Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.To assure this, they are deliberately designed to wear out and break down.
Musa ortadadır, Harun ve Hur ise zaferi garantilemek için onun kollarını tutmaktadır.Moses is in the middle while Aaron and Hur hold up his arms to ensure victory.
Kurbanlarının onun bir parçası olmasını garantilemek için yamyamlığı da denemiştir.Hắn đã thử ăn thịt người để "đảm bảo các nạn nhân của hắn sẽ luôn là một phần của hắn".
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Aby ją zapewnić, celowo projektuje się towar tak, by się zużywał i psuł.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Aby se toho zajistilo, záměrně se navrhují výrobky tak, aby se opotřebovávaly a rozbíjely.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Ca să poată fi vândute în mod continuu, produsele sunt intenţionat proiectate să se uzeze şi să se strice.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.C'est dans ce but qu'ils sont délibérément conçus pour s'user et se briser.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Ezért mindent szándékosan úgy terveznek, hogy elhasználódjon vagy elromoljon.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.För att försäkra oss om detta konstrueras de medvetet så att de ska slitas ut och gå sönder.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Om dit te waarborgen, worden ze ontworpen om te verslijten en kapot te gaan.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Per garantire questo, vengono deliberatamente progettati per deteriorarsi e rompersi.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Tämän varmistamiseksi ne suunnitellaan kuluviksi ja hajoaviksi.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Um dies zu gewährleisten, werden sie bewusst so gestaltet, dass sie sich abnutzen und kaputt gehen.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Zato so načrtno oblikovani tako, da se obrabijo in pokvarijo.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Για να διασφαλιστεί αυτό, τα προιόντα σχεδιάζονται σκόπιμα για να φθείρονται και να χαλάνε.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Това се гарантира, като произвежданите продукти умишлено се проектират така, че да се износват и повреждат.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.Чтобы гарантировать это, продукция преднамеренно разрабатывается так, чтобы изнашиваться и ломаться.
Bunu garantilemek için, ürünler kasten dayanıksız ve bozulacak şekilde tasarlanır.ولضمان ذلك، يتم تصميم المنتجات عمداً لتبلى وتنتهي صلاحيتها.
Şu andaki hedefimiz, bunu yapabilme şansını yakalayabiilmek için yeterince uzun yaşamayı garantilemek.Chcemy zapewnić sobie szansę doczekania chwili, gdy będzie to już możliwe.
Şu andaki hedefimiz, bunu yapabilme şansını yakalayabiilmek için yeterince uzun yaşamayı garantilemek.Il nostro scopo è di fare in modo di vivere abbastanza a lungo per provare a farcela. Grazie mille.
Şu andaki hedefimiz, bunu yapabilme şansını yakalayabiilmek için yeterince uzun yaşamayı garantilemek.우리의 목표는 그저 이 모든 것을 해낼 수 있도록 충분히 오래 사는 것일 뿐입니다. 감사합니다.
Şu andaki hedefimiz, bunu yapabilme şansını yakalayabiilmek için yeterince uzun yaşamayı garantilemek.Unser ziel ist es lediglich, dass wir eine Chance haben lange genug zu überleben um das möglicherweise zu tun.
Şu andaki hedefimiz, bunu yapabilme şansını yakalayabiilmek için yeterince uzun yaşamayı garantilemek.Στόχος μας είναι να σιγουρέψουμε ότι θα έχουμε την ευκαιρία επιβιώνοντας αρκετά, ίσως να το κάνουμε.
Şu andaki hedefimiz, bunu yapabilme şansını yakalayabiilmek için yeterince uzun yaşamayı garantilemek.המטרה שלנו היא רק לוודא שיש לנו סיכוי לשרוד מספיק זמן כדי שאולי נעשה זאת. תודה רבה לכם.
Şu andaki hedefimiz, bunu yapabilme şansını yakalayabiilmek için yeterince uzun yaşamayı garantilemek.وهدفنا هو التأكد من أن لدينا فرصة للصمود بما يكفي لفعل ذلك ربما. شكراً جزيلاً لكم.
Şu andaki hedefimiz, bunu yapabilme şansını yakalayabiilmek için yeterince uzun yaşamayı garantilemek.長生きすることです ありがとうございました (拍手)
Vücut sağlığını garantilemek için, kuzey yarıküreye yayılan bu insan nesilleri pigmentasyonlarını kaybettiler.Để đảm bảo sức khỏe và an toàn những giống người chọn đến ở Bắc bán cầu đã để mất đi sắc tố của mình.
Vücut sağlığını garantilemek için, kuzey yarıküreye yayılan bu insan nesilleri pigmentasyonlarını kaybettiler.앞서 말한 이유로, 북반구로 이동한 이 계통 사람들은 건강하고 행복하게 살 수 있도록
Vücut sağlığını garantilemek için, kuzey yarıküreye yayılan bu insan nesilleri pigmentasyonlarını kaybettiler.בגלל שמה שקרה, בכדי להבטיח בריאות, קבוצת האנשים הזאת שהתפזרה לחצי הכדור הצפוני,
Vücut sağlığını garantilemek için, kuzey yarıküreye yayılan bu insan nesilleri pigmentasyonlarını kaybettiler.لأن ما حدث ، و لضمان الصحة والرفاه ، هذه السلالات من الناس المتفرقون في نصف الكرة الأرضية الشمالي
Vücut sağlığını garantilemek için, kuzey yarıküreye yayılan bu insan nesilleri pigmentasyonlarını kaybettiler.北半球に移動した 人類の祖先は 色素を失ってしまったのです