güneş ile cümle

güneş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ve Mary, güneşin okyanus üzerinde doğuşunu izledi.Tom and Mary watched the sun rise over the ocean.
Tom ve Mary, güneşin okyanus üzerinde batışını izledi.Tom and Mary watched the sun set over the ocean.
Bitkiler suya ve güneş ışığına ihtiyaç duyar.Plants need water and sunlight.
Tom anahtarlarını masaya, güneş gözlüklerinin yanına koydu.Tom put his keys on the table next to his sunglasses.
Burada hava güneşli.It's sunny here.
Leyla bir güneş şapkası taktı.Layla put on a sun hat.
Göle gidip güneşin doğuşunu izleyebilir miyiz?Can we go to the lake and watch the sunrise?
Güneş zaten yükselmiş.The sun is already up.
Güneş zaten yukarıda.The sun is already up.
Güneş gözlüğümü takıyorsun.You're wearing my sunglasses.
Bu güneş gözlüğü sizin mi?Are these sunglasses yours?
Tom'un kedisi güneşleniyor.Tom's cat is sunbathing.
Tom'un kedisi güneş banyosu yapıyor.Tom's cat is sunbathing.
Tom güneş gözlüklerini çıkardı ve cebine koydu.Tom took his sunglasses off and put them in his pocket.
Tom balkonda güneşin batışına bakıyordu.Tom was on the balcony, looking at the sunset.
Tom'un güneş gözlüğü hâlâ masada.Tom's sunglasses are still on the table.
Sokaklar bahar güneşinde parlıyor.The streets glow in the spring sun.
Güneş yaklaşık iki nonilyon kilogram ağırlığındadır.The Sun weighs about two nonillion kilograms.
İsaac Newton, Güneş'in kütlesini ilk hesaplayan kişiydi.Isaac Newton was the first person to estimate the mass of the Sun.
Binlerce haneye elektrik sağlayacak kadar güneş paneli kuruldu.Enough solar panels have been installed to provide electricity to thousands of households.
Dünyanın sadece bir güneşi vardır.The earth has only one sun.
Umarım sizin için her şey yolunda gider ve güneşten yararlanırsınız.I hope that it goes well for you and that you benefit from the sun.
Başım ağrıyor. Güneşte çok uzun zaman kaldım.I have a headache. I was too long today in the sun.
Biz vardığımızda güneşliydi fakat ayrıldığımızda yağışlıydı.It was sunny when we arrived, but rainy when we left.
Güneşin dünyadan daha büyük olduğunu biliyoruz.We know that the sun is bigger than the earth.
Yükselen güneş gökyüzünü parlak bir renk karışımıyla süsledi.The rising sun bathed the sky in a brilliant blend of colours.
Hafta sonunda da güneş ışığı için umut ediyorum.I hope for sunshine at the weekend, as well.
Gerçek güneş gibidir! Her şeyi görmemizi sağlar, ancak gözlemlememize izin vermez.Truth is like the sun! It allows us to see everything, but does not let us observe it.
Bu, Tom'un güneş gözlüğü.These are Tom's sunglasses.
Tom ve ben birlikte güneşin doğuşunu izledik.Tom and I watched the sunrise together.
Bu güneş gözlükleri Tom'a ait.Those sunglasses belong to Tom.
Genellikle güneş kremi sürmem.I don't usually use sunscreen.
Bu kimin güneş gözlüğü?Whose sunglasses are these?
Bu benim güneş gözlüğüm değil.Those aren't my sunglasses.
Dün güneşli bir gün müydü?Was yesterday a sunny day?
Güneş doğudan doğar.The sun rises in the east.
Bu senin güneş gözlüğün mü?Are these your sunglasses?
Bunlar benim güneş gözlüklerim.Those are my sunglasses.
Tom'un yeni güneş gözlüğü var.Tom has new sunglasses.
Tom, Mary'den bir güneş gözlüğü ödünç aldı.Tom borrowed a pair of sunglasses from Mary.
Tom, Mary'nin güneş gözlüğünü pencereden attı.Tom threw Mary's sunglasses out the window.
Şanslıysak, yarın güneşli olacak.If we're lucky, it'll be sunny tomorrow.
Güneş gözlüğümü nerede bıraktığımı bilmiyorum.I don't know where I left sunglasses.
Yarın güneşli olacağını umuyorum.I'm hoping it'll be sunny tomorrow.
Bu güneş gözlüğü Tom'un.Those sunglasses are Tom's.
Umarım yarın güneşli olur.I hope it's sunny tomorrow.
Bu güneş gözlüğü benim.Those sunglasses are mine.
Hava güneşte güzel.It's nice in the sun.
Tom, güneş sistemi hakkında bir makale okudu.Tom read an article about the solar system.
Hem Tom hem de Mary güneş gözlüğü takıyorlar.Both Tom and Mary are wearing sunglasses.
Tom güneş gözlüğünü başının üstüne kaydırdı.Tom slid his sunglasses on top of his head.
Bu güneş gözlüğü çok pahalıydı.These sunglasses were very expensive.
Bu güneş gözlüğü çok pahalıdır.These sunglasses are very expensive.
Tom gözlerini güneşten korudu.Tom shielded his eyes from the sun.
Hava güneşli olacak.It's going to be sunny.
Güneş parlamıyor.The sun isn't shining.
Neredeyse her zaman güneş gözlüğü takarım.I almost always wear sunglasses.
O, Tom'un güneş gözlüğü mü?Are those Tom's sunglasses?
Bu güneş gözlüğü Tom'un mu?Are these sunglasses Tom's?
Bu güneş gözlüğü Tom'a ait.This pair of sunglasses belongs to Tom.

İlgili Sayfalar