Londra' da, Serpentine galerisinde.בלונדון, בגלרית סרפנטין.
Londra' da, Serpentine galerisinde.في "سيربنتاين" في لندن
Londra' da, Serpentine galerisinde.こうした連携に注目しています
Mark ve Judy, kızları bir akşam, bir galerinin açılışına götürdüler.Op een avond namen Mark en Judy ze mee naar de opening van een kunstgalerie.
Mark ve Judy, kızları bir akşam, bir galerinin açılışına götürdüler.Uma noite, o Mark e a Judy levaram-nas à inauguração de uma galeria de arte de um amigo.
Mark ve Judy, kızları bir akşam, bir galerinin açılışına götürdüler.Una noche, Mark y Judy las llevaron a... la apertura de una galería de arte de un amigo.
Mark ve Judy, kızları bir akşam, bir galerinin açılışına götürdüler.ذات مساء قام مارك و جودي باصطحابهما لافتتاح معرض فني لأحد الأصدقاء
Metropolitan Sanat Müzesi'nde Yunan ve Roma Sanatı Galerileri'ndeyiz.Nacházíme se v Metropolotním Muzeu, konkrétně v galerii Řecka a Říma.
Metropolitan Sanat Müzesi'nde Yunan ve Roma Sanatı Galerileri'ndeyiz.(Ж) Это Моника и Брайан. Мы находимся в Метрополитен-музее, в галереях древнегреческого и римского искусства.
Metropolitan Sanat Müzesi'nde Yunan ve Roma Sanatı Galerileri'ndeyiz.Моніка та Брайан у музеї мистецтва Метрополітен у галереях Греції та Риму.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.De jur-împrejurul acelei fațade e un cerc de galerii.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.E attorno a quello spazio, l'anello che ospita le gallerie.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.E à volta daquele espaço o anel compõe-se de galerias.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Et autour de cet espace, l'anneau est en réalité un ensemble de galeries.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.공간 주변의 고리는 실제로는 갤러리로 사용되고 있습니다.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Rondom die ruimte bestaat de ring uit galerijen.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Um den Raum in der Mitte herum ist der Ring, der aus Galerien besteht.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Và bao quanh không gian đó, đường vòng thật ra là phòng trưng bày.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Wokół tej okrągłej przestrzeni umieszczone są galerie.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Y alrededor de ese espacio, el anillo se compone de galerías.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Внутри этого пространства, внутри кольца, находятся галереи.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.Пръстенът около това пространство са в същност галерии.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.ומסביב למרחב הזה, הטבעת היא למעשה גלריות.
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.وحول ذلك الفضاء، حلقة من المعارض التي
O alanın etrafındaki halka da aslında galeriler.実際のギャラリーとなっています 展示会をするのはとても難しいです
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.Het is in dezelfde galerie of hetzelfde museum. Ze hebben het zonder het te weten, ingeademd.
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.Jest w tej samej galerii, w tym samym muzeum. Widzowie wdychają ją, nie są jednak tego świadomi.
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.결론적으론 같은 갤러니, 또는 박물관에 있게 되는겁니다. 그들이 그걸 들이마셔도 알아챌 수는 없을겁니다.
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.Nó vẫn ở trong phòng trưng bày đó hay bảo tàng đó. Họ đã hít nó vào, nhưng họ không nhận thức được nó.
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.Ugyanabban a galériában, ugyanabban a múzeumban. Belélegezték, csak nem tudnak róla.
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.Он в той же галерее или в том же музее. И они его вдохнули, но сами не осознают этого.
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.הוא נמצא באותה גלריה או מוזיאון. כך שהם שאפו אותו, אבל לא היו מודעים לזה.
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.إنها في نفس المعرض أو في نفس المتحف. إذاً فهم قد تنشقوها, لكنهم غير مدركين لذلك.
O aynı galeri veya aynı müzededir ve onlar bunu solurlar ancak farkında değildirler.美術館に漂っている空気の中にあるので 皆それを吸っているわけですから でもそれに気づかないでいるだけです
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Cô tìm thấy mình trong một gallery dài có bức tường được bao phủ bởi những bức chân dung.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Dia menemukan dirinya di salah satu galeri panjang yang dindingnya ditutupi dengan potret.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ea se află în una galerie lung ale caror pereti erau acoperite cu aceste portrete.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ela se viu em uma longa galeria, cujas paredes foram cobertas com estes retratos.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Elle s'est retrouvée dans une longue galerie dont les murs étaient couverts de ces portraits.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Hän löysi itsensä yhdessä pitkässä Galleria, jonka seinät oli peitetty näillä muotokuvia.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Hon fann sig i en lång galleriet vars väggar var täckta med dessa porträtt.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Hun befandt sig i et langt galleri, hvis vægge var beklædt med disse portrætter.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.그녀는 그의 성벽이 초상화로 쓰여져있었습니다 이번 한 갤러리에서 자신을 발견했습니다.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ocitla sa v jednom dlhom galérii, ktorého steny boli pokryté tieto portréty.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ocitla se v jednom dlouhém galerii, jehož stěny byly pokryty tyto portréty.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ona je znašla v eni dolgi galeriji, katerih stene so bile prekrite s temi portreti.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ő találta magát egy hosszú galéria, amelynek falai borította ezeket a portrékat.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Se encontró en una larga galería, cuyas paredes estaban cubiertas de estos retratos.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Sie fand sich in einer langen Galerie, deren Wände waren mit diesen Porträts abgedeckt.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Si ritrovò in una galleria lungo le cui pareti erano coperte di questi ritratti.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Ze vond zich in een lange galerij waarvan de wanden waren bedekt met deze portretten.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Znalazła się w jednej długiej galerii, której ściany pokryte były te portrety.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Η ίδια βρίσκεται σε ένα μακρύ γκαλερί οι τοίχοι ήταν καλυμμένοι με αυτά τα πορτρέτα.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Вона опинилася в одній довгій галереї, стіни якої були вкриті ці портрети.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Она оказалась в одной длинной галерее, стены которой были покрыты эти портреты.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.Тя се намира в един дълъг галерия, чиито стени са покрити с тези портрети.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.היא מצאה את עצמה בגלריה ארוך שקירותיו מכוסים דיוקנאות אלה.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.وجدت نفسها في أحد جدرانها معرض طويلة كانت مغطاة مع هذه اللوحات.
O duvarları bu portreleri ile kaplıydı uzun galerisi kendini buldu.彼女は、どの家の中で非常に多くがあるかもしれないと思ったことはなかった。
Örneğin diğer galerilerde seramikten yapılmış pek çok kupa var. .In der gesamten Galerie gibt es sehr viel Keramik.