Ana içeriğe geç
Sözlük

gıda ile cümle

gıda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Vücudun gıdadan besinlerin çıkarımı ve emiliminden sorumlu kısmı bağırsaktır.Το βάρος του σώματος και η ασκούμενη σ΄ αυτό άνωση.
Ulaşım, gıda ve giyim sektöründe söz sahibidir.Διενεργεί ελέγχους κατά τη διακίνηση, εμπορία και διάθεση των τροφίμων.
Çocuklar ve genç yetişkinlerde en yaygın tetikleyici gıdalardır.Τα φαγητά αποτελούν τις συχνότερες αιτίες πρόκλησης στα παιδιά και τους νεαρούς ενήλικες.
Yaprakları ise gıdalara koku vermekte kullanılır.Χρησιμοποιείται κυρίως για να αρωματίζονται φαγητά.
Başka bir ifadeyle, gıdaya harcanan gelirin talep esnekliği 0 ile 1 arasında bir değer alır.Συνοψίζοντας, η ελαστικότητα εισοδήματος για ένα αναγκαίο αγαθό είναι μεταξύ μηδέν και ένα.
Ayrıca hayvansal gıdalar tüketilmektedir.Όχι όμως και οι ζωικές λευκωματούχες τροφές.
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Από τα μέσα της δεκαετίας του 1950 το βιοτικό επίπεδο ανέβηκε σημαντικά, ενώ η πολιτική καταπίεση ελαττώθηκε.
Geceleri bitkisel gıda ihtiyaçlarını gidermek için yuvalarından dışarı çıkarlar.Τη νύχτα βγαίνει στην επιφάνεια έρποντας για να βρει τροφή.
Bütünüyle gıda olarak görülür.Θεωρείται άνετο τρόφιμο.
Gıda üzerine araştırmaları vardır.Αναζήτηση τροφής.
Isı ve zaman faktörleri gıda üzerlerindeki bakteri oluşumlarında doğrudan rol oynar.Αντί αυτού χημειοσυνθετικά αρχαία και βακτήρια σχηματίζουν τη βάση της τροφικής αλυσίδας.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Η αποφυγή μολυσμένων τροφίμων και ποτών είναι επίσης αποτελεσματικό μέτρο πρόληψης.
Hinokitiol bir Çinko ve Demir Yüküntaşırdır ve ayrıca bir gıda katkı maddesi olarak da onaylanmıştır.Η ινοκιτιόλη είναι ένα Ιονοφόρο Ψευδαργύρου και Σιδήρου, επιπλέον είναι εγκεκριμένη ως πρόσθετο τροφίμων.[5]
2007-2008 Dünya Gıda Krizi.Verden oplevede en global fødevarekrise i årene 2007-2008.
Gıda ve Tarım Örgütü.Food and Agriculture Organization.
Farklı enzimler farklı gıda maddelerini sindirirler.Forskellige enzymer fordøjer forskellige madsubstanser.
Nörotransmitter serotoninin ayrıca gıda alımında rol oynadığı düşünülmektedir.Neurotransmitteren serotonin menes også at spille en rolle ved kostindtag.
Gıda tüketimi, luteal fazda foliküler faza kıyasla yaklaşık% 10 artar.Fødeindtagelse stiger med omkring 10% under lutealfasen sammenlignet med den follikulære fase.
Doğal biçimine (D-glukoz) gıda sanayisinde dekstroz olarak da değinilir.Den naturlige variant, D-glukose, kaldes også dextrose, når det bliver brugt i fødevareindustrien.
Dünya Gıda ProgramıFødevareministeriet
PMS'li kadınlarda, gıda alımı luteal fazda foliküler faza göre daha yüksektir.Kvinder med PMS har, som andre kvinder, større fødevareindtag i lutealfasen end den follikulære.
2010'lu yılların başında bir gıda dükkanı açtı.I midten af 2010 åbnede en Lidl-butik.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı.Fødevareministeriet - Dyreværnsrådet.
PMS hastaları ve hasta olmayanlar arasında gıda türlerinin tercihinde bir fark bulunamamıştır.Der er ikke blevet fundet nogen forskel i fødevarepræferencer mellem kvinder med og uden PMS.
Meyvelerinden gıda olarak istifade edilir.Delfrugterne har olierigt vedhæng (se myrelegeme).
Bazı gıdalardan alınan glukoz, diğer gıdalardaki aynı miktarda glikozdan daha fazla (veya daha az) emilir.Tyggegummi befinder sig i fordøjelsessystemet i lige så lang tid som alt andet mad.
Yüzyıllar boyunca Londra'nın en önemli hayvansal gıda merkezi olmuştur.Stationen var i mange år Djurslands vigtigste jernbaneknudepunkt.
Farklı kültürler ayni gıdayı farklı kurallarla yiyebilir.Spiseforstyrrelser kan arte sig på forskellige måder for forskellige personer.
