Balıklar günışığını sevmez.Fish don't like sunlight.
Şehrin hayatta kalmasına rağmen, günışığı kalıcı olarak ortadan kaybolmuştur.Although the city survives, the sunlight seems to be blotted out permanently.
Sarı rengi günışığı, yaşam ve Tanrı'yı sembolize etmek için kullandı.He used yellow as a symbol for sunlight, life, and God.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.All of the lights are daylight bulbs.
Bilim ve Teknoloji: Yunanistan'da neolitik bulgular günışığına çıkarıldıScience and Technology: Neolithic finds unearthed in Greece
Yunanca'da ise günışığı ya da ayışığı anlamına gelir.Was ist notwendiger, Sonnenschein oder Regen?
Kalıntıları günışığına çıkarmak için arkeolojik kazılara başlanmıştır.Archäologische Funde lassen aber auf eine Besiedlung bereits zur Bronzezeit schließen.
İzmir'de Üç Çocuktuk (Sezen - Haluk - Meltem), Hacer Kılcıoğlu, Günışığı Kitaplığı, İst.Trois singles en seront issus : Dark is the night (for All), Angel in the Snow et Lie down in Darkness.
Güneş de bir yıldızdır ancak teker olarak görünecek ve günışığı sağlayacak kadar Dünya’ya yakındır.مع أن الشمس نجمة أيضاً، الا أنها قريبة بما فيه الكفاية من الأرض لتبدو كقرص، ولتوفير ضوء النهار.
Günışığı Kitaplığı.شرح كتاب المراح.
Sarı rengi günışığı, yaşam ve Tanrı'yı sembolize etmek için kullandı.Ele usava amarelo como um símbolo de luz do sol, vida e Deus.
Kaçakların aramaları boşa çıkmaz ve nihayet gömülü servet günışığına çıkar.Os Patetas não perdem tempo e saem a procura de todos os suspeitos à vista.
Koyu kanatları günışığında yanardöner çok renkli bir parıltıya sahiptir.Op de donkere vleugels is een licht oker gekleurde band.
Güneş de bir yıldızdır ancak teker olarak görünecek ve günışığı sağlayacak kadar Dünya’ya yakındır.Słońce znajduje się dostatecznie blisko, abyśmy widzieli je jako dysk i aby zapewniać światło dzienne.
Sarı rengi günışığı, yaşam ve Tanrı'yı sembolize etmek için kullandı.Зелений колір слугував для зображення Раю і вічного життя.
Güneş de bir yıldızdır ancak teker olarak görünecek ve günışığı sağlayacak kadar Dünya’ya yakındır.Slunce je také hvězda, ale je dostatečně blízko na to, abychom ji viděli jako disk.
Khaos'tan Erebos ve kara Gece doğdu, Gecedense Esir ve Günışığı doğdu, Erebos'la sevişip birleşmesinden.Από το Χάος γεννήθηκε το Έρεβος και η Μαύρη Νύχτα που γέννησαν τον Αιθέρα και την Ημέρα.
Güneş de bir yıldızdır ancak teker olarak görünecek ve günışığı sağlayacak kadar Dünya’ya yakındır.Solen er også en stjerne, men den er tæt nok på Jorden til at ligne en skive, og til at give dagslys.
Japonya'nın 1991'de fırlatılan Yohkoh (Günışığı) uydusu X ışını dalgaboyunda Güneş püskürtülerini gözlemledi.Den japanske Yohkoh (solstråle) satellit opsendtes 1991 og observerede soludbrud på røntgenbølgelængder.
Japonya'nın 1991'de fırlatılan Yohkoh (Günışığı) uydusu X ışını dalgaboyunda Güneş püskürtülerini gözlemledi.I 1991 observerte Japans Yohkoh («Solstråle») solstormer ved røntgenbølgelengder.
Sarı rengi günışığı, yaşam ve Tanrı'yı sembolize etmek için kullandı.Ia memakai warna kuning sebagai simbol sinar matahari, kehidupan dan Tuhan.
Sarı rengi günışığı, yaşam ve Tanrı'yı sembolize etmek için kullandı.Ông sử dụng màu vàng như là một biểu tượng cho ánh sáng mặt trời, cuộc sống, và Chúa.
Güneş de bir yıldızdır ancak teker olarak görünecek ve günışığı sağlayacak kadar Dünya’ya yakındır.Slnko je tiež hviezda, ale je dostatočne blízko na to, aby sme ju videli ako disk.
Güneş de bir yıldızdır ancak teker olarak görünecek ve günışığı sağlayacak kadar Dünya’ya yakındır.Saulė yra išimtis: ji yra taip arti Žemės, kad atrodo kaip diskas ir suteikia dienos šviesą.
Günışığı Kitaplığı.Knygnešio diena.
Aşağı Doğu Yakası'na doğru- günışığının altında ağır bir duygusal çöküntü yaşadım문신 가게를 나서자마자, 밝은 대낮에 브로드웨이와 커널 거리, 길 한가운데
Aşağı Doğu Yakası'na doğru- günışığının altında ağır bir duygusal çöküntü yaşadımla doar câteva mile de aici în Lower East Side-- şi am avut o cădere emoţională masivă în plină zi
Aşağı Doğu Yakası'na doğru- günışığının altında ağır bir duygusal çöküntü yaşadımב-לואר איסט סייד -- הייתה לי התמוטטות עצבים לאור היום,
Aşağı Doğu Yakası'na doğru- günışığının altında ağır bir duygusal çöküntü yaşadımفي منطقة الجنوب الشرقي حتى حدث لي إنهيار عصبي تام في وضح النهار
Aşağı Doğu Yakası'na doğru- günışığının altında ağır bir duygusal çöküntü yaşadım真っ昼間なのに感情の糸が切れてしまったのは イースト・ブロードウェイとカナル・ストリートの交差点でした。
Bu, rüzgar tarafından çalıştırılmakta. Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.이것은 풍력 발전입니다. 모든 조명은 일광 전구이구요.
Bu, rüzgar tarafından çalıştırılmakta. Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.זה מופעל על ידי רוח. כל הנורות הן נורות אור יום.
Bu, rüzgar tarafından çalıştırılmakta. Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.هذا يدار بطاقة الرياح. كل الإنارة هي من ضوء النهار.
Bu, rüzgar tarafından çalıştırılmakta. Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.使われている塗料は化学薬品が最小限に抑えられています。
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Alla lampor är dagtidslampor.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Alle lichten zijn daglicht peertjes.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Alle Lichter sind Tageslichtbirnen.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.As luzes são lâmpadas de baixo consumo.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Az összes villanykörte nappali.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Máme tu denní světlo.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Semua lampunya adalah sinar dari luar.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Sono tutte luci da giorno.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Son todas luces de día.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Tất cả bóng đèn đều là bóng đèn tích kiệm năng lượng.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Toate luminile au becuri solare.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Toutes les lampes sont des ampoules à lumière naturelle.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Żarówki dają światło dzienne.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Όλα τα φώτα είναι λάμπες ημέρας.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Все освещение тоже.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Освітлення - від ламп денного світла та світлодіодів.
Bütün ışıklar günışığı ampülleridir.Цялото осветление е от крушки с дневна светлина.