Onlar gerçekten güzeldi.They were really nice.
Resim güzel.The picture is nice.
Kampüs güzel.The campus is nice.
Çeşitlilik güzeldir.Diversity is good.
Ne güzel bir kadın!What a beautiful woman!
Ne güzel bir hanımefendi!What a pretty lady!
Tom ve Mary'nin çocukları çok güzel görünüyorlardı.Tom and Mary's kids looked adorable.
Hava güzeldi.The weather was delightful.
Tom güzel yaptı.Tom has done OK.
İşler giderek güzelleşiyor.Things keep getting better.
Tom bana güzel bir alimünyum jant seti verdi ama o lastikleri sakladı.Tom gave me a nice set of aluminum wheels, but he kept the tires.
Mary her zaman güzel görünüyor.Mary always looks nice.
O güzel görünüyordu.It looked beautiful.
Ne güzel bir adam!What a nice man!
Tom güzel şarkı söyledi.Tom sang beautifully.
Sen olduğunu düşündüğün kadar güzel değilsin.You're not as beautiful as you think you are.
O güzel çalıştı.It worked beautifully.
O çok güzel bir mahallede yaşıyor.He lives in a very nice neighborhood.
Mağazada bir çift güzel gözlük onun dikkatini çekti.A beautiful pair of glasses caught her eye at the store.
O güzel bir semtteki güzel bir evde yaşadı.She lived in a nice home in a nice neighborhood.
Birkaç saatlik doğum sancısından sonra, güzel sağlıklı bir bebek doğurdu.After several hours of labor, she delivered a lovely healthy baby.
O güzel bir düğün olmasını istedi.She wanted to have a lovely wedding.
Güzel beyaz elbisesi içinde bir peri gibi görünüyordu.She looked like a fairy in her beautiful white dress.
O, güzel beyaz bir elbise giydi.She wore a beautiful white dress.
Tom tanıştığı her güzel kıza aşık olur.Tom falls in love with every beautiful girl he meets.
Siz hepiniz çok güzelsiniz.You're all adorable.
Biz zamanlar güzel bir kızı olan bir kral vardı.Once upon a time there was a king who had a beautiful daughter.
Bir zamanlar üç güzel kızı olan bir kral vardı.Once upon a time, there was a king who had three beautiful daughters.
Bizr zamanlar, üç çok güzel kızı olan bir kral ve kraliçe yaşardı.Once upon a time there lived a king and queen who had three very beautiful daughters.
Bir zamanlar fakir olan ama güzel bir kızı olan bir değirmenci vardı.Once upon a time there was a miller who was poor, but he had a beautiful daughter.
O aynı güzel bir rüya gibi.She is like a beautiful dream.
O böylesine güzel bir ses.That is such a lovely sound.
Bu istasyon güzel müzikler çalıyor.This station plays good music.
Yakında size birkaç güzel haber vereceğim.Soon, I'll tell you some good news.
Yakında sana birkaç güzel haber vereceğim.Soon, I'll tell you some good news.
Nefertiti güzelliğiyle ünlendi.Nefertiti was famed for her beauty.
Kleopatra güzelliğiyle ünlendi.Cleopatra was famed for her beauty.
Kleopatra güzelliğiyle nam salmıştı.Cleopatra was famed for her beauty.
Bu bir güzellik yarışması değil.It's not a beauty contest.
Güzel, hangi şarkıyı söylüyorsun?Well, what are you singing?
Antarktika'nın yılın bu döneminde güzel olduğunu duyuyorum.I hear Antarctica's pretty this time of year.
Tom Mary'nin güzel nişan yüzüğünü fark etti.Tom noticed Mary's beautiful engagement ring.
Mary egzotik bir orta doğu güzeliydi.Mary was an exotic Middleastern beauty.
O güzeldi, değil mi?She was pretty, wasn't she?
Gerçek güzellik içten gelir.True beauty comes from within.
Vassili'ye güzel kıyafetler giydirdiler ve o ertesi gün Anastasia ile evlendi.They dressed Vassili in fine clothes and next day he was married to Anastasia.
O bile gerçekten güzel değil.She's not even really pretty.
O bütün uzun güzel kahverengi saçlarını kesti ve bir oğlanın kıyafetlerini giydi.She cut off all her beautiful long brown hair and dressed herself in boy's clothes.
Güzel. Gel gör ki, geç kalıyorum ve kısa tutman gerek.Fine. However, I'm running late and you need to keep it brief.
Tom'un bana bakış tarzı çok güzeldi, ben sadece "hayır" diyemedim.The way Tom looked at me was so adorable, I just couldn't say "no."
Arkadaşlarımın hepsi gerçekten güzel.My friends are all really nice.
Tom yaşamak için güzel bir yere sahipti.Tom had a nice place to live.
"Yarın kahvaltı için ne istiyorsun? Ekmek? pilav?" "Herhangi biri güzel.""What do you want for breakfast tomorrow? Bread? Rice?" "Either one is fine."
Güzel bir yüz çeyizin yarısı kadardır.A beautiful face is half of the dowry.
Kulağa gerçek olamayacak kadar güzel geliyorsa, muhtemelen gerçek değildir.If it sounds too good to be true, it probably isn't.
Bizim verandada dikili çiçek çok güzel kokulu.The flower planted in our porch is very fragrant.
Dikili perdelerim ne kadar güzel.How beautiful my sewn drapes are.
Annen çok güzel!Your mother is very beautiful!
Mary ince güzellikte bir kadındı.Mary was a woman of subtle beauty.
Eğer bazı yeni oyun alanı ekipmanı alabilirsek güzel olur.It would be nice if we could get some new playground equipment.