İşçiler düşen maaşlardan, artan gıda fiyatlarından şikayet etmeye başladılar.Arbejdsgiverne svarede igen med at sænke lønningerne.
Gıdanın kıt olduğu zamanlarda leş bile yiyebilirler.De kan endda æde muslinger, når disse er blottede.
Çeşitli gıda maddelerinde bakteriler, daha rahat üreyebilmektedirler.I modsat fald kan der udvikles større bakteriekulturer i fødevaren.
Gıda maddelerinin yaklaşık %90`ı ithal edilmektedir.I perioder gik op mod 90% af produktionen til eksport.
Ayrıca ormancılık, kerestecilik, ağaç işleme, gıda ve yapı malzemeleri sanayi vardır.Der ud over er industrigrene skov-, bjergværks-, maskin-, træforædlings- og næringsmiddelindustri vigtige.
Sanayi etkinlikleri büyük ölçüde deri, gıda, ağaç ve maden işlemeye dayanır.Dette gør, at de absorberer smagen af jord, træ og røg.
Sovyet bilim insanları Layka'yı zehirli gıdayla besleyerek öldürmeyi planlamışlardı.De russiske forskerne hadde planlagt å avlive Laika med en forgiftet dose mat.
Gidayu şamiseni ve mızrabı, şamisen ailesinin en büyük boyutlu üyeleridir.Sandane Turn og Idrettslag (STIL) er kommunenes største idrettslag.
Dünya Gıda ProgramıMarkedsplan Næringsvirksomhet Reklame
1997 yılında Petrol-Gıda programının başlatılmasıyla beraber durum biraz daha düzelmiştir.Situasjonen ble litt bedre i 1996 da Olje for mat-programmet startet.
Gıda sektörü üretim alanında çok sayıda ürünleri bulunmaktadır.Mange produksjonsbedrifter har store mengder produkter i sitt produksjonsprogram.
Almanya’daki gıda sorunu 1946-47 kışında felaket boyutlarını aldı.Denne fikk feilaktig skylden for matmangelen i Tyskland vinteren 1916/17.
Bu dönemden sonra anne sütüne ek olarak katı ek gıdalara da başlanır.På denne tiden begynner de også å spise kjøtt.
Gıda, ilaç veya tıbbî amaçlar için kullanılamaz.De kan ikke fjernes med medisin eller annen behandling.
Anuga Beslenme ve gıda fuarı, iki yılda bir sonbaharda düzenlenir.Samtidig produksjon og boring vil foregå i en periode på om lag to år.
Balıkçılık, özellikle Japonya ve Çin'de önemli bir gıda kaynağıdır.Fisk er en viktig matvareressurs, spesielt i Japan.
Düşük maaş ve gıda alırlardı.De fikk et mindre beløp, mat og drikke.
Avrupa Birliği'nde gıda katkı maddesi olarak E951 kod adını almıştır.EU har gitt aspartam E-stoffnummer E951.
Zenginler fakir halka gıda yardımında bulunur.De måtte få hjelp fra fattigkassa.
Çünkü sütsüz bir beslenme esansiyel gıda maddelerinin eksikliğine sebep olmaktadır.En ren høymosemyr er trebar på grunn av mangel på næring.
Bunlardan 17'si gıda sanayi tesisleridir.Omtrent 70 000 av disse er produktnyheter.
Öte yandan köpeklere, uzaydaki gıdaları olacak olan besleyici bir jel yedirildi.Hundene ble vent til en spesiell næringsrik gelé som skulle være maten deres i rommet.
KUKA robotları gıda sanayinde de birçok alanda kullanılmaktadır.Robotene til KUKA brukes også innenfor næringsmiddelindustrien.
Bu enfeksiyon çoğunlukla kirlenmiş su ya da gıda ile bulaşır.Den er hovedsakelig en tarminfeksjon, og smitten overføres gjennom forurenset vann og mat.
Hayvansal gıdalarda bulunur.Stoffet finnes i alle animalske næringsmidler.
Tohumlarından elde edilen pudra gıda ürünlerini tatlandırmak amacıyla kullanılır.Det forskes på å bruke frøene til å produsere biodrivstoff.
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.Dette antas å ha gjort vannet noe mer næringsrikt.
Ayrıca hayvansal gıdalar tüketilmektedir.Pinnekjøtt blir også røykt.
MSG, genel olarak düzenli gıda işleme koşulları altında istikrarlıdır.Secara umum, MSG stabil dalam kondisi pemrosesan makanan biasa.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Menghindari makanan atau minuman yang terkontaminasi juga efektif.
Montgomery, Alabama'ya yerleşti ve orada H.Lehman adında kuru gıda sattığı dükkanını açtı.Ia menetap di Montgomery, Alabama dan membuka sebuah toko yang diberi nama H. Lehman.
Diğer plastitler gıda depolamaya yarar.Plastida lain terlibat dalam menyimpan makanan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod