Bunun sen ve Tom'un arasına girmesine izin veremezsin.You can't let that come between you and Tom.
Tom'un içeri girmesine izin veremeyiz.We can't let Tom in.
Geçiş izni olmadan girmene izin veremem.I can't let you enter without a pass.
İçeri girmene izin veremem.I can't let you in.
Riske giremem.I can't take chances.
Birinin odaya girdiğini duyduğumu sandım.I thought I heard somebody enter the room.
O bara gideceğimi düşündüm ama onlar benim içeri girmeme izin vermedi.I thought I was going to get into that bar, but they wouldn't let me in.
Onunla vakit geçirirsen başın derde girer.You’ll get into trouble if you spend time with him.
Karına ve çocuklarına bakmak için bir işe gir.Get a job so you can support your wife and kids.
Sıraya girin.Get in line.
Bana yardım ettiğin için başın belaya girmeyecek.You're not going to get in trouble for helping me.
Onun için başımız belaya girecek.We're going to get in trouble for that.
Tom, başımızın belaya gireceğinden korkuyorum.Tom, I'm scared we're going to get in trouble.
Bunu sana anlattığım için muhtemelen başım belaya girecek ama umurumda değil.I'll probably get in trouble for telling you this, but I don't care.
Bunu yaparsam başım belaya girer.I'll get in trouble if I do that.
Onu yaparsam başım derde girebilir.I could get in trouble if I did that.
Benden dolayı başın belaya girecek mi?Are you going to get in trouble because of me?
Oraya girme.Don't go in there.
Tom'un içeriye girmediğini umalım.Let's hope Tom doesn't walk in.
İçeri girelim ve konuşalım.Let's go inside and talk.
Bunun içine girmeyelim.Let's not get into that.
Doğrudan konuya girelim.Let's get to the point.
Sadece içeriye girelim.Let's just go inside.
İçeriye girelim.Let's step inside.
Buraya giriniz.Let's go in there.
Buraya girelim.Let's go in here.
İçeri girelim.Let's go inside.
Eve girelim.Let's get in the house.
Girişini istiyorum.I'd like your input.
İçeri girmek istiyorum.I'd like to go inside.
İçeri girmek mi istedin?Did you want to come in?
İçeri girmek istedin mi?Did you want to come in?
Tom hapse girmesini istiyorum.I want Tom put in prison.
Bunun üzerine bahse girmek ister misin?Do you want to bet on that?
Davetsiz girmek istemem.I wouldn't want to intrude.
Teste şimdi girmek istiyorum.I want to take the test now.
İçeri girmek istemez misin?Don't you want to come inside?
İçeri girmek istemez misiniz?Don't you want to come inside?
Riske girmek istemiyorum.I don't want to take the chance.
Biz senin yolunun içine girmek istemedik.We didn't want to get in your way.
Biz riske girmek istemiyoruz.We don't want to take any chances.
Derhal içeri girmemizi istiyorlar.They want us to come in right away.
O, o derse nasıl girdi?How did she get into that class?
İçeri girmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to come in?
Bütün erkek çocuklarının senin telefon numaranı istediğine bahse girerim.I bet all the boys want your phone number.
Hırsızlar daireye girmek için kilidi zorladılar.The burglars forced the lock to get into the apartment.
O riske girmek istediğini sanmıyorum.I don't think you want to take that chance.
O yoluna girecek.It's going to be all right.
Başımın belaya girmesini istemezsin değil mi?You don't want to get me in trouble, do you?
Japonya'da, insanlar yirmi yaşına girdiklerinde yasal olarak yetişkin olurlar.In Japan, people legally become adults when they turn twenty.
Tom'un hapse girmesini istemediğini biliyorum.I know you didn't want Tom going to jail.
Muriel henüz yirmi yaşına girdi.Muriel just turned twenty.
Görünce şoka girmiştim.I was shocked to see it.
O, aslanın inine girdi.He put himself into the lion's den.
Açık kalp ameliyatı laparoskopik girişime izin veriyor.Open-heart surgery is giving way to laparoscopic intervention.
Oo sen. Gir içeri.Oh, it's you. Come in.
Yapmak istediğim en son şey, sen ve Tom'un arasına girmektir.The last thing I want to do is come between you and Tom.
Ben forma girmek istiyorum, bu yüzden her gün vücut çalışıyorum.I want to get into shape, so I've been working out every day.
İçeri girmekten mutlu olurum.I'd be happy to come in.
Tom, Mary odaya girdiğinde aniden mutlu oldu.Tom suddenly got happy when Mary walked into the room.