güneşe ile cümle

güneşe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
41
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
14
ORT. KELİME
Şu an göz kamaştıran güneşe bakıyorum.Épp a lenyugvó nap vakító sugaraiba nézek.
Şu an göz kamaştıran güneşe bakıyorum.le soleil se couche à l'horizon.
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiAlbo poświęcić swoje piękno na słońce. Czy możemy jednak dowiedzieć się, skąd swoje żale rosną,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiAlebo venovať svojej kráse k slnku. Mohli by sme sa dozvedieť, odkiaľ ale jeho starosti rast,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiAli posvetili svojo lepoto na sonce. Bi lahko, ampak se učijo od koder svojo žalost rastejo,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiAtau mendedikasikan kecantikan untuk matahari. Bisakah kita belajar dari mana tetapi kesedihannya tumbuh,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiEller ägna sin skönhet till solen. Kan vi bara lära oss varifrån hans sorger växa,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiEller dedikere sin skønhed til solen. Kunne vi, men lærer, hvorfra hans sorger vokse,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiHoặc dành vẻ đẹp của mình với ánh nắng mặt trời. Chúng tôi có thể học hỏi từ đâu nỗi buồn của mình phát triển,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgi또는 태양에 자신의 아름다움을 바칩니다. 우리는 수도 있지만 그의 슬픔의 성장 어디서든 배울 수
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiNebo věnovat své kráse ke slunci. Mohli bychom se dozvědět, odkud ale jeho starosti růst,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiO dedicar su belleza al sol. Podríamos aprender, pero de donde crecen sus penas,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOder widmen seine Schönheit, die so Könnten wir aber lernen, woher seine Sorgen wachsen,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOf wijden zijn schoonheid aan de zon. Konden we maar leren van waar zijn verdriet groeien,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOppure dedicare la propria bellezza al sole. Ma potremmo imparare da dove i suoi dolori crescere,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOu consacrer sa beauté au soleil. Pourrions-nous savoir, mais d'où ses douleurs croître,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiOu dedicar sua beleza ao sol. Poderíamos aprender, mas de onde suas tristezas crescer,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiSau dedica frumusetea lui la soare. Dar am putea învăţa de la durerile de unde sa creasca,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiTai Omistan hänen kauneutensa aurinkoa. Voisimmeko mutta oppia mistä hänen surunsa kasvaa,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiVagy szenteli a szépség a napot. Vajon mi, hanem tanulni, ahonnan ő bánatát nő,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiΉ αφιερώσει ομορφιά του στον ήλιο. Θα μπορούσαμε να μάθουμε, αλλά από όπου λύπες του αυξάνονται,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiИли посвещават красотата му на слънце. Можем ли да учи от где си скърби растат,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiИли посвятить свою красоту к солнцу. Можем ли мы, но узнать, откуда растут его печали,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiאו להקדיש את יופיו לשמש. אך האם אנו יכולים ללמוד שממנו צערו לגדול,
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgiأو تكريس جماله لأشعة الشمس. ولكن يمكننا أن نتعلم من أين له أحزان تنمو ،
Veya onun güzelliğini güneşe adamak. , Olabilir ama onun acılarını büyümeye nereden bilgi我々は、喜んで知っているように治す与えるだろう。
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Atau mungkin ia seorang yogi, yang sedang duduk di batu, menatap langit, dan matahari, serta bulan.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.어쩌면 그는 그냥 요가수행자였을 수도 있겠죠. 바위 위에 앉아 하늘과 해, 달을 쳐다보고 있었을테구요.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Lub też był on po prostu joginem, siedzącym na skale, wpatrującym się w niebo, słońce i księżyc.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Nebo to snad byl pouze jogín, sedící na kameni, upřeně hledící na oblohu, na slunce a na měsíc.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Of misschien was het gewoon een yogi, die op een rots zat, naar de hemel te staren, en de zon, en de maan.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.O forse era solo uno yogi, seduto su una roccia, gli occhi fissi al cielo, e al sole, e alla luna.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Ou talvez fosse apenas um Yogi, sentado numa rocha, a observar o céu, e o sol, e a lua. Alexandre perguntou:
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Quizás era un monje Jainista, como Bahubali, el Gommateshvara Bahubali, cuya imagen no está lejos de Mysore.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Sau era pur și simplu un yogin care stătea pe stăncă observând cerul, uitându-se la soare și la lună.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Vagy lehetett egy egyszerű jógi, aki egy sziklán ülve nézte az eget, a napot és a holdat.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.А возможно, это просто был йог, созерцавший, сидя на скале, небо, солнце и луну.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Александър попитал: "Какво правиш?", а гимнософът отвърнал:
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.או אולי היה זה יוגי פשוט, שישב על סלע, בעודו בוהה בשמיים, ובשמש, ובירח.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.أو ربما كان مجرد يوغاني كان يجلس على صخرة، يحدق في النجوم والشمس، والقمر
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.岩の上に座り、空や、 太陽や、月を見つめていたのかも知れません アレクサンダーは聞きました「何をしているのか?」

İlgili Sayfalar