Soja proteinlerle dolu hayvanlar için bir gıda maddesidir.Soy is a food for animals that's full of protein.
Daha sonraları Roma'ya gemiyle taş, kereste ve gıda maddesi taşındı.It was later used to ship stone, timber and foodstuffs to Rome.
Bu sayede antik Mısırlılar, bol gıda maddesi üretmeyi başardılar.Prehispanic groups managed to produce food.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.About 80% of food is imported.
Şiddetli kuraklık, ek tahıl ve gıda maddesi ithalatını zorunlu kıldı.The severe drought entailed additional imports of grains and foodstuffs.
Son birkaç haftadır BH'de pek çok gıda maddesinin fiyatı zamlandı. [AFP]Prices of many foods in BiH have been soaring in the past few weeks. [AFP]
İlk temel gıda maddesi, Ekim ayına göre neredeyse %60 oranında zam gören un oldu.The first staple to increase was flour, which rose almost 60% compared to prices in October.
Kore'nin temel gıda maddesi olan Kimchi, Çin yemekleriyle de yenir.Kimchi, a Korean staple, is also eaten with Chinese food.
Borsht gibi çorbalar Rusya'da yaşayan Yahudilerrin temel gıda maddesi olarak kabul edildi.Soups such as borsht were considered a staple in Russia.
Mısır, Taxco'daki temel gıda maddesidir.Maize is a staple of food in Taxco.
Ancak buğday ekmeği artık zenginlerin bir gıda maddesi olmuştu.Weizenbrot wurde jedoch zu einem Lebensmittel für die Reichen.
Bu tahıllar, iki temel gıda maddesi olan ekmek ve bira yapımında kullanılırdı.Aus der Brauersprache, wo diese beiden Zutaten als die wichtigsten bei der Bierproduktion galten.
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.Así es como se oponen a la pobreza y reducen el excedente de alimentos.
Bu sayede antik Mısırlılar, bol gıda maddesi üretmeyi başardılar.Los grupos prehispánicos lograron producir alimentos.
Attika tarımı, giderek esas olarak buğday olmak üzere gıda maddesi üretiminden bu ürünlere yönelmiştir.Вместо ратной службы главным занятием его жителей постепенно становится хлеборобство.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.Приблизительно 82 % продуктов питания приходится импортировать.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.حوالي 82% لغذاء يجب أن يستورد.
Alman birliklerinin yeterli gıda maddesi ve mühimmat stokları vardır.De Duitse compagnieën hadden munitie en voedsel voor slechts enkele dagen.
Ancak buğday ekmeği artık zenginlerin bir gıda maddesi olmuştu.Pieczywo białe dostępne było dla zamożnych.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.Över 80% av maten måste importeras.
Bu tahıllar, iki temel gıda maddesi olan ekmek ve bira yapımında kullanılırdı.Всіх їх використовували для виготовлення двох основних харчових продуктів, хліба і пива.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.80% potravin a spotřebního zboží se musí dovážet.
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.Dochází zde ke konečnému natrávení potravy a vstřebání většiny živin.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.Ca rezultat, un procent important din produsele alimentare necesare țării trebuie importate.
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.Dette antas å ha gjort vannet noe mer næringsrikt.
Bunun yanında sucuk da diğer önemli gıda maddesidir.Pasta juga merupakan salah satu makanan pokok lainnya.
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.Chính vì thế, chúng tìm đến gần con người để có nhiều thức ăn hơn.
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.これが病気の原因となるので、食物の多くを生で食べることをすすめた。
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.這就使他避開了許多被吃的危險。
Alman birliklerinin yeterli gıda maddesi ve mühimmat stokları vardır.לחיילים הרוסים היה חסר מזון, ציוד חורף ותחמושת.
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.שהרי היו יותר אנשים להאכיל, ובכך גם יותר אנשים במצוקה.
Alman birliklerinin yeterli gıda maddesi ve mühimmat stokları vardır.Nemeckým silám chýbali zásoby aj posily.
Daha sonraları Roma'ya gemiyle taş, kereste ve gıda maddesi taşındı.Hiljem toodi randa jäänud laevalt paatidega saarele juurde toitu ja vajalikku varustust.