Peynir, inek, keçi, koyun, ve diğer memelilerin sütlerinden yapılan bir katı gıdadır.Cheese is a solid food made from the milk of cows, goats, sheep, and other mammals.
Yurtdışı gıda ihracatları tarım dayanaklarından biridir.Overseas food exports are one of the mainstays of agribusiness.
Gıda malzemelerimiz nisana kadar devam edecek.Our food supplies will last till April.
Bilim adamları dünyanın gıda teminini arttırmak için yeni yöntemler bulacaklar.Scientists will come up with new methods of increasing the world's food supply.
Besleyici gıdalar yemelisin.You have to eat nutritious foods.
Büyüyen bir çocuk daha fazla gıda gerektirir.A growing child requires more food.
Gıda ve giysiler yaşamın gerekleridir.Food and clothes are necessities of life.
Kasırganın kurbanları üç gündür gıdanın tadına bakmadı.The victims of the hurricane have not tasted food for three days.
Haber spikeri gıda krizine çok fazla vurgu yapıyor.The newscaster puts too much emphasis on the food crisis.
Bu gıdalar etnik gruplarla ilişkilidir.These foods are associated with ethnic groups.
Dükkân; tereyağı, peynir ve şeker gibi gıda malzemeleri satıyor.The store sells foodstuffs, such as butter, cheese, and sugar.
Bu gıda çürük kokuyor.This food smells rotten.
Hindistan'da şimdi gıda sıkıntısı var.India is now short of food.
Bazı gıdaların fiyatları haftadan haftaya değişmektedir.The prices of certain foods vary from week to week.
Herhangi bir gıdaya ihtiyacın var mı?Do you need any food?
Sert gıdalar yemeyin.Don't eat hard foods.
Eşim her gün gıdalar satın almak için köy pazarına gider.My wife goes to the village market to buy foods every day.
Istakoz ve diğer deniz gıdalarıyla karnımızı şişirdik.We glutted ourselves with lobsters and other seafood.
Büyük miktarda gıda ithalatı yaparız.We import a large quantity of food.
Akşam yemeği partilerimde olağandışı gıdalar sunmaktan hoşlanıyorum.I like to serve unusual foods at my dinner parties.
Doğal gıda sana iyi gelecektir.Natural food will do you good.
Gıda yetersizliği onu zayıf ve bitkin düşürdü.Lack of food had left him weak and exhausted.
Hiç gıda zehirlenmesi geçirdiniz mi?Have you ever had food poisoning?
Gıda ambalajı bozulmayı azaltır.Food packaging reduces spoilage.
Gıda yaşam için elzemdir.Food is essential to life.
Bol gıda malzemeleri var.There are abundant food supplies.
Gıda malzemeleri o zamana kadar dayanmaz.The food supplies will not hold out till then.
Gıda ve giyim tezgahlarındaki ürünler çok ucuz.Goods at the food and clothing stalls were very cheap.
Gıda fiyatları yakında düşecek, değil mi?Food prices will come down soon, won't they?
Gıda malzememiz tükendi.We ran short of food.
İnsan gıda olmadan 40 gün kadar yaşayabilir fakat susuz en fazla 7.Human beings can live up to 40 days without food, but no more than 7 without water.
Biz gıda olmadan yaşayamayız.We cannot exist without food.
Büyükannem sadece yumuşak gıdaları yiyebilir.My grandmother can only eat soft food.
Gıda burada çok iyi değil.The food isn't very good here.
Şirket soya sosu ve diğer gıda ürünlerini üretiyor.The company produces soy sauce and other food products.
O bir gıda şirketinde bir iş buldu.He found a job with a food company.
Onun büyük bir gıda stoku var.He has a large store of food.
Onun zengin gıdalar için büyük bir beğenisi vardır.She has a great liking for rich foods.
O, gelirinin önemli bir bölümünü gıdaya harcıyor.She spends a major part of her income on food.
Biz, yoksullar için gıda ve giysi sağlamalıyız.We must provide food and clothes for the poor.
Ne yazık ki, gıda malzemeleri, kış sonundan önce bitti.Unfortunately, the food supplies gave out before the end of winter.
Kötü hasat büyük gıda sıkıntısına neden oldu.The bad harvest caused massive food shortages.
Tavsiye ettiğim üzere babam tuzlu gıdaları azalttı.My father cut down on salty food as I had advised.
Vücut için gıda neyse; zihin için de kitap odur.Books are to the mind what food is to the body.
Kitaplar zihnin gıdasıdır.Books are to the mind what food is to the body.
Demokrasi gıda ve çimento gibi ihraç edilebilir değildir.Democracy is not exportable like food or cement.
Yeşil bitkiler kendi gıdalarını üretebilirler.Green plants can make their own food.
Buzdolapları gıdanın korunmasına yardımcı olur.Refrigerators help to preserve food.
Buzdolabı gıdanın bozulmasını engeller.The refrigerator prevents food from going bad.
Organik gıda genellikle daha pahalıdır.Organic food is usually more expensive.
Ana sorunlardan biri gıdaydı.One of the main problems was food.
Doğal gıdalardan çok işlenmiş gıdalar yiyoruz.We eat more processed food than natural food.
Gıdaları bakterilerden uzak tutmalıyız.We need to keep bacteria out of food.
Birçok gıdalar kaynatılabilir.Many foods can be boiled.
Taze gıda harika.Fresh food is wonderful.
Gıda vücudumuz için yakıttır.Food is fuel for our bodies.
Açık hava pazarları yerel çiftliklerde yetiştirilen gıdaları satar.Open-air markets sell food grown on local farms.
Müzik ruhun gıdası olarak düşünülür.Music is considered food for the soul.
Patates cipsinde çok gıda yok.There isn't much nutrition in potato chips.
Nerede bir otantik gıda restoranı bulabilirim?Where can I find an authentic food restaurant?