Ana içeriğe geç
Sözlük

gay ile cümle

gay kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Buda: Ben acıyı gayet iyi biliyor ve görüyorum, Kasapsa.El torero, quien da capotazos y persigue al toro.
Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.Facilitó su caza que eran aves confiadas.
Bundan sonra şehre yapılan demiryolları hatları şehrin gelişip büyümesinde gayet önemli rol oynadı.Más adelante, la llegada del ferrocarril desempeñaría un importante papel en el desarrollo de la ciudad.
İl, Türkiye gayrisafi millî hasılasının %9'una sahiptir.El MNB mantiene una objetivo de inflación a medio plazo del 3%.
Cannon 1985 yılında ikinci evliliğini gayrimenkul yatırımcısı Stanley Fimberg ile gerçekleştirdi.Dyan volvió a casarse en el año 1985 con el productor Stanley Fimberg.
Gayet zor olduklari bilinen binicilik gösterileri yapmaya başladı.Llegaron a hacerse muy famosas las obras sobre suicidios, por ejemplo.
Bir seyirci "Gay Power!"«Interview: Cat Power» (en inglés).
Normalde Osmanlı Ordusu, yalnızca 20 ile 45 yaş arasındaki gayrimüslim erkekleri düzenli orduya alıyordu.Hasta el 30 de octubre no se movilizaría a toda la población masculina de 20 a 45 años al Ejército.
Rodrigo Malcom'u gayet yakından iyi karşılar ve Elena'yı müstakbel eşi olark ona takdim eder.Malcolm llega para unirse a los Highlanders y Rodrigo presenta a Elena como su futura novia.
Moldoviţa Manastırı, 1532'de III. Ştefan'ın gayrımeşru oğlu Petru Rareş tarafından yaptırılmıştır.El Monasterio de Moldovița fue construido en 1532 por Petru Rareș, hijo ilegítimo de Esteban III de Moldavia.
İnşaat, gayrimenkul yatırım ve enerji üretim alanlarında faaliyet gösterir.Jornadas: Ahorro y eficiencia energética en instalaciones ganaderas.
Gayzer kristali: Büyük çapta su çıkarır.Géiser de Cristales - En efecto, las grandes erupciones de agua.
Ocak 1789'da Doçe gayet ciddi bir hastalığa yakalandı ve yatağa düştü.En marzo de 1628, Galileo cae gravemente enfermo y está a punto de morir.
Ancak 1993 yılında altı, 1994 yılında ise dokuz adet prototip gayri resmi olarak üretildi.Sólo en 2004, 1649 productos endulzados artificialmente fueron lanzados.
Bu sefer sırasında gayet başarılı görevler yerine getirdi.Durante ese período realizó una fructífera labor.
Günümüzde yaşayan kırsıçanımsı türleri gayet küçük boy memelilerdir.Si se los socializa desde pequeños son muy buenas mascotas.
Gayet parlak bir öğrenciydi, ancak yaramazlıkları sebebiyle okul hayatında sıkıntı yaşadı.Ella es una chica muy versátil excepto por su bajo rendimiento en la escuela.
Bu konuların gayet gerçekçi ve hatasız işlendiği gayet açıktır.Los hechos a que estoy aludiendo son todos obvios e indiscutibles.
Bunun yanı sıra, çok sayıda da gayrimenkulu var.Con lo que por desgracia también exista mucha orfandad.
Kafası diğer balinalar ile karşılaştırıldığında gayet küçük olur.Sus cráneos son más cortos en comparación a las ballenas.
Asıl gayesi de bu değildi.Esa no fue mi verdadera intención...
Park Gayoung’un annesi bulunur ve kocasının sarhoşken kızını öldürdüğünü anlatır.La madre de Park Gayoung es rastreada y ella cuenta como su marido había matado Gayoung.
Teknolojiye ayak uydurmaya gayret etmektedirler.Promover la implementación de tecnologías.
O anda Gayoung’u öldürenin babası değil de annesi olduğu ortaya çıkıyor.Entonces descubre que la madre de Gayoung la había matado no su padre.
Istriya Venedik için politik ve stratejik olarak gayet önemli bir mevkide idi.Para la Francia de Vichy fue una grave pérdida estratégica y política.
Gaybe ait, yani geleceğe dair tarih veren hadisler.La estela que en ti dejó el futuro.
Fakat bu iki kişi arasında bulunan gayet büyük sosyal sınıf farkı bu aşkın gelişmesini imkansız kılmaktadır.Las diferencias de clase social de ambos protagonistas originan un amor imposible.
1962 Hattı iki bölge arasında adeta gayriresmi bir sınır oluşturuyordu.En 1916, se fijó un tratado definitivo de delimitación entre ambas partes.
Gayriresmi ilişkiden beş tane çocuğu olmuştur.Es integrada por cinco jóvenes chuquisaqueños.
Abdülhay, annesinin gayretiyle küçük yaşta Kur'an hıfzını (Kur'ân-ı Kerîm'i ezberlemeyi) tamamladı.En la Inscripción de Behistún, Darío I lo hace hijo de Aquemenes y padre de su propio antepasado Ariaramnes.
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.Tuvieron un buen matrimonio y él a menudo buscaba su consejo.
