Sen Aziz Parik gününde her zaman yeşil giyer misin?Do you always wear green on St. Patrick's Day?
Sadece üç günümüz daha var.We've only got three more days.
Tom, Mary'ye onun doğum günü için bir şarkı yazmak istedi.Tom wanted to write Mary a song for her birthday.
Tom doğum günümü unuttu.Tom forgot my birthday.
Doğum günümü iple çekiyorum.I'm looking forward to my birthday.
Yarın benim izin günüm ve evde uyumayı planlıyorum.Tomorrow's my day off and I plan to sleep in.
Bu benim şanslı günüm olmalı.This must be my lucky day.
Bu bizim şanslı günümüz olmalı.It must be our lucky day.
Bugün benim şanslı günüm değil gibi görünüyor.It looks like today is not my lucky day.
Pazartesi günü Tom'la konuşacağız.We'll talk with Tom on Monday.
Pazartesi günü Tom'la konuştun mu?Did you talk to Tom on Monday?
Ben bir gün gecikiyorum ama "Doğum günün kutlu olsun!"I'm a day late, but "Happy Birthday!".
Tom önümüzdeki Pazartesi günü Hilton Oteli'nde kalıyor olacak.Tom will be staying at the Hilton Hotel next Monday.
Tom hastaydı bu yüzden doğum günü partime gelemedi.Tom was sick, so he couldn't come to my birthday party.
Tom bize gününden bahsetti.Tom told us about his day.
Tom'a günü onunla geçireceğimi söyledim.I told Tom I'd spend the day with him.
Onlar pazartesi günü bana sonuçları söyleyecek.They're going to tell me the results on Monday.
Tom'a pazartesi günü işe gelmesine gerek olmadığını söyledim.I told Tom he didn't need to come to work on Monday.
Tom doğum günüme kadar zarfı açmamamı söyledi.Tom told me not to open the envelope until my birthday.
Tom'un doğum günüm için bana bir şey vereceğini sana söyledim.I told you Tom would give me something for my birthday.
Tom bana sadece pazartesi günü ona yardım etmek zorunda olmadığımı söyledi.Tom just told me that I didn't have to help him on Monday.
Tom'a doğum günü partisinde olamayacağım için üzgün olduğumu söyle.Tell Tom I'm sorry I wasn't able to be at his birthday party.
Onlar bana ne söylerse söylesin, hâlâ pazartesi günü Boston'a gitmeyi planlıyorum.No matter what they tell me, I still plan to go to Boston on Monday.
Tom sadece bize Mary'nin doğum günü partisine gelemeyeceğini söyledi.Tom just told us he wouldn't be able to come to Mary's birthday party.
Doğum gününde özel bir şey yapmamız gerektiğini düşünüyorum.I think we should do something special on your birthday.
Çalışma günü monotonluğunu kırmak için Tom öğle vakti koşusuna can atıyor.Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.
Doğum günü partini mahvettiğim için üzgünüm.I'm sorry for ruining your birthday party.
Umarım hiçbir şey birlikteki son günümüzü mahvetmez.I hope nothing ruins our last day together.
Eğer Tom ortaya çıkarsa, bu, Mary'nin gününü mahvedecek.If Tom shows up, it's going to ruin Mary's day.
Tom günü kurtardı.Tom saved the day.
Doğum günüm için bir parti veriyorum. Gelmek ister misin?I'm having a party for my birthday. Do you want to come?
Cuma günü gösteriye gidebiliriz.We can go to the show on Friday.
Doğum günü için ona bir bilezik veriyorum.I am giving her a bracelet for her birthday.
Doğum günü için ona bir bilezik hediye ediyorum.I am giving her a bracelet for her birthday.
Ona doğum günü için bir bilezik hediye ediyorum.I am giving him a bracelet for his birthday.
Önümüzdeki cuma günü French House'la dans var.There is a dance at the French House next Friday.
Dersin ilk günü, ödevini yapmak için ihtiyaç duyduğu ders kitabını satın aldı.The first day of the course he bought the textbook which he needed to do his homework.
Her cuma günü saat 6'da.It's on every Friday at 6.
Cumartesi günü oğluma bakacak birini arıyorum.I'm looking for someone to mind my son on Saturday.
Hey, bugünün benim doğum günüm olduğunu biliyor musunuz?Hey, do you know it's my birthday today?
Onların pazartesi günü çalışmaları gerekir.They should work on Monday.
Benzin istasyonu haftanın yedi günü açık.The petrol station is open seven days a week.
Toplantı cuma günü gerçekleşiyor.The meeting is taking place on Friday.
O salı günü hazır olmalı.That should be ready on Tuesday.
Pazar günüydü ve dükkânlar kapalıydı.It was Sunday, and shops were closed.
Tom'un doğum günü için özel bir şey yapmayı planlıyor muydun?Were you planning to do something special for Tom's birthday?
Cuma günü benimle dışarı çıkmak istiyor musun?Do you want to go out with me on Friday?
Doğum günüm için bana verdiğin küpeleri taktım.I wore the earrings that you gave me for my birthday.
Kız doğum günü hediyesini açtı ve gülümsedi.The girl opened up her birthday present and smiled.
Sadece bu günün geçmesini istiyorum.I just want this day to be over.
Biz günü plajda geçirdik.We spent the day at the beach.
Yarın uzun bir günümüz var.We've got a long day tomorrow.
Yalnızca üç günümüz kaldı.We've only got three days left.
Sadece kalan üç günümüz var.We've only got three days left.
Üç günümüz daha var.We've got another three days.
Pazartesi günü gemi yolculuğuna gidiyoruz.We're going sailing on Monday.
Burada şanslı günümüzdeyiz.We're on a roll here.
Tom ve Mary ayrıldı, bu yüzden onlar cuma günü birlikte dansa gitmeyecekler.Tom and Mary broke up, so they won't be going to the dance together on Friday.
Günün sonuna kadar onu yaptıracağız.We'll have it done by the end of the day.
Günün sonuna kadar bileceğiz.We'll know by the end of the day.