίσεων της PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Очевидно, що саме тут і виявляються деякі обмеження міжнародного дослідження PISA .
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının limitlerinin olduğu yer.Это очевидно, и в этом ограниченность результатов международных сравнений PISA.
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının이것은 분명한 사실이고, PISA의
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarınınTo też jest jasne, i to jest miejsce gdzie znajdują się
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarınınגם זה ברור, וכאן טמונות כמה מהמגבלות
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarınınوهو أيضا أمر واضحوكذا حيث تظهر بعض حدود
Bu da gayet açık ve bu da uluslararası PISA karlılaştırmalarının限界があることは はっきりしています
Bu da gayet ilginç bir sayıya benziyor. -Det ser ud til at være et spændende tal. .
Bu da gayet ilginç bir sayıya benziyor. -더 훌륭한 흥미로운 숫자입니다
Bu da gayet ilginç bir sayıya benziyor. -To vypadá pěkně, zajímavé číslo.
Bu da gayet ilginç bir sayıya benziyor. -非常に興味深い、面白い数です。 電卓を取り出しましょう。
Bu da gayet işlerine yaradı. %7 faiz alıyor olmaktan çok memnunlardı. .A to fungovalo docela dobře. A těmhle lidem se líbilo, že dostávali 7%.
Bu da gayet işlerine yaradı. %7 faiz alıyor olmaktan çok memnunlardı. .E que funcionou muito bem. E para esses caras, eles gostaram o fato de que eles eram ficando a 7%.
Bu da gayet işlerine yaradı. %7 faiz alıyor olmaktan çok memnunlardı. .In dit proces krijgt Bear Stearms een deel.
Bu da gayet işlerine yaradı. %7 faiz alıyor olmaktan çok memnunlardı. .I to wychodziło całkiem nieźle. Tym gościom podobał się fakt, że zarabiają 7%.
Bu da gayet işlerine yaradı. %7 faiz alıyor olmaktan çok memnunlardı. .Y eso funcionó bastante bien. Y por lo que estos chicos, que les gustaba el hecho de que se conseguir el 7%.
Bu da gayet işlerine yaradı. %7 faiz alıyor olmaktan çok memnunlardı. .Και αυτό δούλεψε μια χαρά. Σε αυτούς τους τύπους λοιπόν άρεσε το ότι μπορούσαν να πάρουν αυτό το 7%.
Bu da gayet işlerine yaradı. %7 faiz alıyor olmaktan çok memnunlardı. .І це спрацювало дуже добре. І цим хлопцям сподобався той факт, що вони мають 7%.
Bu da gayet işlerine yaradı. %7 faiz alıyor olmaktan çok memnunlardı. .投資家は実際に7%のリターンを、 受けていましたらね。 彼らは、これが良い資産クラスだと言いました。
Bu da, kendi içinde, gayet ilginç.그것은 그 자체만으로도 흥미롭지만
Bu denklem en basit yöntem değil ama gayet makul.Det er ikke den mest simple måde at gøre det på, men den er fornuftig.
Bu denklem en basit yöntem değil ama gayet makul.Ez nem a legegyszerűbb felírási forma, de van jogalapja.
Bu denklem en basit yöntem değil ama gayet makul.가장 간단하게 정리하지 않았지만 충분히 가능한 식입니다
Bu denklem en basit yöntem değil ama gayet makul.Není to nejlepší způsob, ale dává smysl.
Bu denklem en basit yöntem değil ama gayet makul.これは、" X +X+ Xで、3 Xです。"
Bu durum açıktan sataş yapan için gayet karlı oldu.Ale tohle je velmi dobrý scénář pro krátkého prodávajícího.
Bu durum açıktan sataş yapan için gayet karlı oldu.しかし、彼は非常に簡単に失態をした可能性もあります。
Bu durumda tork gayet basit.여기서 토크는 구하기 쉽습니다
Bu durumda tork gayet basit. Tork kuvvet çarpı mesafe, yani 5 newton çarpı 10 metredir.Takže točivý moment určíme jednoduše, bude se rovnat síle 5 N krát vzdálenost 10 m.
Bu durumda tork gayet basit.קל לחשב את מומנט הסיבוב במקרה הזה.
Bu gayet açık.Det er ret ligetil.
Bu gayet açık.Dit is vrij duidelijk.
Bu gayet açık.Ez meglehetősen egyértelmű.