Mefistofeles gayet kızgınlıkla küfürler etmeye başlar.Butt-Head, furioso, comienza a gritar.
Tahir'in Hamedan'ı kuşatıp abluka etmesi şehir halkını gayet büyük zorluklara sokmuştu.Tomó la ciudad de Isin, a la cual destruyó sus murallas una vez en su poder.
Mişna Berura'ya göre bunun sebebi, bu ayinin gayri-Yahudi geleneklere benzemesidir.Debido a su apariencia, también es común hablar de él como la quimera japonesa.
Gayoung sınıf arkadaşı Lim Joomi’nin intihar edişini ve ruhunun ona musallat oluşunu anlatıyor.Gayoung cuenta como un compañero de clase llamó Lim Joomi se había suicidado, y que eso ella la atormenta.
Menajerleri gelip Gayoung’un cinayete kurban gittiğini söyler.Ellos son informados por su manager que Gayoung fue asesinada por un intruso.
Hıristiyanların da dahil olduğu gayr-i Müslimler, Müslümanlardan daha fazla vergi veriyorlardı.No obstante, aquellos que eran cristianos debían pagar impuestos más altos que los musulmanes.
Diğer gayrimeşru doğan kardeşlerinin aksine Alvise, İstanbul'u benimsemiş ve burada yaşamaya karar vermiştir.Pese a la marcha de todos sus hermanos, Firmin decide quedarse allí a vivir... y a leer.
Tüm Fogg’lar gibi onun hayatında da mutlak bir gayesizlik hakimdir.Como todos los magos, debe guardar un equilibrio en su vida.
Ermenilerin Silahlanması: Meşrutiyet öncesinde gayrimüslimlerin silah taşıması yasaktı.¿Qué nos ofrece entonces Armando de Armas en Mitos del antiexilio?
Temel gayeleri ise Kosova ve Arnavutluk'un birleşmesiydi.Contribuyó al acercamiento entre georgianos y armenios.
Müslümanlar ve gayrimüslimler rahat içinde yaşadılar.Disidentes y anglicanos vivían juntos en armonía.
"Tim Cook: "I'm Proud to be Gay"" (İngilizce).«Pablo Simonetti: “Me siento muy orgulloso de ser gay”».
Shinjuku ni-chōme: Tokyo'nun en bilinen gay semtidir.Shinjuku ni-chome: es uno de los barrios gays de Tokio.
Gayet acele Anadolu tarafına geçirildi.No tardó en cruzar el charco.
Bu gayeye erişmenin ancak Siegfried tarafından başarılacağına inanmıştır.¡Y a pesar de esto usted parece creer en el fracaso de Hegel!
Alman askerler bu ayaklanama olaylarını gayet zalimce bastırdılar.Los alemanes ya habían sentado el precedente de estas medidas represivas tan brutales con los serbios.
Erişim tarihi: 21 Kasım 2011. ^ "Lesbians, gays can adopt children".Consultado el 27 de enero de 2017. «Gays pueden adoptar niños».
Ama Kerboğa ordusu gayet yavaş hareket etmekte idi.De este modo, la colonización de El Cabo transcurrió de una manera muy lenta.
Köy yolu gayet düzgündür.La carretera está en buen estado.
Gayrimüslimlerin Bursa'daki kültürel mirası, ne yazık ki günümüze kadar gerektiği gibi korunamamıştır.El proceso de producción empleado en la confitería Fürst no ha sufrido cambios hasta el día de hoy.
Remigius (veya Remedius) (ölüm 771) Charles Martel ve muhtemelen Ruodhaid'in gayrimeşru oğludur.Remigio fue un hijo ilegítimo de Carlos Martel y probablemente Ruodhaido.
Er Woyzeck, sevgilisi Marie ve “gayrimeşru” çocuğu ile yaşamaktadır.Karl sostiene el hijo de Woyzeck y Marie en el regazo.
Bayındır "Allah gaybı bilmez" diye bir söz söylememiştir.Ibn Sa'id dijo: "Por Alá, no es así".
Gay Times, İngiltere'nin eşcinsel ve biseksüel erkeklere hitap eden öncü dergisi.Diva es una revista mensual del Reino Unido dirigida a las lesbianas y bisexuales.
Ondan sonra Federación Estatal de Gays y Lesbianas'a (Millî Gey ve Lezbiyen Federasyonu) hukukî öğütler verdi.Luego colabora como asesor jurídico de la Federación Estatal de Gays y Lesbianas.
Serdar-ı ekrem İvazzade Halil Paşa ise gayet temkinli davranmaya karar vermişti.Respecto a la modalidad de elección, Gobetti era partidario de un sistema proporcional.
Harici tankın orijinali gayri resmi olarak standart ağırlık tankı olarak biliniyordu.El tanque original se conoce familiarmente como el tanque de peso estándar ó SWT (Standard Weight Tank).
İlk etapta Fransızları ülkeden çıkarma gayesinde olan dernek, bu dönemde pek etkinlik gösterememiştir.En Francia, el Tercer Estado ya no estaba dispuesto a soportar esta situación por más tiempo.
Lorigiller gayet küçük primatdır.Todas las reinitas son bastante pequeñas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod