Kısa günün kârı.The rest is gravy.
Pazar gününe kadar gitmiş olacağım.I'll be gone until Sunday.
Tom büyük olasılıkla pazartesi günü meşgul olacak.Tom is very likely to be busy on Monday.
Cuma günü için herhangi bir planın var mı?Do you have any plans for Friday?
Tom önümüzdeki Pazartesi gününe kadar bizimle olacak.Tom will be with us until next Monday.
Bir insanın mutluluğu onun gününü uzatır.The happiness of a person prolongs his day.
Mary, Tom'a doğum günü için bir kürek verdi.Mary gave Tom a shovel for his birthday.
Mary bütün günü hediyelik eşya dükkanlarında geçirir.Mary spent the entire day in souvenir shops.
Balayımızın hemen hemen her günü şnorkelle yüzdük.We snorkeled almost every day of our honeymoon.
Tom doğum gününde postacıya bir hediye verdi.Tom gave the postman a present on his birthday.
Günün sonunda o kadar yorulduk ki birbirimize başka bir kelime bile etmedik.At the end of the day we were so tired that we didn't say another word to each other.
Her günün 1440 dakikası var.Every day has 1440 minutes.
Pazartesi günü sana bildireceğim.I'll let you know on Monday.
Tom bütün günü boş boş oturarak geçirdi.Tom spent all day goofing off.
Tom pazartesi gününden önce bana borçlu olduğu tüm parayı geri ödeyeceğini söylüyor.Tom says he'll pay back all the money he owes me before Monday.
Tom her pazartesi günü tenis oynar.Tom plays tennis every Monday.
Sanırım bizim şanslı günümüz olmalı.I guess it must be our lucky day.
Doğum gününüzü nerede kutlayacağınıza karar verdiniz mi?Have you decided where you're going to celebrate your birthday?
Tom için bir doğum günü partisi vermeliyiz.We're going to have to have a birthday party for Tom.
Tom'un günün bu vaktinde burada olması çok olağandışı.It's very unusual for Tom to be here this time of day.
Tom için günün bu saatinde burada olmak çok sıra dışı.It's very unusual for Tom to be here this time of day.
2 Şubat Groundhog Günüdür.February second is Groundhog Day.
Bugün benim izinli günüm.Today's my day off.
Bugün izin günüm.Today's my day off.
Annem ve babama doğum günümde flüt istediğimi zaten söyledim.I've already told my parents that I want a flute for my birthday.
Günün sonundan önce onunla uğraşmak zorundayız.We have to deal with that before the end of the day.
Tom'un doğum günü ekim'de, benimki kasım'da.Tom's birthday is in October and mine is in November.
Düğün günümde yağmur yağmayacak.It won't rain on my wedding day.
Hamile olup olmadığınızı öğrenmek günümüzde kolaydır.It's easy nowadays to find out if you're pregnant or not.
Pazartesi günü ofiste olması muhtemel tek kişi Tom.Tom is the only one likely to be in the office on Monday.
Günü nasıl geçirdiniz?How did you spend the day?
Fadıl'ın hayatı bir sonbahar günü tersine döndü.Fadil's life turned upside down one fall day.
Tom Pazartesi günü burada olacak.Tom will be here on Monday.
Pazartesi günü bana yardım etmeye istekli misin?Would you be willing to help me on Monday?
Tom pazartesi günü saat 2.30'a kadar burada olmamızı istediğini söyledi.Tom said he wanted us to be here by 2:30 on Monday.
Tom pazartesi günü Mary ile konuştu.Tom spoke to Mary on Monday.
Bunu pazartesi gününe kadar yapmayacağız.We're not going to do that until Monday.
Onu pazartesi gününe kadar yapmayacağız.We're not going to do that until Monday.
Pazartesi günü bir keman dersi var.I have a violin lesson on Monday.
Doğum gününe kadar kaç gün var?How many days are there until your birthday?
Bugünün benim doğum günüm olduğunu nereden bildin?How did you know that today is my birthday?
Bugünün benim doğum günüm olduğunu nasıl bildin?How did you know that today is my birthday?
Tom, Mary'ye pazartesi günü dönebileceğini söyledi.Tom said Mary may return on Monday.
Tom'un bana pazartesi günü söylediği budur.That's what Tom told me on Monday.
Tom muhtemelen pazartesi gününe kadar kalmak isteyecektir.Tom is likely to want to stay until Monday.
Pazartesi günü meşgul olabilirim.I might be busy on Monday.
Ben pazartesi günü nadiren dışarı çıkarım.I seldom go out on Monday.
Tom, Mary'ye pazartesi günü olabilecekler hakkında endişelenmemesini söyledi.Tom told Mary not to worry about what might happen on Monday.
Onu gelecek pazartesi gününe kadar yapamam.I can't do that until next Monday.
Pazartesi günü kasabada olacağım.I'll be in town on Monday.
Park pazartesi günü kapalıdır.The park is closed on Monday.
Pazar günü asla çalışmam.I never work on Sunday.
Pazartesi günü Boston'dan ayrılacağım.I'll leave Boston on Monday.
Ben Tom'un doğum günü partisinde bir konuşma yaptım.I gave a speech at Tom's birthday party.
Pazartesi günü gidiyor olacağız.We'll be leaving on Monday.
Pazartesi gününe kadar para almayacağım.I won't be paid until Monday.
Önümüzdeki pazartesi gününe kadar kasaba dışında olacağım.I'll be out of town until next Monday.
Annemi her zaman onun doğum gününde ararım.I always call my mother on her birthday.
Pazartesi günü ne oldu?What happened on Monday?
Şanslı günümdeyim.I'm on a roll.