günahın ile cümle

günahın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Mluvě pak k synům Izraelským, díš jim: Kdož by koli zlořečil Bohu svému, poneseť hřích svůj.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Och till Israels barn skall du tala och säga: Om någon hädar sin Gud, kommer han att bära på synd.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Og du skal tale til Israeliterne og sige: Når nogen bespotter sin Gud, skal han undgælde for sin Synd;
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Og du skal tale til Israels barn og si: Når nogen banner sin Gud, skal han lide for sin synd.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Parla agli Israeliti e dì loro: Chiunque maledirà il suo Dio, porterà la pena del suo peccato
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Setelah itu umumkanlah ini kepada bangsa Israel: Barangsiapa mengutuk Allah harus menanggung akibatny
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Sinom Izraelovim pa sporóči, govoreč: Kdorkoli preklinja Boga svojega, bo nosil greh svoj.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Tu parleras aux enfants d`Israël, et tu diras: Quiconque maudira son Dieu portera la peine de son péché.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Und sage den Kindern Israel: Welcher seinem Gott flucht, der soll seine Sünde tragen.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Według liczby lat po miłościwym roku kupisz od bliźniego twego; i według liczby lat dochody sprzeda tobie.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.Και λαλησον προς τους υιους Ισραηλ, λεγων, Οστις καταρασθη τον Θεον αυτου, Θελει βαστασει την ανομιαν αυτου
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.И говори на израилтяните, като речеш: Който прокълне своя Бог ще носи греха си.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.и сынам Израилевым скажи: кто будет злословить Бога своего, тот понесет грех свой;
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.ואל בני ישראל תדבר לאמר איש איש כי יקלל אלהיו ונשא חטאו׃
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.وكلم بني اسرائيل قائلا كل من سبّ الهه يحمل خطيته.
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.你 要 曉 諭 以 色 列 人 說 、 凡 咒 詛 神 的 、 必 擔 當 他 的 罪
İsrail halkına de ki, ‹Kim Tanrısına lanet ederse günahının cezasını çekecektir.你 要 曉諭 以色列人 說 、 凡 咒詛 神 的 、 必擔當 他 的 罪
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››A kňaz pokryje na ňom hriech pred Hospodinom, a odpustí sa mu, čokoľvek by bol učinil a previnil sa tým.
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››Dette er Loven om Afgrødeofferet: Arons Sønner skal frembære det for HERRENs Åsyn, hen til Alteret.
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››Imam mengurbankannya untuk dosa orang itu, maka ia akan diampuni TUHAN
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››제사장은 여호와 앞에서 그를 위하여 속죄한즉 그는 무슨 허물이든지 사함을 얻으리라
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››Og dette er loven om matofferet: Arons sønner skal bære det frem for Herrens åsyn, foran alteret.
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››Questa è la legge dell'oblazione. I figli di Aronne la offriranno al Signore, dinanzi all'altare
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››וכפר עליו הכהן לפני יהוה ונסלח לו על אחת מכל אשר יעשה לאשמה בה׃
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››فيكفّر عنه الكاهن امام الرب فيصفح عنه في الشيء من كل ما فعله مذنبا به
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››祭 司 要 在 耶 和 華 面 前 為 他 贖 罪 、 他 無 論 行 了 甚 麼 事 、 使 他 有 了 罪 、 都 必 蒙 赦 免
Kâhin RABbin huzurunda onun günahını bağışlatacak; işlediği suç ne olursa olsun kişi bağışlanacak.››祭司 要 在 耶和華 面前 為 他 贖罪 、 他 無論行 了 甚 麼事 、 使 他 有 了 罪 、 都 必 蒙 赦免
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.a keby sa tedy stalo, že by sa previnil proti niektorej z tých vecí, vyzná, čím zhrešil.
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Akkor, mivelhogy vétkezett ezek közül valamelyikben, vallja meg, hogy mi az, a miben bûnössé lett;
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Będąc tedy winien w jednej rzeczy z tych, wyzna grzech swój;
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.če je torej kriv česa takega, naj pripozna, s čimer je grešil,
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Celui donc qui se rendra coupable de l`une de ces choses, fera l`aveu de son péché.
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Cînd cineva, deci, se va face vinovat de unul din aceste lucruri, trebuie să-şi mărturisească păcatul.
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Dalam setiap perkara itu, orang yang bersalah harus mengakui kesalahannya
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Deverá, pois, quando for culpado numa destas coisas, confessar aquilo em que houver pecado.
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Když tedy vinen bude jednou věcí z těch: vyzná hřích svůj,
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.이 중 하나에 허물이 있을 때에는 아무 일에 범과하였노라 자복하고
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.når nogen altså har ført skyld over sig med noget av dette og bekjenner det han har syndet i,
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.niin, jos hän on vikapää johonkin sellaiseen, tunnustakoon sen, mitä on rikkonut,
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Quando uno dunque si sarà reso colpevole d'una di queste cose, confesserà il peccato commesso
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.så skall han, när han har ådragit sig skuld i något av dessa stycken, bekänna det vari han har syndat
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Vậy , khi nào ai mắc tội về một trong các điều nầy , thì_phải xưng mình phạm_tội chi ,
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Vậy, khi nào ai mắc tội về một trong các điều nầy, thì phải xưng mình phạm tội chi,
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Wenn's nun geschieht, daß er sich an einem verschuldet und bekennt, daß er daran gesündigt hat,
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli."Y sucederá que cuando alguien peque respecto a cualquiera de estas cosas, confesará aquello en que pecó
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Οταν λοιπον ειναι τις ενοχος εις εν εκ τουτων, θελει εξομολογηθη κατα τι ημαρτησε
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.А когато стане виновен в едно от тия неща, нека изповяда онова, в което е съгрешил;
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.Если он виновен в чем-нибудь из сих, и исповедается, в чем он согрешил,
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.והיה כי יאשם לאחת מאלה והתודה אשר חטא עליה׃
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.فان كان يذنب في شيء من هذه يقرّ بما قد اخطأ به.
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.他 有 了 罪 的 時 候 、 就 要 承 認 所 犯 的 罪
‹‹ ‹Kişi bu suçlardan birini işlediği zaman, günahını itiraf etmeli.他 有 了 罪 的 時候 、 就 要 承認 所 犯 的 罪
Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,Ako pa rečem brezbožnemu: Moraš umreti! in se izpreobrne od greha svojega in streže pravici in pravičnosti,
Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,Dimpotrivă cînd zic celui rău: ,Vei muri!` -dacă se întoarce dela păcatul lui şi face ce este bine şi plăcut,
Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,가령 내가 악인에게 말하기를 너는 죽으리라 하였다 하자 그가 돌이켜 자기의 죄에서 떠나서 법과 의대로 행하여
Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,Lorsque je dis au méchant: Tu mourras! -s`il revient de son péché et pratique la droiture et la justice,
Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,Og når jeg siger til den gudløse: "Du skal visselig dø!" og han omvender sig fra sin Synd og gør Ret og Skel,
Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,Se dico all'empio: Morirai, ed egli desiste dalla sua iniquità e compie ciò che è retto e giusto
Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,S ha mondom a hitetlennek: halállal halsz meg; és õ megtér bûnébõl és törvény szerint s igazságot cselekszik;
Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,Si digo al impío: 'Morirás irremisiblemente', y él se aparta de su pecado y practica el derecho y la justicia

İlgili Sayfalar