Güneydoğu Asya'da yaygın olarak görülür.此沙拉在東歐很常見。
Güneydoğu Asya'daki Çinliler, kendilerini "Huárén" (華人) olarak tanımlar.东南亚华人也被持有反華立場的人士称为“支那人”。
70 metre (230 ft)'lik yapı tamamlandığı sırada Güneydoğu Asya'nın en yüksek binasıydı.완공된 70-미터 (230 ft)의 건물은 그 완공 시점에 동남아시아에서 가장 높은 건물이었다.
Diğerleri Orta Asya Oyunları,Batı Asya Oyunları, Güney Asya Oyunları ve Güneydoğu Asya Oyunları’dır.지역 대회인 동아시안 게임, 서아시안 게임, 남아시안 게임, 중앙아시안 게임, 동남아시안 게임도 열리고 있다.
Avustroasya dilleri, Güneydoğu Asya'da konuşulan dillerden oluşan bir dil ailesidir.שפות אוסטרו-אסיאתיות היא משפחת שפות המדוברות בעיקר בדרום-מזרח אסיה.
Toplamda ölümcül yanıkların neredeyse %60’ı 100.000’de 11,6 ile Güneydoğu Asya’da meydana gelmektedir.Общо близо 60% от фаталните изгаряния се случват в райони в Югоизточна Азия с честота 11,6 на 100 000.
Güneydoğu Asya'nın en büyük ekonomisi olup G20 ülkeleri arasındadır.Страната е най-голямата икономика в Югоизточна Азия и член на Г-20.
Bataklık mandaları özellikle Çin'de ve Güneydoğu Asya'da bulunurlar.По тъмните семена се произвеждат най-вече в Китай и Югоизточна Азия.
Şehir, Güneydoğu Asya'nın popüler bir moda merkezidir.Градът е важен икономически център в Югоизточна Азия.
Güneydoğu Asya'daki yurtdışı Çinlilerin arasında çok sayıda Min Çincesi konuşan vardır.Има също много китайци, говорещи мин, в страни от Югоизточна Азия.
Güneydoğu Asya'nın en hızlı gelişen ve ekonomik açıdan en dinamik şehirlerdendir.Сега е един от най-модерните и динамично развиващи се градове в Азия.
Sonuç olarak Tayland, Güneydoğu Asya ve Yeni Gine'ye de göç edebilmiştir.Вероятно са коренното население на Югоизточна Азия, включително Нова Гвинея.
Ayrıca Hawai ve Güneydoğu Asya'da da yetişebilir.Понякога достига случайно Хавайските острови и Тайван на юг.
Malezya, Güneydoğu Asya'da bulunan bir ülkedir.Malezija je država u jugoistočnoj Aziji.
En çok türleri Güneydoğu Asya'da bulunur.Najviše ih ima u jugoistočnoj Aziji.
Diğer iki familyanın birisi Orta- ve Güney Afrika'da diğeri Güney- ve Güneydoğu Asya'da yaşar.Druge dvije porodice žice u Africi i Južnoj i Jugoistočnoj Aziji.
Kışı güneydoğu Asya'da geçirirler.Na zimu odlieta do juhovýchodnej Ázie.
Bataklık mandaları özellikle Çin'de ve Güneydoğu Asya'da bulunurlar.Domov týchto hadov sa nachádza v Číne a juhovýchodnej Ázie.
Güneydoğu Asya'nın en hızlı gelişen ve ekonomik açıdan en dinamik şehirlerdendir.Bangkok je eno od najhitreje rastočih in ekonomsko dinamičnih mest v jugovzhodni Aziji.
Malezya, Güneydoğu Asya'da bulunan bir ülkedir.Malezija je obmorska država v Jugovzhodni Aziji.
ASEAN'ın açılımı Güneydoğu Asya Uluslar Birliğidir.ASEAN (angleško Association of Southeast Asian Nations) označuje Združenje držav jugovzhodne Azije.
Hmong ve Mong Güneydoğu Asya'da yaşayan bir halktır.Monsún ali monsúm je periodičen veter v Aziji.
Bu tür buluntular Orta Doğu’da, Güneydoğu Asya’da ve Güney Asya’da bulunmuştur.Domnevno je nastala v Aziji ali na Srednjem vzhodu.
Laos resmî adı ile Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti, denize kıyısı olmayan bir Güneydoğu Asya ülkesidir.Laoso Liaudies Demokratinė Respublika (Laosas) – valstybė pietryčių Azijoje, neturinti priėjimo prie jūros.
Malezya, Güneydoğu Asya'da bulunan bir ülkedir.Malaizija – valstybė pietryčių Azijoje.
Güneydoğu Asya'da yetişmektedir.Auga pietryčių Azijoje.
Kayanlar, Güneydoğu Asya'da yaşayan bir halktır.ဝလူမျိုး = Wa lumiou) – tauta, gyvenanti Pietryčių Azijoje.
Hint yazıları Hindistan'da ortaya çıkıp Güneydoğu Asya'ya yayılmıştır.Užvaldę Indiją jie Pietryčių Azijoje ieškojo naujų resursų.
Güneydoğu Asya'daki Çinliler, kendilerini "Huárén" (華人) olarak tanımlar.Nepaisant to, kad Kinijos vyriausybė juos laiko atskira tauta, save jie laiko džuangais (tajais).
Güneydoğu Asya'nın en büyük ekonomisi olup G20 ülkeleri arasındadır.Riigi majandus on suurim Kagu-Aasias ja riik kuulub G-20 liikmesriikide hulka.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.De apen die toen vertrokken, eindigden in Zuidoost-Azië en werden gibbons en orang-oetans.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.Die Menschenaffen aus Afrika wurden in Südostasien zu Gibbons und Orang-Utans.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.Kera yang pergi saat itu sampai di Asia Tenggara, menjadi siamang dan orangutan.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.원숭이들은 동남아시아로 떠나, 긴팔원숭이와 오랑우탄이 되었습니다.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.Le scimmie che se ne andarono finirono in Asia sudorientale, diventarono gibboni e orangotanghi.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.Maimuţele care au plecat atunci au ajuns în Asia de Sud-Est şi au devenit ghibonii şi urangutanii.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.Małpy, które opuściły wtedy Afrykę trafiły do Południowej Azji i stały się gibonami i orangutanami.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.Маймуните напуснали по това време, които се озовават в Югоизточна Азия се превръщат в гибоните и орангутаните.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.קופי אדם שעזבו והגיעו לדרום מזרח אסיה, והפכו להיות גיבונים ואורנגוטאנים.
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.القرود التي غادرت أفريقيا استقر بها المقام في جنوب شرق آسيا واصبحت قرود (القابون) و (الاورانقتون)
Afrika'dan ayrılan maymunlar Güneydoğu Asya ulaştı evrimleşerek jibon ve orangutan oldular.テナガザルとオランウータンになりました アフリカに残ったものは
Çin'de icat edildi, ve daha sonra Güneydoğu Asya'ya doğru yayıldı.1500 körül, és azután elterjedt egész Délkelet-Ázsiában.
Çin'de icat edildi, ve daha sonra Güneydoğu Asya'ya doğru yayıldı.중국에서 독자적으로 개발되어 그후 동남아시아로 퍼져나갔습니다.
Çin'de icat edildi, ve daha sonra Güneydoğu Asya'ya doğru yayıldı.Оно распространилось в юго-восточной Азии.
Çin'de icat edildi, ve daha sonra Güneydoğu Asya'ya doğru yayıldı.בערך ב-1500 לפני הספירה ואז התפשט לכל דרום מזרח אסיה.
Çin'de icat edildi, ve daha sonra Güneydoğu Asya'ya doğru yayıldı.حوالي 1500 قبل الميلاد. وبعدها انتشرت عبر جنوب شرق آسيا.
Çin'de icat edildi, ve daha sonra Güneydoğu Asya'ya doğru yayıldı.その後 東南アジア全体に広がりました 最も新しいところでは 中央アメリカのマヤ文化が
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.A guar egy veszélyeztetett délkelet-ázsiai patás állat.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.Con bò tót (guar) là một loài móng guốc của vùng Đông Nam Á đang có nguy cơ tuyệt chủng.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.Das Gaur ist ein gefährdetes Huftier in Südost-Asien.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.De gaur is een bedreigd Zuidoost-Aziatische hoefdier.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.El guar es un ungulado del sureste asiático, en peligro de extinción.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.Gaur to zagrożone zwierzę z południowo-wschodniej Azji.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.Guar adalah spesies ungulata langka di Asia Tenggara.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.Guar je ohrožený kopytnatec jihovýchodní Asie.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.Guarul este o ungulată pe cale de dispariție din sud-estul Asiei.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.Il gaur è un ungulato del sudest asiatico in via di estinzione.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.구아는 멸종 위기에 처한 동남아시아에 사는 유제류입니다.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.Le guar est un ongulé menacé d'Asie du Sud-Est.
Guar, nesli tükenmekte olan ve Güneydoğu Asya'da yaşayan bir toynaklı hayvandır.O guar é um ungulado do Sudeste Asiático, em perigo de extinção.