günün ile cümle
günün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ona doğum gününde bir sürpriz yapmak için, ben harika bir pasta hazırladım.In order to give him a surprise on his birthday, I prepared a fantastic cake.
Sevgililer Gününü unuttuğu için erkek arkadaşıma kızgınım.I'm angry with my boyfriend for forgetting about Valentine's Day.
Kim, Hu Jintao'nun doğum gününü biliyor?Who knows Hu Jintao's birthday?
Hu Jintao'nun doğum gününü kim biliyor?Who knows Hu Jintao's birthday?
Odalar, ayrılış gününde saat on bire kadar boş bırakılmalıydı.Rooms should be left vacant by eleven a.m. on the day of departure.
O altmışıncı doğum gününü hastanede geçirdi.He spent his sixtieth birthday in the hospital.
Keşif, 1896 yılında sıcak bir Ağustos gününde gerçekleşti.The discovery took place on a warm August day in 1896.
Truman seçim gününe kadar mücadele etti.Truman campaigned until Election Day.
Doğum günün için sana bir bisiklet armağan etmek istiyorum.I want to give you a bicycle for your birthday.
O, ona doğum gününde bir kazak verdi.She gave him a sweater on his birthday.
Ona günün belirli bir saatini vermezdi.She wouldn't give him the time of day.
Günün en sevdiğiniz bölümü nedir?What's your favorite part of the day?
Egzersiz yapmak için günün en sevdiğin vakti nedir?What's your favorite time of day to exercise?
Günün en sevdiğiniz vakti nedir?What's your favorite time of day?
Doğum günün için sana yeni bir bisiklet vereceğim.I will give you a new bicycle for your birthday.
Günün nasıl geçti?How was your day?
Günün sonuna kadar cevabına ihtiyacım var.I need your answer by the end of the day.
Onlar Şükran Gününde hindi yediler.They ate turkey on Thanksgiving Day.
Amerikalılar Şükran gününde niçin hindi yer?Why do Americans eat turkey on Thanksgiving?
Tom bana salı gününün haricinde herhangi bir günde gelebileceğini söyledi.Tom told me that he could come on any day but Tuesday.
Tom bütün gece ve ertesi günün çoğunu bir kütük gibi uyudu.Tom slept like a log all night and most of the next day.
Tom genellikle günün bu saatine kadar sarhoştur.Tom is usually drunk by this time of day.
Tom yetmişinci doğum gününden sadece bir gün sonra öldü.Tom died just one day after his seventieth birthday.
Tom geçen hafta yirminci yaş gününü kutladı.Tom celebrated his twentieth birthday last week.
Tom bu numaradan günün herhangi bir saatinde bana ulaşabilir.Tom can reach me at this number any time of day.
Tom Mary'nin doğum gününde tesadüfen işten bir gün izin aldı.Tom happened to have the day off on Mary's birthday.
Tom, o ve Mary'nin evlendiği günün akşamında öldü.Tom died in the evening of the day he and Mary got married.
Tom, onun doğum gününde vermek için Mary'ye bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary on her birthday.
Tom günün daha iyi bir kısmı boyunca rapor üzerinde çalıştı.Tom worked on the report for the better part of the day.
Tom günün çoğunu yerel bir dergi için bir makale yazarak geçirdi.Tom spent the better part of the day writing an article for a local magazine.
Tom garajı boyamayı bitirmenin onun bir gününü alacağını düşündü.Tom figured it would take him a full day to finish painting the garage.
Tom kampa geldiğinde hâlâ günün erken saatleriydi.It was still early in the day when Tom arrived at the campground.
Bütün gününü televizyonun önünde geçirmemelisin.You shouldn't spend the whole day in front of the box!
Kahvaltı günün en önemli öğünüdür.Breakfast is the most important meal of the day.
Günün bu saatinde caddede kimsenin olmamasının tuhaf olduğunu düşünüyorum.I think it's strange that no one is on the street this time of the day.
Babalar Günün kutlu olsun!Happy Fathers' Day!
Tom, Mary ve John Cumartesi gününü yetenek gösterisi için uygulama yaparak geçirdi.Tom, Mary and John spent Saturday practicing for the talent show.
Tom Mary'nin doğum gününden özel bir şey yapmak istiyor.Tom wants to do something special for Mary's birthday.
Tom gününe genellikle sıcak bir fincan kahveyle başlar.Tom usually starts his day with a hot cup of coffee.
Tom'un önümüzdeki Pazartesi gününden önce vereceği önemli bir kararı var.Tom has an important decision to make before next Monday.
Tom savaşların hiç olmayacağı günün geleceğine inanıyor.Tom believes the day will come when there will be no more wars.
Çevirmen çevirinin pazartesi gününe kadar hazır olacağını söyledi.The translator said the translation would be ready by Monday.
Karı ve koca arasındaki kavga, bir bahar gününün yağmuru gibidir.A quarrel between husband and wife is like a spring day's drizzle.
Tom her yıl doğum gününde buraya gelmeyi seviyor.Tom likes to come here every year on his birthday.
Bu son günün olsaydı ne yapardın?What would you do if this was your last day?
Devrimi anma gününü kutla!Celebrate the revolution memorial day!
Doğum gününü mü unuttun? Ağzından yel alsın.Forget your birthday? Perish the thought.
Maaş gününü düşün.Think about pay day.
Yüzüncü doğum gününden birkaç gün önce vefat etti.He passed away several days before his hundredth birthday.
Doğum gününde Tom'a ne verdin?What did you give Tom on his birthday?
Herhangi bir kış gününde ona rastladım.I met her on a certain winter day.
Günün birinde oğlan, iz bırakmadan ortadan kayboldu.Some day, the boy disappeared without a trace.
Lütfen ara sınav belgesini sınıfın ilk gününe kadar yanınızda getirin.Please bring your intermediate examination certificate with you to the first day of class.
Doğum gününüz yakında geliyor.Your birthday is coming soon.
O günü gününe bilgi ediniyor, bu yüzden o bir şey bilebilir.She's well-informed, so she might know something.
Doğum günün için sana bir bisiklet alacağım.I will get you a bike for your birthday.
Sana doğum günün için bir bisiklet alacağım.I will get you a bicycle for your birthday.
Doğum günün geliyor.Your birthday is coming.
Ateistler yargı gününde hak ettikleri cezayı alacaklar.Atheists will get their comeuppance on Judgment Day.
Erkek kardeşim pazartesi günün geliyor.My brother is coming on Monday.