güldü ile cümle
güldü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.La gente non sa che ridiamo.
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.La gente no sabe que nos reímos.
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.Les gens ne savent pas que nous rions.
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.Ludzie nie wiedzą, że lubimy się śmiać.
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.Lumea nu știe că mai și râdem.
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.Nós rimos, certo?
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.Toen ik de As van het Kwaad-toernee deed, kwam dat uit op Comedy Central.
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.Люди не знають, що ми теж багато сміємось.
İnsanlar bizim güldüğümüzü bilmiyorlar.Хората не знаят, че ние се смеем.
İnsanları güldürmekten.Die Leute zum Lachen zu bringen.
İnsanları güldürmekten.Faire rire les gens.
İnsanları güldürmekten.Far ridere la gente.
İnsanları güldürmekten.Fazer as pessoas rir.
İnsanları güldürmekten.Hacer reír a la gente,
İnsanları güldürmekten.사람들을 웃게 하는 것.
İnsanları güldürmekten.Làm mọi người cười.
İnsanları güldürmekten.Megnevettetni embereket.
İnsanları güldürmekten.Membuat orang tertawa.
İnsanları güldürmekten.Mensen aan het lachen maken.
İnsanları güldürmekten.Să facă oamenii să râdă.
İnsanları güldürmekten.Να κάνει τους ανθρώπους να γελούν.
İnsanları güldürmekten.Да разсмива хората.
İnsanları güldürmekten.Смешить людей.
İnsanları güldürmekten.להצחיק אנשים.
İnsanları güldürmekten.جعل الناس يضحكون.
İnsanları güldürmekten.どのように死んでいった?
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Aqui está ele", riu o velho, e então ele falou com o pássaro como se fosse falando com uma criança.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Eccolo," ridacchiò il vecchio, e poi ha parlato con l'uccello come se fosse parlando ad un bambino.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Här är han", skrockade den gamle mannen, och han talade till fågeln som om han talar till ett barn.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Her er han," grinede den gamle mand, og han talte til fuglen, som om han var taler til et barn.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Hier is hij," grinnikte de oude man, en toen sprak hij de vogel alsof hij gesprek met een kind.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Hier ist er", kicherte der Alte, und dann sprach er den Vogel, als ob er mit einem Kind sprechen.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Ici, il est", ricana le vieil homme, puis il a parlé à l'oiseau comme s'il était parler à un enfant.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Itt van", kuncogott az öreg, majd így szólt a madár, mintha beszél a gyermek.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Tady je," zasmál se starý muž, a pak promluvil na ptáka, jako by se mluví k dítěti.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Tässä hän on," naureskeli vanha mies, ja sitten hän puhui lintu ikään kuin hän olisi puhuu lapselle.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Tu je," zasmial sa starý muž, a potom prehovoril na vtáka, ako by sa hovorí k dieťaťu.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Tukaj je," se je zarežal starec, nato pa je govoril, da ptice, kakor da bi govor na otroka.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Εδώ είναι", γέλασε ο γέρος, και στη συνέχεια μίλησε για το πουλί, σαν να ήταν μιλώντας σε ένα παιδί.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Вот он," усмехнулся старик, и тогда он говорил с птицей, как будто он говорить с ребенком.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Ось він," усміхнувся старий, і тоді він говорив з птахом, як ніби він говорити з дитиною.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu Bir çocuğun konuşma."Тук той", се засмя на стареца, а след това той разговаря с птицата, ако той говори с едно дете.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu"여기있다"늙은이 chuckled, 그리고 그가 것처럼 그는 새 이야기
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu"Oto on," zaśmiał się stary człowiek, a następnie przemówił do ptaków jak gdyby
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu"Tại đây ông" ông già, và sau đó ông đã nói chuyện với con chim như thể ông là nói chuyện với một đứa trẻ.
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu"הנה הוא", גיחך הזקן, ולאחר מכן דיבר אל הציפור כאילו הוא
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu"ها هو" ذهل الرجل العجوز ، ثم تحدث إلى الطيور كما لو كان
"İşte o," yaşlı adam güldü, sonra sanki o kuş konuştu子供に話す。 "THA"され、股関節"しているどこに生意気な少し
Jabez Wilson ağır güldü.Jabez Wilson lo tungt.
Jabez Wilson ağır güldü.Jabez Wilson nauroi raskaasti.
Jabez Wilson ağır güldü.Wilson Jabez nevetett erősen.
Jamaikalı Başbakanın Yalın Ayak Seferi Güldürdü ve Altyapı Hakkında Soru İşaretleri OluşturduCampaña del primer ministro de Jamaica descalzo mueve a risa —y a hacer preguntas sobre infraestructura
---(Kahkahalar)--- Hemşire gergin bir şekilde güldü ve kafamı çevirip herkesi görmeye çalıştım.-- (Gelach) -- de verpleegster krijgt een hysterische lachbui.
Kendi ceplerine ellerini koymak, o ateşin önünde bacakları uzatıp ve birkaç dakika için yürekten güldü.Att sätta händerna i fickorna, sträckte han ut benen framför brasan och skrattade hjärtligt i några minuter.
Kendi ceplerine ellerini koymak, o ateşin önünde bacakları uzatıp ve birkaç dakika için yürekten güldü.Colocando as mãos nos bolsos, ele esticou as pernas na frente do fogo e riu gostosamente por alguns minutos.
Kendi ceplerine ellerini koymak, o ateşin önünde bacakları uzatıp ve birkaç dakika için yürekten güldü.Kładąc ręce do kieszeni, wyciągnął nogi przed ogniem i śmiał się serdecznie za kilka minut.
Kendi ceplerine ellerini koymak, o ateşin önünde bacakları uzatıp ve birkaç dakika için yürekten güldü.주머니에 손을 댔을, 그는 화재의 앞에 다리를 뻗어 일부 분 동안 실컷 웃었다.
Kendi ceplerine ellerini koymak, o ateşin önünde bacakları uzatıp ve birkaç dakika için yürekten güldü.Lagde hænderne i lommen, han strakte benene foran ilden og lo hjerteligt for nogle minutter.
Kendi ceplerine ellerini koymak, o ateşin önünde bacakları uzatıp ve birkaç dakika için yürekten güldü.Menempatkan tangan ke sakunya, dia mengulurkan kakinya di depan api dan tertawa lepas untuk beberapa menit.
Kendi ceplerine ellerini koymak, o ateşin önünde bacakları uzatıp ve birkaç dakika için yürekten güldü.Mettere le mani in tasca, stese le gambe di fronte al fuoco e rise di cuore per qualche minuto.